İş Ahlakı ve Etik Teoriler

İş Ahlakı ve Etik Teoriler

İş yaşamında başta yöneticiler olmak üzere bütün çalışanlar eylemlerini gerçekleştirirken bazı ahlaki ikilemlere düşmektedirler. Bu tür farklı durumlar için genel sonuçlar üreten iş ahlakı ve etik teoriler bulunmaktadır.

Ahlak, etik ve ahlak teorisi arasındaki ilişkiye bakacak olursak ahlak birey ve toplum düzeyinde doğru ve yanlışların belirlendiği sosyal süreçlerdeki kural, değer ve inançlarla ilgili bir kavramken;  etik bu kural ve ilkelerin nedenlerini açıklığa kavuşturmaya çalışan uygulamalarla ilgili bir kavramdır. Özetle ahlak etik gerekçelendirmeler sonucunda ahlak teorisine dönüşmektedir.

Teoriler vasıtasıyla genelde ahlak özelde ise iş ahlakının üç tür düşünme şekli vardır. (İş ahlakının ne demek olduğu ve tarihsel gelişimi ile ilgili olan İş Ahlakının Organizasyonlar İçin Önemi yazıma bakabilirsiniz.)

Ahlakın bilimsel veya tarihsel incelemeleri tanımlayıcı inceleme kapsamındadır. Ahlak olgusunun açıklanması veya bir insan doğası teorisinin oluşturulması esas amaçtır.

Doğrunun, iyinin ve yükümlülüğün ne olduğuna dair sorular soran normatif düşünmede, normatif yargılar ileri sürülür ve bu yargılar için sebepler gösterilir.

Son olarak meta-etik düşünmede ise kavramsal bilgi esastır. Ahlaki olarak iyi ve doğru ifadelerinin fonksiyonu nedir? Bunlar nasıl oluşturulur? gibi sorular sorulmaktadır.

Bu düşünme şekilleri aslında teori olarak ele alınmaktadır. Ahlak anlayışları normatif ve normatif olmayan teoriler olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Teleolojik, deontolojik ve erdem teorileri normatifken; tanımlayıcı ve meta-etik normatif olmayan teorilerdendir.

Normatif ahlakta vurgu yapılan nokta normların insanların değerlendirme ve eylemlerinde çoğu zaman belirleyici olduğudur. Bu yüzden bir insanın nasıl ahlaklı yaşaması gerektiğini anlatmaktadır. Bunu ilkeler koyarak ve bu ilkelerle bir yaşam modeli oluşturarak yapar.

Normatif olmayan ahlak ise olan şeylere odaklanarak olguları ve durumları tanımlama, bunları birbirleriyle karşılaştırma, analiz etme ve son olarak ortak ve farklı yönlerini gösterme çabası göstermektedir.

Teleolojik Ahlak Teorisi

Sonuçsalcı bir yapısı olan bu teori arzu edilen sonuçlara ve hayal edilen gaye ve amaçlara yönelmektedir. Yapılan eylemlerin ahlakiliğini sonuçlara odaklanarak değerlendirir ve normatif temelini iyiyi esas alarak oluşturur. Dolayısıyla ahlaki davranışlar hedef yönelimli olmalıdır.

Teleolojik ahlak teorisi egoizm (ahlaki egoizm ve hazcılık) ve faydacılık (eylem ve kural) diye iki sınıfa ayrılabilir.

Egoizm

Egoizmde bireyin davranışlarının kendisi için en yüksek iyide olması gerektiğini savunmaktadır. Bu teoride bireyin başkalarına karşı yükümlülük ve fedakârlığa girişmesi zorunluluk değildir. Bu kapsamda bireysel davranışlar en iyi ve uzun vadeli kazançlar baz alınarak değerlendirilir.

Kişisel çıkar, şöhret, kariyer, güç gibi kavramlar karşısında kişinin kendi çıkarlarını maksimize etmesini ahlaki bir tercih olarak gördüğü için iş dünyasında oldukça fazla uygulama alanı bulmuştur.

Ahlaki Egoizm

Bu bakış açısında kendini geliştirme tek geçerli davranış standardı olarak görülmektedir. Thomas Hobbes ilk olarak bu konuda görüş oluşturmuştur. Hobbes’a göre kişisel çıkar ahlak yoluyla meşrulaştırılabilmektedir ve insan doğası bencillik ve saldırganlıkla nitelenmektedir.

Ahlaki egoizme göre nesnel veya metafizik değerler yoktur. Bilimsel kanunlar ahlaki olguları açıklamak için yeterlidir. Ahlaklılık doğal arzu, istek ve çıkara geri götürülebilir. Doğalcı bir ahlak anlayışıdır. Ahlakı psikolojik temellerle açıkladığı için bilimci bir etik görüşü vardır.

Hazcılık

Hedonizm de denen hazcılığın temelinde yaşamın esası haz ve zevk almaktır ve ideal yaşama bu şekilde ulaşılır düşüncesi vardır. Bu teoriye göre eylem eğer haz getiriyor veya haz amaçlıyorsa değerlidir.

Bir diğer formunda daha nicelikseldir ve mutluluğun formülünü haz alma olarak görür. Bu görüşte hazlar içsel olarak iyidir veya özünde iyi olan her şey esasen haz taşır.

Bu teoride temel sorunu haz veren şeyin doğru olarak gösterilememesidir. Yapılan eleştiriler egoist bir insanın haz veren duygulardan başka bir şey düşünmediği ve hayatın üstün amacının ve erdemlerin ölçütü olarak zevkin görülmesidir.

Faydacılık

Bentham, Mill, Sidgwick, Marshall vd. tarafından geliştirilen faydacılık teorisinde eylemlerin ahlakiliği ortaya çıkan sonuçlara göre değerlendirilmektedir. Dolayısıyla bir eylemin doğasındaki iyilik veya doğruluktan söz edilmesi imkânsızdır.

Bu görüşe göre herkes en fazla iyi sonucu veya en az kötü sonucu elde edebilecek davranışı seçtiğinde doğru davranış seçilebilecektir. Önsezi ve yükümlülük yerine deneyime bağlı kararlara bağlı ve toplumsal düzeyde gözlemlenebilen olayların sonuçlarına işaret etmektedir. Sayısal bir faydaya dayanmakta ve faydanın ölçülebilir ve kıyaslanabilir olmasını önermiştir. Bu sebeple iş dünyasında daha fazla kabul gören bir teoridir.

Sağladığı kolaylıkların yanında faydacılık teorisine bazı eleştiriler de getirilmiştir. Birincisi düzgün işleyen bir teori olup olmadı yönündedir. İkincisi iyi sonuçlar verse bile bazı davranış veya eylemler özünde yanlış olabilecektir. Üçüncüsü faydacılık adil değildir çünkü toplam faydanın nasıl dağıtılacağı düşünülmemiştir.

Deontolojik Ahlak Teorisi

Ödeve dayanmaktadır. İlke, irade, yükümlülük, yasa ve kurallar anahtar kavramlardandır. Bu teoriye göre sonuçlara bakılmaksızın bazı ahlaki ilkeler bağlayıcı olmalıdır. Doğruluğun belirleyiciliğinde dürüstlük gibi ilkelere bağlı kalarak doğru olan şeyler üzerine yoğunlaşmaktadır. Üç kategoriye ayrılmaktadır: Kant ahlakı, haklar teorisi ve adalet teorisi.

Kant ahlakı

Kant’ın ahlak teorisinde tinsel dünyanın kesin ahlak yasalarının akıl tarafından bilinebileceğine işaret edilmektedir. Kant’a göre felsefi ahlakın amacı ahlaki geçerliliğin nihai temellerini oluşturmaktır. Bu kapsamda ahlak herkese yol gösteren ve çeşitli görevler veren kural ve prensipler bütünüdür. Bu bütün kişisel çıkar ve amaçlardan uzaktır. Neyi istemek gereklidir? sorusu önemlidir. Bilinçsiz bit yapma yerine bilinçli ve sistemli bir isteme gerekmektedir.

Kant’ın teorisinde özgürlüğün zorunlu biçimdeki bir fonksiyonu olan ahlak, iradi veya istemsel şekilde bir iyilik yapıldığında kıymetlidir. İyi olan şey nesne değil, iyi niyettir. Bütün nesneler kullanım niyetlerine göre iyi veya kötü olurlar. Ahlak eylemin bizatihi kendisinde değil, doğru dürüst yapılacak bir şeyin istenmesindedir.

Ahlaki davranış her durumda ortaya konulması gereken bir davranıştır. Bu yüzden ahlaki davranış mutluluk, zevk veya hazdan değil mutluluğu hak etme ve doğru olma durumundan motivasyon gücü almaktadır.

Peki Kant için ahlaki davranış prensipleri nelerdir? Davranışın evrenselleştirilebilir ve tersine çevrilebilir olması, davranış sergilendiğinde başka varlıklara da saygı duyulması ve insani yeteneklerin ötekilerin faydasına geliştirilmesi bir davranışın ahlaki olup olmadığını anlamamız için uygun olması gereken prensiplerdir.

Haklar Teorisi

Aquino’lu Thomas’ın Doğal Yasa Teorisi olarak bilinen anlayışa dayanan Haklar Teorisi yasal, ahlaki, özel ve genel olarak sınıflandırılabilmektedir. Nelere hakkım var? Temel soru olarak sorulmaktadır ve hukuk devleti ve liberal doktrinin topum hayatında egemen olmasıyla bu teori öne çıkmıştır. Günümüzdeki yaşama, düşünce, inanç, iletişim ve seyahat gibi hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması bu teoriye dayanmaktadır.

Ahlaki karar ve davranışlarda dikkate alınması gereken altı hak yaşam ve güvenlik, doğruluk, gizlilik, vicdan özgürlüğü, konuşma özgürlüğü ve özel mülkiyet haklarıdır. Bu hakların esası bireylere değer verilmesi ilkesidir. Özellikle büyük ölçekli işletmelerin toplumun hedef ve ilgilerini görmezden gelip onları kendi amaçları için kullanmaları bu tür hakların ihlal edildiğini göstermektedir.

Adalet Teorisi

John Rawls tarafında geliştirilen adalet teorisinde doğruluk olarak adalet görüşü öne çıkmaktadır. Adalet sosyal kurumların bir erdemi olarak ele alınmakta ama tek başına kullanılmamaktadır.

Adalet teorisine ahlaki davranışlarla ilgili kararlarda haklara bağlı olarak dürüstlük, eşitlik ve tarafsızlık ilkeleri esas alınmakta ve fayda ve maliyetlerin ne ölçüde eşit dağıtıldığına göre değerlendirme yapılmaktadır.

Adalet teorisi dağıtım, kısas ve telafi başlıkları altında adaleti incelerken, dağıtım adaleti iyini ve kötünün dağıtımıyla ilgili olarak öne çıkmaktadır. Bireylere karşılaştırmalı davranılması önemlidir.

Erdem Teorisi

Erdem özneye ait bir şeydir ve değerlere yöneliktir. Liyakat, yararlılık ve yeterlilik kavramlarıyla benzerdir. Kişinin ahlaki karakterini tanımlamaktadır. Bu teoride ahlaklılığın temelinde iyi karakter özelliğinin ve erdemlerin geliştirilmesi ifade edilmektedir.

Elizabeth Anscombe bu teorinin gelişmesinde önemli kişilerdendir. Erdem ahlakı eyleyen bazlıdır ve temel kriter eyleyenin ahlaksal iyiyi içselleştirip içselleştirmediğidir, yani iyi karaktere erişip erişmediğidir.

Son olarak erdem ahlakında iyi özelliklerin geliştirilmesi ahlakiliğin kaynağı olarak görülmektedir. Ahlaksızlık özelliklerinden arınma ve erdemli olma iyi olmak için yeterlidir. Mertlik, cesaret, adaletlilik, dürüstlük ve cömertlik gibi özellikler erdem tanımlamasında kullanılmaktadır.

Tanımlayıcı Ahlak Teorisi

Bu teoride sadece insan eylemlerinin sonuçlarına bakılmaktadır. Ahlaki davranışlar ve inançlar olaylara dayanarak tanımlanmaktadır. Bu teori antropolog, sosyolog ve tarihçiler tarafından oldukça fazla kullanılmaktadır. İnsanların hâlihazırda ne yaptıklarını, nasıl davrandıklarını ve bunlara neyin neden olduğunu açıklamaya çalışmaktadır.

Göreceli Ahlak Teorisi

Bu teoride doğrunun farklı kültür, toplum, zaman ve kişilere göre değişebileceği söylenmektedir. Bu sebeple davranışa ahlaki standartların koyulmaması önerilmektedir. Ahlaki çoğulculuk diye de adlandırılan göreceliliğe göre toplumsal düzende bir değil birden çok ahlaki norm ve ilkeler yer edinmiştir.

Meta-Etik

Sadece felsefi analizlerden oluşan meta-etik dolaylı sonuçlar haricinde eyleme ilişkin ahlaki ilke veya hedef önermemektedir. Dolayısıyla yukarıda bahsedilen teorilerin iyi, ödev, yükümlülük, erdem ve sorumluluk kavramlarının anlamlarının çözümlemesinin yapılması sağlanır. Ahlaki ifadeler üzerine yargıların verilmesi ve ahlaki akıl yürütmeler üzerine akıl yürütmeler meta-etik anlayışını oluşturmaktadır.

Ahlaki ilke önermemek, iyiye, kötüye, göreve nesnel yaklaşmak bilimselliğin ölçütü olduğundan meta-etik teoride bilimsellik hâkimdir.

Ahlak teorilerinin ele alındığı bu yazıda görülmektedir ki bütün teoriler ahlaki problemleri çözmede yetersizdir. Organizasyonların yapacağı sosyal sorumluluk işlerine bütün teorilerin bir katkısı olduğu da açıktır.

İş Ahlakı ve Etik Teoriler
Etiketlendi:         

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir