Örgütlerin Ahlaki ve Etik Sorumlulukları

Örgütlerin Ahlaki ve Etik Sorumlulukları

Örgütler ekonomik ve sosyal anlamda yaşamımızın her alanında bulunmaktadır. İlk başlarda sadece kâr odaklı olmaları tek varlık sebebi olarak gözükürken, günümüzde ahlaki, etik ve sosyal sorumluluklar da olmazsa olmaz konulardandır. Öyle ki yaşamlarını uzun yıllar sürdürmeleri artık bu sorumluluklara bağlıdır.

Her ne kadar bu gerçek bilinir olsa da, örgütlerde mali skandallardan tutun rüşvete, adam kayırmacılığa,  tacize birçok etik ve ahlak dışı olayların gerçekleşmesi son bulmamıştır. İş dünyasındaki örgütlerin iş ahlakını hangi çerçevede ele alacakları şöyle sıralanabilir:

  • Örgütler arasındaki ilişkilerde,
  • Örgütlerdeki yöneticiler ile çalışanlar arasındaki ilişkilerde,
  • Çalışanlar arasındaki ilişkilerde,
  • Örgüt ile hedeflediği müşteriler arasındaki ilişkilerde,
  • İşbirliği yaptığı tedarikçilerle kurduğu ilişkilerde
  • Kamu kurumları ile arasındaki ilişkilerde,
  • Ekolojik faktörlerle arasındaki ilişkilerde
  • Son olarak ise kredi kurumları, sendikal örgütler ve kar amacı gütmeyen kuruluşlarla arasındaki ilişkilerde.

Örgütlere yüklenen bu etik ve ahlaki sorumluluklar, günümüzde örgütlerin sahip oldukları etki alanlarından kaynaklanmaktadır. İşletmeler sundukları ürün ve hizmetlerin fiyat ve satış koşullarını belirleme yeteneğiyle ekonomik güce, toplumun kültürel değerlerini ve yaşma tarzını etkimle imkanıyla sosyal güce, ulusların teknolojik ilerleme ve dönüşümlerinde Ar-Ge faaliyetlerinin etkisiyle teknolojik güce, politik yaşamı şekillendiren karar süreçlerini etkileme yeteneğiyle politik güce, doğal kaynakların yönetimi ve bölgesel kalkınma politikalarını etkileme gücüyle fiziki çevre gücüne ve son olarak bireylerin seçimleri, düşünceleri ve davranışlarını etkileme yeteneğiyle de birey üzerindeki güce sahiptirler.

İşletmeler bu güçlerini salt ekonomik amaçla kullanmamalıdırlar. Sosyal amaçların kurumsal stratejilere eklenmesiyle, örgütler etik davranışlar sergilemeye başlayabileceklerdir. Bu davranışlar ise temelde değerlere dayalı davranış biçimleri olmalıdır.

Örgütlerdeki etiğin değeri eksikliğinden daha iyi anlaşılmaktadır. Etik eksikliği örgüte artı bir maliyet unsuru kümesini ortaya çıkarabileceği gibi yasal açıdan da zararları vardır. Hata ve işten çıkma oranlarında artış, yaşanan hastalıklar, stres düzeyinin yükselmesi ve verimlilikte yaşanacak düşüşler etik dışı iş faaliyetlerinin olası sonuçlarındandır.

Etik dışı davranışlarda bulunan örgütlerin bazı özellikleri bulunmaktadır. Bu örgütler uzun vadeli planlardan yani stratejik planlardan ziyade kısa dönemli planları önemserler. Beklenilenin aksine profesyonel etik kodların oluşturulmasına önem verirler ve bu konuya yönelik baskıcı bir tutum takınırlar. Etik konularda yaşanan problemlerin çözümüne yeterli dikkati göstermezler. Ekonomik kayıplarla sonuçlanabilecek etik konularda gönülsüz olurlar. Bununla da kalmayıp çalışanlarına etik dışı davranışları cezp ettirecek bir ortam yaratırlar. Meydana gelen etik problemleri bünyesindeki hukuk departmanına gönderirler. Halkla ilişkiler çerçevesindeki konuları etik açıdan incelerler. En bariz özellikleri çalışanlarına başka müşterilerine başka davranırlar. Performans değerleme ölçütleri çoğunlukla keyfi veya haksızdır. Ortaya çıkan etik problemleri analiz ederken referans kılavuzları kullanmazlar. Çalışanlarının yaptıkları ispiyonculuğa göz yumarlar. Bu örgütlerin son özellikleri ise çalışanlarını kişisel etiklerden vazgeçmeleri hususunda ısrarcı olmalarıdır.

Örgütler etik açıdan farklı düzeylerde bulunabilirler. Kimi örgütler yasaları çiğnemediği müddetçe kendilerini her türlü davranışı yapmakta özgür hissederler. İkinci düzeydeki örgütler etik kuralları sadece yol gösterici olarak görürler ve davranışları etik olmasa bile yasalsa onlara göre tolere edilebilir. Üçüncü düzeyde örgütler karar alma süreçleri ahlaki karar alma süreciyle entegredir. Alınan kurumsal kararlar etik süzgeçten geçerek uygulanır.

Örgütlerin etik davranış modelinin merkezinde çalışanları vardır. Çalışanların kişilikleri, değerleri, cinsiyeti ve ahlaki değerleri gibi bireysel faktörleri davranışlarını etkiler. Her çalışanın örgüt içinde bir rolü vardır. Bu roller ise aile, eğitim, din ve eğlence gibi kültürel etkiler; etik kodlar, örgüt kültürü, rol modelleri, ödüllendirme ve cezalandırma gibi örgütsel etkiler; ve diğer politik, yasal ve ekonomik etkiler tarafından şekillenir.

Etik davranış modeli çerçevesinde örgütlerin çeşitli gruplara karşı etik sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar örgüt dışı (tüketici, çevre ve hükümet) ve örgüt içi (paydaşlar ve çalışanlar) olarak ikiye ayrılmaktadır.

Örgütlerin tüketicilere karşı etik sorumlulukları sözleşmeye dayanmakta olup temelde dört tanedir. Öncelikle örgüt satış sözleşmesinin koşullarına uymalıdır. İkincisi ürün ve hizmetlerin belirtilen özellikleri taşımasını sağlamalıdır. Üçüncüsü faaliyetlerinde yalandan kaçınmalıdır. Son olarak ise tüketicilerine baskı ve zorlama yapmaktan kaçınmalıdır.

Çevre sorunlarına ilginin artması işletmelerin de çevreye karşı etik sorumluluklarını meydana getirmiştir. Hava, su ve toprağın yaşam faaliyetlerini sekteye uğratacak seviyelere çıkması, bazı doğal kaynakların tükenme tehlikesi, zehirli atıkların yok edilmesi sırasından ortaya çıkan riskler ve doğal gıda maddelerinin kirlenmesi gibi sorunlar örgütlerin çevresel etik sorumluluklarını doğurmuştur.

Örgütlerin hükümete karşı etik sorumlulukları ise özellikle halkın taleplerini göz önünde tutmaya ilgilidir.

Örgütler yatırım aktörleri olan hissedarlarına karşı temel sorumluluğu kârı arttırmak ve maliyetleri minimum düzeye indirmek olsa da etik açıdan da sorumludurlar.

Son olarak örgütlerin bünyesindeki çalışanlarına karşı adil ücret ve çalışma koşulları gibi etik sorumlulukları bulunmaktadır.

Örgütlerin etik ilkeleri benimsemesinde ve davranışlarını etik yönden belirlemesinde yaşanan küreselleşme sürecinin de etkileri vardır. Küreselleşmeyle beraber sürdürülebilir rekabet avantajı için örgütler bireylerin tutum ve davranışlarını daha fazla dikkate almalıdır. Bunun yanı sıra uluslararası ekonomik faaliyetlerde kurumsallaşmış etik uygulamalar önem kazanmıştır. Ek olarak ise etik konusunda uzman kuruluşlar örgütlerin iş ilişkilerinde etik kodları belirlemektedir. Bu etik kodlar arasında itibar, saygı, bilgilendirme, güvenilirlik, kişisel gizliliğin korunması, dürüstlük, şeffaflık ve yanlış beyandan kaçınma bulunmaktadır.

Özetle örgütlerin ahlaki ve etik sorumlulukları son yıllarda daha göz önünde olur hale gelmiştir. Bu sorumlulukların yerine getirilmesi ise merkezinde çalışanların yer aldığı etik davranış modeli ile mümkündür.

Örgütlerin Ahlaki ve Etik Sorumlulukları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir