Yönetim Araçlarının Yayılım Süreci

Yönetim Araçlarının Yayılım Süreci

İşletmeler verimlilik ve etkinlik düzeylerini arttırabilmek için çeşitli yönetim araçları kullanırlar. Bu yönetim araçları ilk ortaya atıldıkları sırada yenilik olarak görülmekte ve bazı örgütlerce kabul, bazı örgütlerce ise ret edilmektedir. Üstelik çoğu zaman bu araçlardan etkili olanlar kabul görmezken, etkisiz olanlar yayılım göstermektedir. Yönetim araçlarının nasıl yayıldıkları Eric Abrahamson tarafından dört perspektifle açıklanmıştır.

Bilindiği üzere yönetim araçları örgüt yapısı ile örgüt kültürünü tasarlama yolları olarak da tanımlanabilmektedir. Stratejik planlama birimleri, iş zenginleştirme, kalite çemberleri, stratejik işbirlikleri, değişim mühendisliği, öğrenen örgütler, bilgi yönetimi.. Bu listeye onlarca yönetim aracı eklenebilir. Belli bir girdiyi en üst düzeyde çıktıya dönüştürme niyetiyle kullanılan yönetim araçlarının yayılımı, çeşitli yerlerde yönetim modası veya yönetim hevesi şeklinde ifade edilmektedir.

Tabi bu moda ve hevesler örgütlere zarar da verebilmektedir. Örneğin bunlar teknik olarak etkisiz yönetim araçlarının yayılımını kolaylaştırmaktadırlar. İşletme için çok az bir fayda sağlayan veya yenilikçi olarak görünse de örgütsel performans üzerinde küçük bir etkiye sahip olan yönetim araçları bu sayede yaygınlaşabilmektedir. İşletmelerin yaşayabileceği zararların ikinci türü ise etkili olma potansiyeli taşıyan yönetim araçlarının reddedilmesi ile yaşanmaktadır. Buradaki varsayım, yönetim araçlarının kademeli, dikkat isteyen ve istikrarlı bir uygulama süreci sonucunda etkili olacağıdır. Ancak yönetim moda ve hevesleri örgütlerin bir araçtan diğerine atlamasına sebebiyet vermekte ve etkili olması için bir yönetim aracına yeterli zamanı tanımamaktadır.

Yeni yönetim araçlarının yayılmasında yenilik yanlısı önyargılar (proinnovation biases) etkili olmaktadır. Bu önyargılar yeniliklerin her zaman örgütlere fayda getireceği varsayımı şeklinde tanımlanmaktadır. Bu nedenle yönetim araçlarının yayılımına dair bir perspektif oldukça baskın durumdadır. Etkili seçim perspektifi olarak isimlendirilen bu perspektif yenilik yanlısı önyargıları pekiştirmektedir çünkü bu, bir yönetim aracını benimseyenlerin teknik olarak etkili hedefler doğrultusunda bağımsız ve rasyonel seçimler yaptıkları bir modele dayanmaktadır. Diğer ifadeyle rasyonel bir benimseyen, yayılan teknik anlamda etkisiz bir yönetim aracını seçmeye veya başka örgütlerin benimsediği etkili bir yönetim aracını reddetmeye asla karar vermeyecektir.

Bu baskın perspektifle beraber yönetim araçlarının yayılımını veya reddini açıklayan dört perspektif bulunmaktadır: zoraki seçim perspektifi, yönetim modası perspektifi ve yönetim hevesi perspektifi. Bu dört perspektifin dayandığı varsayımlar ve yayılım ile reddi açıklama mekanizmaları farklıdır.

Rasyonel seçim teorisine dayanan etkili seçim perspektifinin varsayımları şunlardır: Bireyler, örgütler veya onların üst yönetim takımları; tercihleri, hedefleri (kar maksimizasyonu, pazar payı büyümesi, rekabet üstünlüğü gibi) veya herhangi bir stratejik tercihleriyle ilgili ve kullanacakları yeni yönetim araçlarının çıktı/girdi olarak ölçülen etkililiğiyle ilgili çok az belirsizliğe sahiptirler. Diğer ifadeyle bir grup içindeki örgütler bir yönetim aracını benimsemeyi özgürce ve bağımsızca seçebilirler. Dolayısıyla bu grup içerisindeki yayılımı veya reddi grup içindeki örgütler belirlerler. Bu örgütlerin hedefleri ile etkili araçların bu hedeflere nasıl ulaştıracağına dair değerlendirmeleriyle ilgili nispeten emindirler. Başka örgütleri taklit etmezler. Dolayısıyla taklit süreçleri yönetim araçlarının yayılımını veya reddini harekete geçirmez.

Etkili seçim perspektifi çevresel değişikliklerin örgütlerde benzer performans boşlukları yaratacağını söylemektedir. Buna göre planlanan örgütsel hedefler ile ulaşılan hedefler arasındaki bu boşluklar, benzer hedeflere sahip örgütlerin aynı yönetim araçlarını kullanmalarını teşvik etmektedir. Dolayısıyla performans boşluklarını deneyimlemeyen veya farklı hedeflere sahip örgütler bu yönetim araçlarını benimseme kararı almayacaklardır.

Bu perspektifteki yönetim araçlarının reddine ilişkin açıklamalar ise genelde çevresel değişikliklerin örgütsel performans açıklarını kapatmada etkisiz olanların yerine yenilerinin getirilmesi üzerine kurulmuştur. Buna göre bir yönetim aracı bu performans boşluklarını düşüremediğinde popülerliğini kaybetmektedir. Teknolojik ve bilimsel gelişmeler yeni performans boşlukları yaratmakta ve eski yönetim araçlarını yerlerine bu boşlukları kapatabilen yeni araçları getirmektedir.

Zoraki seçim perspektifi bir örgüt grubunun dışındaki birtakım örgütlerin yönetim araçlarının yayılımı veya reddi üzerinde etkili olduğunu ve taklit süreçlerinin bu yayılım veya reddi harekete geçirmediğini söylemektedir. İlk varsayımını yeni kurumsal teorinin kurumsal girişimcilerinden (dışarıdaki güçlü örgütler) ve örgütlerin politik çevresinden almaktadır. Buna göre bu güçlü örgütler (örneğin sendikalar veya savaş dönemlerinde kurulan savaş işgücü kurulları) hangi yönetim araçlarının yayılacağını ve hangilerinin reddedileceğini belirlemeye çalışabilmektedirler.

Tabi bu güçlü örgütler farklı ve çatışan tercihlere, çıkarlara sahip olabilmektedirler. Buna göre bir yönetim aracının reddini harekete geçiren örgütlerin gücü, yayılımını isteyen örgütlerin gücünden fazlaysa bu yönetim aracı reddedilecektir. Örneğin katılımcı yönetim teknikleri 1960 ve 1970’lerde İsveç ve Japonya’da yayılım gösterirken; sendikalar ile yöneticiler birliği arasındaki anlaşmazlıklar ABD’de bu tekniklerin popülerliğinin düşmesine neden olmuştur.

Yönetim modası perspektifi bir gruptaki örgütlerin dışındaki birtakım örgütlerin, yönetim aracının yayılma veya reddedilmesini belirlediklerini ve çevresel kuvvetler, hedefler ve teknik etkinlik ile ilgili belirsizliğin örgütleri başka örgütleri taklit etmeye ittiğini, dolayısıyla da bu taklit süreçlerinin yayılım veya reddi harekete geçirdiğini iddia etmektedir. Danışmanlık firmaları, işletme okulları, yönetim guruları ve iş dünyasıyla ilgili kitle iletişim organlarının moda belirleyen örgütler olarak yönetim araçlarının yayılımını veya reddini belirlemeye çalıştıkları varsayılmaktadır. Zaten bu tür örgütlerin misyonları yönetim araçlarının yaratılması veya yayılmasını içermektedir.

Bu perspektife göre yönetim araçları doğrudan popüler talep ile moda olmamaktadır. Bunun yerine moda belirleyiciler birçok yönetim aracı içinden seçim yapmada ve bu araçlara dair örgütlerin farkındalığını arttırmada aktif rol oynamaktadırlar. Bu sayede bunları modalaştırmakta ve yayılımını hızlandırmaktadırlar. Fortune ve Capital gibi kitle iletişim örgütleri ile Mükemmeli Arayış gibi popüler iş kitapları ulaşabildikleri kitlenin büyüklüğü nedeniyle bu modaların yayılmasında hâkim rol almaktadırlar. Moda belirleyiciler kamu kurumları ile sendikaların aksine örgütleri kendilerine taklit ettirmek için mecbur edici güce sahip değildirler. Onların yönetim modalarını etkileme gücü, örgütlere kendi yönetim aracı tercihlerine güven duymalarını ve kendilerini taklit etmelerini aşılama kapasitesinden gelmektedir.

Yönetim araçlarının reddedilmesine dair yönetim modası perspektifinin açıklaması iki şekildedir. Bunlardan birincisi yeni geliştirilen tekniklerin eskilerin yerini almasıdır. Bunun nedeni olarak ise yeni ile eskinin birbirini dışlayan özellikte olması gösterilmektedir. Diğer açıklama ise moda olarak yönetim araçlarının yalnızca sembolik veya duygusal olarak etkili olmasıdır. Bir yönetim aracını sembolik veya duygusal olarak etkili yapan umut aşılama, yenilikçi gözükme ve yönetimin sıkıntılarını dindirme gibi özelliklerdir. Bu tür yönetim araçları eskidikçe bahsedilen özelliklerin etkisi kaybolacak ve örgütler tarafından reddedilecektir.

Son olarak yönetim hevesi perspektifi yönetim modası perspektifine benzemekle beraber bir yönden farklılaşmaktadır. Bu perspektifte yönetim araçlarının yayılımı aynı grup içindeki örgütlerin birbirlerini taklit etmeleriyle olmaktadır. Yönetim hevesi perspektifinin bahsedilen yayılımı açıklarken odaklandığı konular iletişim, sosyal etkileşimler ve ekonomik çıkarlar olmuştur. Buna göre örgütler, diğer örgütlerin yönetim araç ve tekniği seçimlerini bu yeni yönetim aracına dair muğlaklığı azaltan bilgiyi elde ettiğinde taklit ederler. Sosyal etkileşim açısından örgütler bu yeni yönetim araçlarına izin veren normlara uyarak meşru gözükmek için başka örgütleri taklit ederler. Ekonomik çıkarlarla ilgili olarak ise örgütler rakiplerinin bir yönetim aracını kullanarak rekabet üstünlüğü elde etme riskinden kaçınmak için bu aracı kullanmaya karar verirler.

Bu açıklamalara ek olarak hangi örgütün hangi örgütü taklit edeceğini açıklamak için bireysel özelliklere, çoğunluğa ve etkileşimlere vurgu yapmışlardır. İtibar gibi bazı özellikler yönünden zayıf olan örgütler güçlü itibara sahip örgütlerin yönetim aracı tercihlerini taklit edebilmektedirler. Örgütler ayrıca bir yönetim aracını kullanan örgüt sayısındaki artışa bakarak sürü psikolojisine bürünebilmekte ve sürü psikolojisi baskısını deneyimleyerek çoğunluğun kullandığı yönetim aracını kullanabilmektedirler. Etkileşim açısından ise coğrafi olarak yakın olan veya iletişim ağında bulunan örgütler yönetim hevesi olarak aynı aracın kullanımına yol açabilmektedirler.

Yönetim araçlarının reddine ilişkin yönetim hevesi perspektifinin açıklamaları yaşayarak öğrenme ve karşı sürü psikolojisi üzerine kurulmaktadır. Örneğin ekstrem bir durum olarak bir yönetim aracının kullanılması büyük bir ekonomik kayıp oluşturursa, diğer örgütler tarafından reddedilecektir. Bir yönetim aracının kullanılarak etkisiz olduğunun öğrenilmesi veya bu araca yönelik hevesin cazibesinin yok olması da reddetme kararına yol açabilecektir. Rekabet üstünlüğü arayan bir örgüt kullandığı yönetim aracının başka örgütlerce kullanıldığını gördüğünde yeni araç kullanımına geçebilir. Aynı şekilde bir yönetim aracının düşük itibarlı örgütlerce kullanımının artması, bu aracı kendisini farklılaştırmak için kullanan örgütün bırakma kararı almasına ve yeni bir yönetim aracı benimsemesine yol açabilir.

Özetle örgütlerin verimlilik ile performanslarını yukarılara çıkarmak için kullandıkları yönetim araçlarının yayılım ve ret süreçleri dört perspektifle açıklanabilmektedir. Etkili seçim, zoraki seçim, yönetim modası ve yönetim hevesi şeklinde sıralanan bu perspektiflerden ilki örgütlerin rasyonelliği esasına dayanırken; diğer üçü gerek başka örgütlerin dahil oluşu gerekse başka taklit etme davranışlarının gerçeklemesi ile odağı yönetim aracını kullanan örgütten uzaklaştırmaktadır.

Yönetim Araçlarının Yayılım Süreci
Etiketlendi:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir