İş ve Mesleklerde İşbirliği Yapma, Ortaklaşa Üretme ve Aracılık Etme

İş ve Mesleklerde İşbirliği Yapma, Ortaklaşa Üretme ve Aracılık Etme

İş ve meslekler ile ilgili daha önceki yazılarımda; geçmişten günümüze yapılan işleri oluş merceği kapsamındaki sosyalleşme, kontrol edilme ve eşitsizleşme bakış açılarıyla ve yapma merceği kapsamındaki görevleri yerine getirme, yetkileri kullanma ve iş grubu oluşturma bakış açılarıyla incelemiştim.

İş ve meslekler yazı dizisinin bu son kısmında ise, ilişki kurma merceğinden bakarak işbirliği yapma, ortaklaşa üretme ve aracılık etme kavramlarını detaylı olarak inceleyeceğim.

İş mensupları sadece kim oldukları ve ne yaptıkları ile değil, öteki gruplarla inşa ettiği işbirlikçi ilişkilerle de tanımlanabilir. İlişki kurma nedir? Bu merceğin temel sorusu diğer iş ve iş dışındaki gruplarla iş ilişkilerinin üretken doğasını açıklamaktır.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere, yapma merceğini kullanan bilim insanları çoğunlukla çatışmalı iş ilişkilerini incelerken, ilişki kurma merceğini kullananlar işbirlikçi ilişkilere bakmışlardır ve daha pozitif insan bağlantılarına vurgu yapmışlardır.

Bu mercek, iş gruplarının birbirine bağımlı çalışmayı yapmaları ya da toplu olarak sosyal etkilerini genişletmeleri için öteki gruplarla nasıl ve ne zaman işbirliği yaptıklarını anlamaya dikkatini vermektedir. İş ve meslekler üzerine bu perspektif oldukça yeni olduğu için, araştırmalar azdır ama önemli çıkarımlarda bulunmuştur.

iş

Bu konudaki ilk çalışmalar çapraz iş işbirliğine imkan tanıyan tanımlama mekanizmalarına odaklanırken, daha sonraki çalışmalar paylaşılan ya da tamamlayıcı hedeflere ulaşmak için işler ve kompleks bir paydaş ağı arasındaki işbirliği ilişkilerine dikkati çekmiştir.

Örneğin doktorları konu edinen bir çalışma sigorta şirketleri, onlara işveren organizasyon, hemşireler, hastalar ve hastanın aile fertleri bağlamında konumlanmıştı. Oluş ve yapma merceğinin aksine ilişki kurma merceği; öteki iş gruplarına ilaveten müşteriler, çalışmayan kişiler, organizasyonlar ve teknolojiyi içeren bütün bir paydaş ekosistemi ve işler arasındaki potansiyel üretken ilişkileri incelemek için iş içi ve işler arası rekabetçi dinamiğin ötesine bakmaktadır.

Bu mercek işlerin interaktif doğası üzerine yapılan geçmiş çalışmalardan yararlanmaktadır. Apartman kapıcıları ile kiracılar ve taksiciler ile müşterileri arasındaki etkileşimin iş mensuplarının öz görüşlerine nasıl katkı yaptığı buna örnek verilebilir.

Geçen on yıllarda sosyal bilimler ilişkisel bir değişime girmiştir. Doktor, hasta ve hastane gibi göreceli olarak izole olan ve sosyal biçimde sınırlanmış kategorileri çalışmak yerine, ilişki kurma merceği analiz odağını bu tarz gruplar arasındaki dinamik, açılmamış ilişkilere değiştirmiştir.

Yönetim dergilerinde ilişkisel etnografi denilen kantitatif sosyal ağ analizlerinin çoğalmasıyla, bu alan metodolojiler ve literatürler üzerinden ilişki ağlarının önemini yakalamıştır. Bir iş ya da iş grubu gibi sınırlı bir oluşumu çalışmak yerine, bir işin tüm ilişki alanı göz önüne alınmaktadır.

Bu yaklaşımın ardındaki mantığı Matthew Desmond şöyle tanımlamıştır: “Alan biyologları bilir ki büyük hayvan bolluğu sadece bu büyük hayvanların referans alınmasıyla açıklanamaz. Bunun yerine savananın tüm ekolojisi -büyük ve küçük hayvanlar arasındaki, yırtıcılar ile avları arasındaki, böceklerin, meraların ve suyun coğrafyası ile bulunabilirliği arasındaki ilişkiler- göz önünde tutulmalıdır. Aynı şekilde bir ilişkisel etnograf aklında tutar ki Brezilyalı sosyalistlerin siyasi stratejileri sadece sosyalistler arasındaki etkileşimlerin referans alınmasıyla açıklanamaz. Aksine sosyalistlerin yöneldiği yapısal koşullar -siyasi alanın mimarisi ve iç dinamiği- tam anlamıyla tanımlanmalıdır.”

Yine de organizasyonlardaki işler üzerine yapılan çalışmalar daha ilişkisel bir yaklaşım benimsemeden yararlanmaya henüz başlamıştır. Bu şekilde yaparak, alan; çoklu analiz düzeyleri üzerinde çalışarak gömülü oldukları daha geniş ilişkiler sistemi hususunda işleri analiz etmek için, Andrew Abbott’un çoğunlukla cevap bulmayan çağrısına değinmeye başlamıştır. Yazımın bundan sonraki kısmında bu yaklaşımdan faydalanmaya başlayan açıklamalara değineceğim.

yönetim

İlişki kurma merceğinde işbirliği yapma, ortaklaşa üretme ve aracılık etme olmak üzere üç farklı bakış açısının kullanılabileceğini yazının başında belirtmiştim.

İşbirliği yapma bakış açısında çalışma, işler üzerinden ve işlerle birlikte işbirliğine imkân veren mekanizmaları tanımlayıcı olarak dikkate alınır. Yapma merceğinde ise bu, esas olarak çatışma ve rekabeti incelemekteydi.

Ortaklaşa üretme bakış açısındaki araştırmalar işi, daha geniş alanlardaki diğer kompleks oluşumlar ağına dair konumlandırır. Bu çalışmalar işlerin, toplu olarak uzmanlığı ortaklaşa üretmek için ve toplumsal etkilerini yaymak için diğer çoklu tarafları nasıl hizaladığını ve etkileşime kattığını incelemektedir.

Aracılık etme perspektifi ise, iş gruplarının gömülü oldukları tüm ekosistemden faydalanmak için görevleri ve insanları bağlayarak, tamponlayarak ve bu ikisine vasıta olarak, kompleks ilişki ağlarının işlevini görmesini sürdürmede önemli bir rol oynayan aracı iş gruplarının yükselişini incelemektedir.

İşbirliği Yapma

İlişki kurma merceğindeki ilk bakış açısı işlerin içindeki ve işler arası ilişkiler üzerine işbirliği yaparak bir ilişki kurmayı benimsemektedir. İşbirliği yapmak nedir? İşbirliği Türk Dil Kurumu’nda amaç ve çıkarları bir olanların oluşturdukları çalışma ortaklığı olarak tanımlanmaktadır.

Yapma merceği iş grupları arasındaki yetkisel savaşları vurgularken, ilişki kurma merceği iş gruplarına farklılıklarının üstesinden gelmesine izin veren ve birbirine bağlı görevler yapmak için işbirliği yapan mekanizmaların üzerinde durur.

Bazen bilim insanları açıklamalarını yapılandırma yolu olarak hem yetkileri kullanma hem de işbirliği yapma bakış açılarından faydalanmışlardır: Bu bilim insanları, iş gruplarının işbirliği yoluyla çatışmanın üstesinden nasıl geleceğini göstererek iş grupları arasındaki yetkisel bir savaşı açığa kavuşturmadan önce sunarlar.

Bu yolla yapılan çalışmalarda, organizasyonlar bazı araçları tedarik ettiğinde çapraz iş işbirliğinin başarılı olabileceği bulunmuştur. Misal olarak kurallar ve rutinler iş mensuplarını bir araya getirerek ve görevler için şahsi sorumluluğu belirterek işbirliğini arttırabilirler.

Takım iskelesi ya da takımların yapısal tasarım özellikleri meslek grupları üzerinden koordinasyonu kolaylaştırabilir. Buna ilaveten mühendislik çizimleri ve prototipleri gibi sunumsal araçlar tarzındaki sınır objeleri, iş sınırları üzerinden durum müzakeresi ve anlamların aktarımını destekleyebilir.

Bir illüstrasyon olarak Paul Carlile, farklı iş gruplarındaki bireylerin -bu örnekte pazarlamacılar, üretim teknisyenleri ve mühendisler- paylaşılan montaj çizimleri gibi sınır objelerini kullanarak, iş ile ilgili inançları, uzmanlıkları ve durumlarındaki farklılıklara rağmen işbirliği yapabildiklerini bulmuştur.

Son olarak Beth Beckhy’nin gösterdiği gibi ortak alanlar ya da Katherine Kellogg, Wanda Orlikowski ve JoAnne Yates’in gösterdiği ticaret bölgeleri, farklı iş mensupları arasındaki iletişimi ve sempatiyi teşvik etmeye yardım edebilir.

Bu konudaki ilk çalışmalar içsel olarak çatışmalı çapraz iş ilişkilerinin üstesinden gelecek mekanizmaları belirleme ihtiyacına vurgu yaparken, daha sonraki çalışmalar bu varsayıma meydan okumuştur.

Örneğin Julia DiBenigno ve Katherine Kellogg hemşireler ve hasta bakım teknisyenlerini inceledikleri çalışmalarında, çapraz iş işbirliğinin, çapraz kesişen demografilerce nitelenen çalışma ortamlarında başarılı olduğunu bulmuşlardır.

Burada iş mensupluğu ırk, yaş ve uyruk açısından demografik grup üyeliyle ilişkili değildir ve ayrıca hemşireler ve hasta bakım teknisyenleri uzmanlığın, statünün, duygu kurallarının ve iş dışı paylaşılan kimliklerden çıkan anlamların alternatif formlarından faydalanarak işbirliği yapabilsinler diye iş statüsü ve kimlik düzeni zayıflamıştır.

Çapraz iş işbirliğinde sağlayabildikleri bağlantı kaynağı ve iş dışı kimliklerin rolünü içermesi için (çalışan anneler ya da Haitili göçmenler gibi) odaklarını genişleterek, iş farklılıklarına rağmen etkili işbirliğinin olabileceğini göstermişlerdir.

iş

Benzer bir anlayışla işbirliği yapma görüşü, aynı işte olup da görünüşte rekabet eden sermaye sahipleri arasındaki çekişmeli etkileşimler kavramına da meydan okumaktadır.

Örneğin Brian Uzzi, New York’taki giyim mağazaları sahiplerinin birbirleriyle çekişmek yerine güçlü arkadaşlık ilişkileri geliştirdiklerini ve bir diğerinin işletmesinin başarılı olmasına yardım ettiklerini, gözlem ve sosyal ağ analizleri yoluyla keşfetmiştir.

Ezra Zuckerman ve Stoyan Sgourev benzer şekilde, araba galerisi sahiplerinin ve müteahhitlik şirketi sahiplerinin firma performansları üzerine mahrem detayları düzenli bir şekilde paylaştıkları resmi olmayan akran ağları oluşturduklarını bulmuşlardır.

Bunlar aynı zamanda, klasik ekonomi teorilerinin tahmin etmiş olabildikleri gibi bir diğerinin altını eşmek ve rekabet etmek yerine, birbirlerini başarıya ulaşmaları için motive etmekte ve bir şeyler öğrenmektedirler.

Aynı şekilde Amerikan otelcilik sektöründeki otel sahibi Hindistan, Guceret’li göçmenler, Guceret sahipli otellere yakınlığı dolayısıyla kısmen de olsa büyüme eğilimi göstermişlerdir. Bu çok büyük ihtimalle hep olacaktır çünkü otel sahipleri kapasite kısıtları yüzünden artık oda sağlayamaz durumu geldiklerinde müşterilerini öteki Guceret sahipli otele göndermektedirler.

Özetle işler üzerinde işbirliği yapma bakış açısı iş içi ve işler arası işbirliğinin olabildiği mekanizmalara ve süreçlere vurgu yapmaktadır. Sonraki bölümde, iş ekosisteminin bütününde işin üretken ilişkilerini dikkate almak için, işbirliği yapma kapsamını genişleten ortaklaşa üretme bakış açısı ile ilgili açıklamalar yer alacaktır.

Ortaklaşa Üretme

Ortaklaşa üretme bakış açısı, işlerin -sadece aynı tür iş mensupları ya da iş gruplarıyla değil aynı zamanda karşılıklı birbirine bağımlı bütün paydaşlarla- nasıl ilişki kurduğuna dikkatini odaklamıştır.

Yetkiyi, yapma merceğinde tanımladığım üzere bir işin diğeri pahasına elde ettiği sabit bir pasta olarak görmek yerine, bu bakış bizi açısı pastanın iş ve iş dışı gruplar arasındaki işbirlikçi eylem yoluyla genişleyebileceği durumlara duyarlılaştırmaktadır.

Burada iş uzmanlığı, yapılan görevler ya da içselleştirilmiş iş bilgisi olarak daha az tanımlı ve işleyen bir uzmanlık ağına yerel tamamlayıcılıkları birlikte bağlama yeteneğince, daha fazla tanımlı olarak görülmektedir.

Misal olarak zihin sağlığı profesyonellerinin uzmanlığı kısmen, otizm gibi bazı hastalıkların teşhisine hastaların ailelerini katma yeteneğine dayanmaktadır. Benzer şekilde ustaların uzmanlığı, bir parça az beceriye sahip fabrika işçilerinin uzmanlık bilgilerini sorma ve kabul etmesindeki iştiyakına bağlıdır.

Buna bir örnek de, sivil mahkemelerin çıktılarını ve olabildiği kadar duyumları etkileyen avukatların ilişkisel uzmanlığı ya da bazen sağlam yasal uzmanlığıdır (yargıcın uzun soluklu açıklamalar için toleransını anlamaları gibi).

Ortaklaşa üretme olarak ilişki kurma görüşü, bir işin uzmanlığının ve toplumsal etkisinin müşteriler, çalışmayan kişiler, diğer iş grupları ve kurumlarla cömertlik ve ortak üretim süreci yoluyla nasıl genişleyebileceğine ışık tutmaktadır.

Bu perspektif işlerin sosyolojisinden ziyade uzmanlığın sosyolojisine etkili bir şekilde çağrıda bulunmaktadır. Bu görüşün taraftarları işleri tek analiz birimi olarak desantralize etmeyi ve odağımızı toplu biçimde ilişkiler ağını inşa etme ve sürdürmeye katkı yapan işlere bağlı ilişkiler ağına değiştirmeyi istemektedirler.

Bu bakış açısını kullanan bilim insanları, bir alan üzerinden çeşitli aktörlerin, iş içi görev olmak için yüzeye çıkabilecek şeyleri, nasıl toplu biçimde üreteceklerini anlamak için iş ile ilgili emeğe dayalı tüm alanları incelerler.

Örneğin sigorta piyasasındaki fiyat ayarlamasını düşünün. Paula Jarzabkowski, Rebecca Bednarek ve Paul Spee; sel, deprem, terörizm ve diğer doğal ve insan kaynaklı felaketleri içeren aynı krizlere yanıt veren sigorta endüstrisinde çoklu firmalardaki finans profesyonellerinin küresel bir etnografisini çıkartmışlardır.

Finans kurumları, çoklu sigorta şirketleri, endüstri birlikleri ve medya kuruluşları gibi diğer oluşumların kompleks grubuna nispeten finans profesyonellerini çalışarak, bu finans profesyonellerinin iş dışı bireylerle ilişki kurarak toplu biçimde fiyatları nasıl yapılandırdıklarını (onların farklı uzmanlığı) anlayabilmişlerdir.

Benzer şekilde Thomas Lawrence, muhasebecilerin uzmanlıklarını iddia ettikleri biçimde gömülü oldukları ilişkilerin tüm alanını çalışarak çevre denetimin ortaya çıkışını incelemiştir.

yönetim

Ortaklaşa üretme bakış açısı, iş gruplarının müşterileriyle nasıl ilişki kurduğuna ilişkin varsayımları yeniden inceleme için bir fırsat da sağlamaktadır. Müşterileri kontrol etmeyi bir veri olarak görmekten ziyade, araştırmacılar işlerin müşteri davranışını nasıl modifiye ettiğini ya da müşterileri paylaşılan amaçlara toplu bir şekilde ulaşmaya nasıl dâhil ettiğini incelemektedir.

Carol Heimer ve Lisa Staffen yeni doğan yoğun bakım ünitesi hemşirelerinin, kendilerini hasta bebeklerin bakımı ile ilgili iş hedeflerine seferber etmede marjinalleştirme yerine, boyun eğmeyen ya da uygun olmayan aileleri eğiterek nasıl yeniden sosyalleştirdiklerini göstermektedirler.

Benzer olarak işler üzerine çoğu literatür iş otoritesine müşteri itaatini varsayarken, özellikle yüksek statülü profesyonellere doğru, ortaklaşa üretme yaklaşımını kullanan son zamanlardaki çoğu çalışma bu varsayımı sorunsallaştırmıştır.

Ruthanne Huising iş otoritesinin, hem iş mensuplarınca (bu örnekte sağlık fizikçileri ve biyogüvenlik görevlileri) hem de müşterilerce (bu örnekte laboratuar personeli) nasıl üretildiğini araştırmak için karşılaştırmalı bir etnografik yaklaşım kullanmıştır.

O güvenlik önerilerine karşı başarılı müşteri itaatinin, bu profesyonellerin genel olarak iş dışı çalışmayla ilişkilendirilen sıkıcı ve monoton kısmı yaptıklarında olduğunu bulmuştur. Bu sıkıcı iş kısmı yoluyla müşterileriyle daha yakından ilgilenerek, bu profesyoneller ilişkisel otoriteyi sağlayabilmişlerdir (gönüllü itaat gibi).

Buna karşın bu tarz düşük statülü çalışmayı yapmayarak müşterileriyle mesleki nezaket ve mesafeyi sürdüren profesyoneller ise başarısız olmuşlardır. Bu çalışma işin etkisini genişletmek ve bir organizasyon içinde hedefe ulaşmak için müşterilerle ilişkiler inşa etmenin önemini ortaya koymaktadır.

Bu ayrıca, iş uzmanlığının önerilere karşı müşteri itaatini sağlamada nasıl yetersiz olabileceğini göstermektedir ve bu tarz uzmanlığın devam eden ilişkisel üstesinden gelme olacağının aksini önermektedir.

Ortaklaşa üretme bakış açısının yer aldığı diğer çalışmalar, hizmet sektöründe çalışanlar gibi düşük statülü ve düşük güce sahip işlerin karşılıklı faydalı ortaklıklar oluşturarak paylaşılan çıkarları nasıl gerçekleştirebileceğini incelemektedir.

Örneğin Steven Lopez, hizmet çalışanları (garsonlar, mağaza satış elemanları gibi), onların müşterileri ve organizasyonel yöneticileri arasındaki ilişkiyi tanımlayan hizmet üçgeni kavramını açıklamıştır.

Robin Leidner ise hizmet işleri mensuplarının kolektif çıkarlar geliştirmek için müşterileri ya da organizasyonel yöneticileriyle işbirlikçi ilişkiler oluşturmalarını tanımlamak için bir çıkar ortaklığı çerçevesi geliştirmiştir. Buna örnek olarak hizmet çalışanları daha yüksek çalışma koşulları organize etmek için sempatik müşterilerle koalisyonlar oluşturabilmektedirler.

iş

Ortaklaşa üretme bakış açısının son önemli parçası teknolojidir. İşler gittikçe daha da teknoloji ilişkilerine bağımlı olarak oluşturulmaktadır.

Görevlerini yaparken teknolojiyi iş mensuplarının bir aracı ya da perde arkası olarak görmekten ziyade, teknolojiyle alakalı görüşlere ilham veren aktör ağ teorisi; aracılı özelliklerine, yaratıcılarının varsayımları, politikaları ve değerleriyle atfedilen insan vekilleri olarak, ışık tutmaktadır.

Örneğin, Daniel Beunza ve David Stark, arbitrajla meşgul olan Wall Street tacirlerini inceledikleri çalışmalarında, bu tacirlerin önemli aktörler olarak birlikte çalıştıkları robotları işlemişlerdir. Bu robotlar ticari tanımaya imkân vermekte ya da insanların erişemeyeceği dünyayı görebilmektedirler.

Robotlar bir diğerinin hesaplamalarını etkilemelerini önlemek için ayrı tutulmaktalar ve tacirlerin çalışmalarına imkân veren önemli ilişkisel mimariyi oluşturarak otomatik ticaret ve eylemlerle meşgul olmuşlardır.

Bu gelenekteki diğer bir çalışma örneği olarak Trevor Pinch ve Wiebe Bijker’in çalışması gösterilebilir. Onlar yeni teknolojilerin benimsenmesini incelemiş ve belirli bir teknoloji ya da pratiğin gidişatını beraber yapılandırmak için toplu biçimde etkileşime geçen -çoğu kez iş mensuplarını içeren- insan ve teknoloji ilişkilerinin karışımını tanımlamışlardır.

Özetlemek gerekirse ortaklaşa üretme yoluyla ilişki kurma yolu, işler ve daha geniş alandakiler arasındaki işbirlikçi ilişkilerin (bunlar müşteri, teknoloji, organizasyonlar ya da diğer işler olabilir) nasıl ortaklaşa uzmanlık, otorite ve diğer çıktıları üretebileceğine dikkat vermektedir. Yazının son kısmında bu ilişki ağları arasındaki bağlantıların aracı iş gruplarının çalışmalarına ışık tutarak nasıl sürdürülebileceğini ele alacağım.

Aracılık Etme

Aracılık etme yoluyla ilişki kurma perspektifi, artan şekilde birbirine bağımlı çalışmalar yürüten organizasyonlara yardım etmek için insanların ve sistemlerin ağını bağlayan aracılar olarak hareket eden yeni iş gruplarının doğuşunu açıklamaktadır.

Yapma merceğinde izah ettiğim gibi, öteki grup pahasına görevleri kontrol etme için rekabet ederek yeni iş gruplarının nasıl ortaya çıktığıyla alakalı önceki çalışmaların aksine, işlerin meydana gelmesinin aracılık etme görüşü daha az rekabetçi bir süreç ortaya koymaktadır.

Bu perspektif yeni işlerin, çoklu örgütsel ve iş sınırlarını tamponlayarak, bağlayarak ve bu işlere vasıta olarak kompleks ilişkiler ağındaki kritik boşlukları doldurmak için ortaya çıkabileceğini önermektedir.

Görevleri kontrol etmek için diğer gruplarla çekişmek yerine, işler paylaşır ve koordine eder. Sınırları yükseltmek yerine, köprü kurarlar. İş gruplarının gelişimi için kendilerini düşünme yerine, işler tüm ağın faydalanması için görevleri ve insanları bağlarlar ve bu süreçte değişim ve reformu uygulamalarına, inovatif ürün ve hizmetleri ortaklaşa üretmelerine ya da işlerin yapılmasına yardım ederler.

Organizasyonlar, kendi bünyelerindeki kompleks işgücü bölümlerini yönetmek için bu aracı iş gruplarına dayanabilirler. Bir illüstrasyon olarak Elizabeth Lingo ve Siobhán O’Mahony country müzik üreticilerinin hit bir şarkıyı toplu biçimde ortaklaşa üretmek adına çoklu iş gruplarının (sanatçılar, ses mühendisleri, söz yazarları gibi) katkılarını sentezlemek ve entegre etmek için bağ çalışmasını nasıl kullandıklarını incelemişlerdir.

Benzer şekilde Katherine Kellogg çapraz iş işbirliğine dayalı olan reformların, yüksek statülü iş gruplarını bir diğeriyle etkileşime geçmesinden tamponlamayı başarmak için (onları bağlamak yerine) düşük statülü aracı işlerin hizmetlerine nasıl gereksinim duyabileceğini aydınlatmıştır.

Diğer örnekte Emily Heaphy’nin hasta avukatlarının karşılaştırmalı etnografik çalışması, çeşitli aktörlerin (örneğin hastalar, doktorlar, aile üyeleri) kurumsallaşmış rollerindeki ihlalleri düzelterek bu rolleri sürdürmede onların baskı uzmanları olarak kritik öneme sahip olduklarını göstermiştir.

Bu son iki olayda aracı grupları düşük iş kimliğine sahiptir ve hiçbir grup resmi bir iş grubuna ait olma açısından toplu biçimde organize edilmemiştir. İlginçtir ki, iş gruplarının kendi yetkilerini korumayı ve genişletmeyi organize ederek yakınlık elde etme arzusu hakkında baskın varsayımlara karşın, hasta avukatları hastalarına odaklı biçimde kalmayı garantiye almak için amaçlı olarak profesyonelleşmekten kaçınmayı talep etmişlerdir (hemşire ve doktor gibi diğer güçlü iş gruplarının yaptıklarının aksine).

Bu aracıları bu yüzden çalışmaları gölgede ve geri planda kalan ve müşterilerinin hizmetinde görevlerinde minimum umumi itibar sağlayan diğer iş gruplarıyla (hayalet yazarlar, personel şefleri ve Himalayalar’daki şerpalar gibi) özellikleri paylaşabilirler.

yonetim

Aracılık etme görüşü olarak bir ilişki kurma; bu iş ile ilgili aracı gruplarının, çalışmalarını ve kendilerini kısıtlı çıkarlar ve sınırı çizilmiş sorumluluklar kabini olarak görmekten ziyade, kompleks bir etkileşimler ağında bağlantılar olarak gören sosyolojik vatandaşlar olarak hareket etmek için ağ pozisyonundan eşsiz kapasiteler geliştirebileceklerini belirtmektedir.

Örneğin Ruthanne Huising ve Susan Silbey çevre sağlığı ve güvenliği koordinatörlerini inceledikleri çalışmalarında, üniversite laboratuarlarındaki güvenliği arttırmak için politika-pratik boşluğunu kapatmanın, bu koordinatörlerin toplu olarak geliştirdikleri ilişkilerde ve uymayı başarmak için pragmatik bir eylemde bulunmak için topladıkları bilgilerde ilişkisel düzenleme gerektirdiğini bulmuşlardır.

Aracılık etme perspektifi ayrıca gömülü vekâlet paradoksunu da aynı eksene getirmektedir. Gömülü vekâlet paradoksu bazı şartlar altında iş mensuplarının alternatifleri hayal etmek için yüksek düzeyde öz bilinçlilik geliştirebileceklerini ve kurumsal değişimi getirmek için farklı davranabileceklerini göstermektedir.

Örneğin Trish Reay, Karen Golden-Biddle ve Kathy Germann, hemşirelerin sağlık bakım sistemine gömülmüşlüklerinin -değişimi etkileme yeteneklerine bir engel olmaktan ziyade- gömülü oldukları öteki ilişkiler ağının içli dışlı bilgisi göz önünde tutulursa, değişen örgütsel pratikler için ne zaman fırsat yaratacaklarını ve yakalayacaklarını bilmelerine olanak vereceklerini göstermişlerdir.

Konuyla İlgili Kitap ve Makaleler

  1. Desmond, M. (2014). Relational ethnography. Theory and Society, 43(5), 547-579.
  2. Abbott, A. (1993). The sociology of work and occupations. Annual Review of Sociology, 19, 187-209.
  3. Carlile, P. R. (2002). A pragmatic view of knowledge and boundaries: Boundary objects in new product development. Organization Science, 13(4), 442-455.
  4. Bechky, B. A. (2003). Sharing meaning across communities: The transformation of understanding on a production floor. Organization Science, 14(3), 312-330.
  5. Kellogg, K. C., Orlikowski, W. J., & Yates, J. (2006). Life in the trading zone: Structuring coordination across boundaries in postbureaucratic organizations. Organization Science, 17(1), 22-44.
  6. DiBenigno, J., & Kellogg, K. C. (2014). Beyond occupational differences the importance of cross-cutting demographics and dyadic toolkits for collaboration in a U.S. hospital. Administrative Science Quarterly, 59(3), 375-408.
  7. Uzzi, B. (1997). Social structure and competition in interfirm networks: The paradox of embeddedness. Administrative Science Quarterly, 42(1), 35-67.
  8. Zuckerman, E. W., & Sgourev, S. V. (2006). Peer capitalism: Parallel relationships in the U.S. Economy. American Journal of Sociology, 111(5), 1327-1366.
  9. Jarzabkowski, P., Bednarek, R., & Spee, P. (2015). Making a market for acts of god: The practice of risk trading in the global reinsurance industry. New York: Oxford University Press.
  10. Heimer, C. A., & Staffen, L. R. (1995). Interdependence and reintegrative social control: Labeling and reforming “inappropriate” parents in neonatal intensive care units. American Sociological Review, 60(5), 635–654.
  11. Huising, R. (2015). To hive or to hold? Producing relational authority through scut work. Administrative Science Quarterly, 60(2), 263-299.
  12. Lopez, S. H. (2010). Workers, managers, and customers: Triangles of power in work communities. Work and Occupations, 37(3), 251-271.
  13. Leidner, R. (1993). Constituency, accountability, and deliberation: Reshaping democracy in the national women’s studies association. NWSA journal, 5(1), 4-27.
  14. Leidner, R. (1996). Rethinking questions of control: Lessons from McDonald’s. In C. L. Macdonald & C. Sirianni (Eds.), Working in the service society (pp. 29–49). Philadelphia, PA: Temple University Press.
  15. Beunza, D., & Stark, D. (2004). Tools of the trade: The socio-technology of arbitrage in a Wall Street trading room. Industrial and Corporate Change, 13(2), 369-400.
  16. Pinch, T. J., & Bijker, W. E. (1984). The social construction of facts and artefacts: Or how the sociology of science and the sociology of technology might benefit each other. Social Studies of Science, 14(3), 399-441.
  17. Lingo, E. L., & O’Mahony, S. (2010). Nexus work: Brokerage on creative projects. Administrative Science Quarterly, 55(1), 47-81.
  18. Kellogg, K. C. (2014). Brokerage professions and implementing reform in an age of experts. American Sociological Review, 79(5), 912-941.
  19. Heaphy, E. D. (2008). Two views of agency in patient advocates’ problem-handling work: Storytelling and rule use (Doktora tezi). Ann Arbor, MI: University of Michigan.
  20. Huising, R., & Silbey, S. S. (2011). Governing the gap: Forging safe science through relational regulation. Regulation & Governance, 5(1), 14-42.
  21. Reay, T., Golden-Biddle, K., & Germann, K. (2006). Legitimizing a new role: Small wins and microprocesses of change. Academy of Management Journal, 49(5), 977-998.
İş ve Mesleklerde İşbirliği Yapma, Ortaklaşa Üretme ve Aracılık Etme
Etiketlendi:                             

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir