Kaynak Bağımlılığı Teorisi

Kaynak Bağımlılığı Teorisi

Örgütler varlıklarını devam ettirebilmek için çeşitli kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple de örgütler çevrelerine bağımlıdırlar. Kaynak bağımlılığı teorisi örgütlerin varlıklarını sürdürebilmeleri için çevrelerine bağımlı olduklarını ve çeşitli eylem girişimleriyle bu bağımlılıkları kendi lehleri doğrultusunda yönetmeye çalıştıklarını savunmaktadır.

Örgütler çevreye bağımlılıklarını azaltmak için birçok davranışta bulunurlar. Bunu yapmalarının nedeni etkin olabildikleri müddetçe hayatta kalabilecekleridir. Örgüt başarıya ulaşması yani etkin olması içinde bulunduğu çevre koşullarına bağlıdır.

Kaynak bağımlılığı teorisi daha önceki bir yazımda açıklamaya çalıştığım koşul bağımlılık teorisinden farklı olarak iki iddiada bulunmaktadır (“Durumsallık Yaklaşımı: Koşul-Bağımlılık Teorisi” adlı yazıma buradan bakabilirsiniz):

  1. Örgütlerin eylemlerinde yani davranışlarında sadece yöneticileri ve amaçları etkili değildir. Aynı zamanda çevresel baskı ve kısıtlamalar da etkilidir.
  2. Örgütlerin içinde çeşitli güç odakları bulunmaktadır. Bu yüzden kararların alınması politik bir nitelik barındırmaktadır.

Örgütlerin davranışlarını anlamak içinde bulunulan ortamı anlamaktan geçmektedir. Bu kapsamda genel olarak:

  • Toplumsal karşılıklı ilişkileri anlamak için örgütlerin incelenmesi gerekmektedir.
  • Örgütler çevrelerinden bağımsız ve yalıtılmış değildirler. Tersine, çevresiyle karşılıklı bağımlı ilişkileri bulunmaktadır.
  • Bu bağımlılık ilişki bağımlı tarafın davranışlarında belirsizlik meydana getirirse örgütün varlığını devam ettirmesi ve başarılı olması problemli bir hal alacaktır.
  • Örgütler bu bağımlılık ilişkilerini yönetmek için çeşitli eylemlere girişirler.
  • Bağımlılık ilişkilerinin yönetilmesi örgütler arasındaki ve örgüt içindeki güce bağlıdır.

Kaynak bağımlılığı teorisinde örgütler aktörler ve bu aktörlerin oluşturduğu koalisyonlardan oluşmaktadır. Aktör işletmenin faaliyetlerinden etkilenen ve işletme faaliyetlerini etkileyen hissedarlar, yöneticiler, çalışanlar, sivil toplum kuruluşları vb. tüm kişi ve kurumlardır. Koalisyon ise örgütlerin içerisinde farklı çıkarları, beklentileri ve amaçları olan birçok kişi ve grubun oluşturduğu yapılardır.

Kaynak bağımlılığı teorisinde politik bir perspektif bulunmaktadır. Bu politik yaklaşım örgütleri farklı çıkarlara sahip alt grupların koalisyonu olarak görmekte ve bu koalisyonlar arasında uzlaşının değil çatışmansın olduğunu iddia etmektedir.

Örgütler bu teoriye göre gereksinim duyduğu girdileri temin ettiği çevreyi kendisine bağımlı kılabilir. Dolayısıyla örgüt ile çevresi arasındaki bağımlılık ilişkisinin sonuçları yerine süreçleri daha fazla önemsenmektedir.

Çevresel koşullar örgütün faaliyetlerini ve yapısını tamamen belirlemezler çünkü örgüt ile çevresinde sanıldığından daha gevşek bir ilişki vardır. Bu sebeple de güç kavramı örgütün çevreye müdahale edebileceği önemli bir değişkendir.

Örgütlerin davranışları yöneticilerin algıladıkları çevre ile doğru orantılıdır. Yöneticilerin verecekleri kararlar algıladıkları çevreden etkilenmektedir. Bu açıdan örgütlerin çevreleri sektör, işlem ve algılanan çevre olmak üzere üç düzeyde ele alınabilir.

Sektör çevresinde o sektörü oluşturan veya ilgili olan tüm aktörler yer almaktadır. İşlem çevresi ise örgütün direkt olarak işlem gerçekleştirdiği, yani yüz yüze olduğu kişi ve kuruluşları kapsar. Algılanan çevre ise örgüt tarafından algılanıp yorumlanan ve yöneticilerin zihinlerinden yeniden kurulan çevreye denmektedir.

Kaynak bağımlılığı teorisinde çevre üç özelliğiyle ele alınmaktadır: Yoğunluk, kaynak kıtlığı ve iç ilişkililik durumu.

Çevrenin yoğunluğu yüksek olursa örgüt için daha kolay bir ortam oluşacak ve istediği başarıyı daha rahat elde edecektir. Yoğunluğun düşük olması durumunda ise çatışma olacak ve karşılıklı bağımlılık ilişkisinin yönetilmesi güçleşecektir.

Örgüt rakipleriyle aynı kaynaklara bağımlı olursa bu durumda çevrenin kaynak kıtlığı çektiği görülecektir.

İç ilişkililik ise sektördeki aktörlerin birbirinden haberdar olma durumunu ifade etmektedir. Eğer iç ilişkililik yüksekse örgüt için belirsizlik ve istikrarsızlık meydana gelebilecektir.

Kaynak bağımlılığı teorisinde temel kavramlar olarak kaynak, bağımlılık, özerklik ve güç gösterilebilir. Kaynaklar örgütlerin faaliyetlerini sürdürmeleri için gereksinim duydukları her türlü girdiyi ifade etmektedir. Kaynaklara örnek olarak sermaye, hammadde, enerji, bilgi vb. verilebilir.

Bu kaynakları elde etmek için örgütler yüksek efor sarf ederler. Çünkü her bir kaynağın istenen miktarda tedarik edilmesi kolay değildir. Kaynaklar

Kaynakların çevresel faktörlerden ötürü kolayca elde edilememe durumunda bağımlılık durumu ortaya çıkmaktadır. Sadece kaynak bulmada değil aynı zamanda bulunan kaynakların yönetilmesi sürecinde de örgütler birçok çevresel faktöre bağımlı duruma gelmektedir.

Bağımlılık ilişkileri örgütlerin faaliyetlerini ve hedefledikleri sonuçları şekillendirmek veya tespit etmek konusunda getirdikleri kısıtlar sebebiyle önemlidir.

Örgütler bağımlılık ilişkilerini etkin bir biçimde yöneterek, ihtiyaç duydukları kaynakları temin etmeye yani özerkliklerini arttırmaya çabalamaktadırlar.

Örgütler arasındaki bağımlılıkların niteliği sahip olunan güç miktarıyla ilişkilidir. Güç için bir örgütün diğeri ile ilişkisini kendi lehine olacak şekilde etkileyebilme yeteneği denebilir. Dolayısıyla güç arttıkça örgütün bağımlılığı azalır, özerkliği artar.

Örgütlerin bazı alt birimlerinin güç sahibi olmalarının nedenleri şöyle özetlenebilir. Bazı birimler belirsizliklerle başa çıkabilme bakımından daha yetenekli olabilirler. Bu yetenek sadece o birimde olabilir yan, o birime özgü olabilir. Birimin üstesinden geldiği çevresel belirsizliklerin örgütün bütününde yaygın olabilir.

Örgütün her bir iç ve dış çevre unsuru ile güç ilişkilerinin yapısı farklı olabilir. Bazı unsurlara karşı güçlü olan örgüt, diğerlerine karşı bağımlı olabilir.

Örgütler çevreleriyle sürekli bir etkileşim içerisinde oldukları için, çevreden gelen baskı ve talepleri yönetebilmeleri için birçok tavırda bulunabilirler.

Öncelikle dışsal taleplerin değerlendirmesi yapılmalıdır. Bağımlılık ilişkisinin farkında olunmalı, bu talepler doğru tanımlanmalı ve eğer talepler çatışıyorsa bir seçim yapmalı ve beklentiler önceliklendirilmelidir.

Örgütler talepleri ve bağımlılık ilişkilerini tanımladıktan sonra bu ilişkilerin koşullarını yönetmelidir. Bu açıdan dört hareket şekli verilebilir. İlk hareket örgütlerin baskı ve taleplere olduğu gibi boyun eğmeleri yani uymalarıdır. Bu hareketi çok güçsüz örgütler yapmak zorunda kalırlar.

Bir başka hareket örgütlerin taleplere uymak yerine uyuyormuş gibi yapmalarıdır. Burada gerçek tutumla görünen tutum ayrılır.

Bir diğer harekette örgütler bağımlılıktan kaçınabilirler. Bunun için örgüt alternatif tedarikçiler bulabilir, fazla stok bulundurabilir, ikame girdiler kullanabilir, ürün farklılaştırmasına gidebilir veya talepleri manipüle edebilir.

Taleplerden kaçma veya yönlendirme işe yaramazsa örgütler farklı yollar deneyebilmektedirler. Büyüme, satın alma ve birleşme gibi stratejiler örgütsel bağımlılıkların yapısını değiştirmek için kullanılabilirler. Buradaki amaç rekabetçi baskılardan kurtulmak ve tedarikçisi veya müşterisi olduğu kritik aktöre bağımlılığını azaltmaktadır.

Ortak sosyal normlar yaratılarak gevşek ve biçimsel olmayan davranışlar sergileme, ortak yönetim kurulu üyelikleri ve ortak girişimler gibi biçimsel örgütlenme davranışları da kaynak bağımlılığını azaltmak için kullanılabilir. Bu yöntemler kullanılarak örgüte bilgi girişi sağlanır, diğer örgütler arasındaki bağımlılık ilişkileri öğrenilir ve tanınma, prestij ve meşruiyet kazanılır. Ayrıca örgütler politik faaliyetlerde bulunarak ve üst düzey yöneticilerinde değişikliğe giderek kaynak bağımlılığını lehlerine çevirebilirler.

Özet olarak örgütler arası analizin benimsendiği ve iradeci bir yaklaşımla çevreye yaklaşan kaynak bağımlılığı teorisi; ontolojik olarak gerçekçi epistemolojik olarak ise pozitivist bir paradigmaya dayanmaktadır. Bu manada örgüt teorileri arasında önemli bir konuma sahip olup, stratejik yönetimin en fazla faydalandığı örgüt teorilerinden biridir.

Kaynak Bağımlılığı Teorisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir