İşletmeleri Siyasi Koalisyon Olarak Görmek

İşletmeleri Siyasi Koalisyon Olarak Görmek

İşletmeler ekonomik kararlar alan ve bu kararları uygulayan örgütlerdir. Bu ekonomik oluşumlar günümüzde gitgide daha büyük ve karmaşık bir yapı haline gelmişlerdir. Fiyat oluşturma, ürün belirleme, yatırım yapma, kaynak tahsis etme bu örgütlerin ekonomik anlamda aldığı önemli kararlardan bazılarıdır. İşletmelere ekonomik bir perspektifle bakan bu yaygın anlayışa ek olarak, işletmeleri içinde çatışmaların olduğu siyasi bir koalisyon olarak gören bir anlayış da geliştirilmiştir.

İşletmelerin siyasi bir koalisyon olarak gösteriminde önce çatışma sistemlerine bakalım. Çatışma sistemlerinin iki temel varsayımı vardır: tutarlı temel birimlerinin olması ve bu temel birimlerin durumları arasında çatışmanın olması. Çatışma sistemlerindeki her bir temel birimin, sistemin muhtemel durumları üzerinde bir tutarlı tercih sıralaması vardır. Tutarlı tercih sıralaması ile; sistem içerisindeki gerçekleştirilebilir durumların iyi olup olmaması bakımından sıralanması kastedilmektedir. Bu birimlerin tercih sıralaması tutarlı olsa da, sistemin kaynakları açısından karşılıklı olarak tutarsızdır. Dolayısıyla her bir temel birim eşzamanlı olarak tercihlerini gerçekleştirdiğinde çatışma ortaya çıkmaktadır. Çatışmanın var olması için ayrıca hiçbir birimin alternatif durumu tercih etmemesi gerekmektedir.

İşletmeler de çeşitli eylemlerde bulunan, farklı davranışlar sergileyen, alternatifler arasından seçimler yapan veya risk ve belirsizlik altında kararlar alan bir çatışma sistemidir. Çatışma sistemlerindeki çatışmaların çözümü gerekmektedir. Bunun için genel olarak iki yol öne çıkmaktadır. İlkinde sistemler çatışmanın yatıştırılması için üstün bir hedef atfederler. İkincisinde ise faydaların açık bir şekilde karşılaştırılmadığı kararlara ulaşma süreci tanımlarlar. İlki işletmeler için tipik özellikteyken; ikincisi siyasi koalisyonlar için tipik konumdadır.

Üstün bir hedefin atfedilmesi iki basit varsayımı kabul ederek olmaktadır. İlki belirli bir zamanda sistem için ortak bir tercih sıralamasının olduğudur. İkincisi ise sistemin daima en fazla tercih edilen alternatifi seçeceğidir. Bu varsayımlar ışığında seçilecek üstün hedef durağan ya da en azından kestirilebilir bir biçimde değişebilir olmalıdır.  Eğer durağan olmazsa bu hedef beyhudelikten öteye geçemeyecektir. Ayrıca anlamlı da olmalıdır yoksa hedef tahmini amaçlar için kullanılamayacaktır.

İkinci yol olan çatışma çözümüne süreç yaklaşımında ise öncelikle nihai kararın basit kararlar setinden doğduğu varsayılmaktadır. Buna ek olarak ise ortak tercih sıralamasının bir çeşidinin temel kararlar için mevcut olduğu kabul edilmektedir. Çatışmaların çözüm sürecinin etkili olması birtakım şartlara bağlıdır. Bunlardan ilki basit karar süreçlerinin tutarlı temel birimler olarak işlenmeye müsait olmasıdır. Böylelikle iyi tanımlanmış bir çatışma çözüm süreci olacaktır. Ayrıca da sistemin özelliklerini araştırmada analitik prosedürler elverişli olmalıdır. Bu sayede rahatlıkla anlamlı öngörülerde bulunulacaktır.

Çatışma sistemlerinin özelliklerini ve çatışmaların çözümünün nasıl olabileceğini belirttikten sonra şimdi işletmelerin siyasi koalisyon olarak görülmesiyle alakalı detaylı açıklamalara geçebiliriz.

Temel olarak denebilir ki; işletme siyasi bir koalisyondur ve yöneticisi de siyasi bir komisyoncudur. İşletmenin oluşumu verili olarak değil müzakere ile oluşturulmaktadır. İşletmenin hedefleri de verili olarak değil pazarlıkla belirlenmektedir.

Bu görüşe göre işletme bir paydaşlar setidir. Yatırımcılar, tedarikçiler, müşteriler, hükümet yetkilileri ve çalışanlar ilk başta akla gelen paydaşlardandır. Bu liste daha gerçekçi bir anlayışla yatırım analistleri, ticaret birlikleri, siyasi partiler ve sendikalar şeklinde uzatılabilir. Her bir paydaşın ya da katılımcının sistem yani işletme üzerinde talepleri vardır. Paydaşların talepleri kısmen ücret şeklini alabildiği gibi, siyasi taahhütler veya kişisel işlemler şeklinde de olabilir. Bu yüzden her bir talep seti diğer taleplerin kombinasyonuyla belli bir tutarlılık derecesine sahip olabilmektedir. Bir talep çifti tamamıyla tutarsız olabilirken, bir talep çifti dış koşullara göre daha az veya daha çok tutarlı olabilir. Ek olarak bir talep çifti birbirini eksiksiz bir şekilde tamamlıyor da olabilir. Bu tamamlayıcılık sonucunda bir paydaşın koalisyon için marjinal maliyetinden de bahsedilebilir.

Bu paydaşların talepleri iki önemli dinamik özelliğe bağlı olarak değişmektedir. İlki, taleplerin düzeyi hem fiili hem de temsili tecrübeye cevap olarak değişebilir. İkincisi, taleplere dikkat (eylemle ilişkili görüldüğü ölçüde) problemlerin algılanmasına cevaben değişebilir. Ayrıca her bir potansiyel koalisyon, içerdiği çevre açısından belirli bir değere sahiptir. Alternatif işletme koalisyonları aktif oldukları ekonomik sistem içinden farklı kazanımlar elde edebilir.

İşletmelerin siyasi bir koalisyon olarak görülmesi geleneksel ekonomik görüşten uzaklaşmaktadır. Bu durumun açıklaması olarak ise dört özellik gösterilebilir:

Öncelikle dikkat işletme sahiplerinden (ve tabi amaçlarından) koalisyonun fiili paydaşlarına geçmiştir. Genel olarak siyasi sistemler için vatandaş neyse bu görüşe göre işletme sahipleri de odur. Onların talepleri koalisyonun daha aktif üyelerine önemsiz kısıtlar oluşturmaktadır. İşletme stratejileri oluşturmada ve koalisyonların doğasını belirlemede etkileri oldukça küçüktür.

İkinci olarak bu görüş koalisyon sorununa getirilen kısa vadeli çözümlerin gayri benzersizliğine vurgu yapmaktadır. Herhangi bir zamanda birçok geçerli muhtemel koalisyon olabilir. Bu görüşün en ilginç özelliklerinden biri denge halinin uzun vadeli pozisyonundaki kısa vadeli sapmalara dayanmasıdır.

Üçüncü olarak bu görüş çatışmanın çözümü için paydaşlara ödemeyi veya üstün bir hedef etrafında toplanmayı göstermemektedir. Bunun yerine politika taleplerinin ve ödemelerinin ile taleplerin ardışıklığının önemine vurgu yapmaktadır.

Son olarak ise koalisyon sorununun çözümü üzerine kurumsal kısıtlamaların önemi vurgulanmaktadır. En bariz biçimde; örgüt yapısı, geçmiş örnekler ve bütçe anlaşmaları yoluyla taahhütlerin kurumsallaşması; doktrinleşme ve özdeşleşme yoluyla parçaların somutlaşması ve yöneticiye empoze edilen kontrol ve koordinasyondaki sınırlamalar, kurumsal kısıtlamaların kaynağını oluşturmaktadır.

Özetle işletmeler aslında siyasi bir koalisyondur. İlişkili birçok paydaşıyla ve herhangi bir işletme kararı alınırken gerek işletme içi gerekse işletme dışı çatışmalarla çeşitli koalisyonlar oluşmakta ve şekil değiştirmektedir.

İşletmeleri Siyasi Koalisyon Olarak Görmek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir