Mikrotemeller Yaklaşımı Nedir?

Mikrotemeller Yaklaşımı Nedir?

Sosyal bilimlerde mikro faktörleri makro yapılarla bağlantılandırma problemi tartışmalarıyla birlikte epeydir gündemde yer tutmakta ve hala kesin bir cevap bulduğu söylenememektedir. Bu mikrotemeller (microfoundations) akımı son yıllarda örgütsel davranış, yönetim teorisi ve stratejik yönetim alanlarında da popüler duruma gelmiştir.

Tarihsel süreçte mikro temellerin mi yoksa makro temellerin mi öncelikli olduğu tartışmasını sosyal bilimlerin babası olarak gösterilen Emile Durkheim’e kadar götürmek mümkündür. Bu tartışmanın bir tarafında metodolojik kolektivizm diğer tarafında ise metodolojik bireycilik yer almaktadır.

Metodolojik kolektivizmin güçlü bir savunucusu olan Durkheim, sosyal olguların şeyler olarak çalışılması gerektiğini söylemektedir. Kültür, din, ulus devletler gibi sosyal ve makro faktörlerin odaklanılması gereken yer olduğunu vurgulamaktadır. Kurumlar, roller, kurallar ve yapılar toplumu, piyasaları ve bireysel davranışları anlamada birey düzeyi faktörlerden çok daha önemlidir. Kolektivist görüşe göre bu tür kolektif yapılar beliren bir özellik sergilemekte ve indirgenmesi mümkün gözükmemektedir.

Metodolojik bireycilik ise Max Weber, Karl Popper ve Jon Elster gibi sosyal bilimcilerin savunularıyla sosyal teorilerin temel yapı taşlarının birey olduğunu söylemektedir. Buna göre bireylerin inançları, tercihleri ve ilgileri sosyal yapıların doğuşu ve değişmesini anlamada güzel bir başlangıç noktasıdır. Kolektif olguları anlamada bireyleri ve etkileşimlerini anlamanın gerekliliğini öne sürmektedir.

Bu tartışmalarla ilişkili olarak mikrotemeller konusunun yönetim-organizasyon alanına girmesi gecikmemiştir. Ancak yapılan birçok çalışma sonucunda mikrotemellerin yanlış anlaşıldığı görülmektedir. Mikrotemellerle ilgili yarı gerçekleri veya yanlış kanıları dört başlık altında toplayabiliriz.

Öncelikle mikrotemelleri salt olarak psikoloji, insan kaynakları veya mikro örgütsel davranış olarak görmek konuyu oldukça kısıtlı bir hale getirmektir. Bu yarı gerçek bireylerle ilgili biliş, yetenek, davranış gibi bilgileri ilavesel yani toplayarak bir sonuca ulaşmaya çalışırken, etkileşimleri göz ardı etmektedir. Oysaki bireysel etkileşimler karmaşık biçimlere dönüşebilir ve sürpriz niteliğinde toplam ve beliren sonuçları doğurabilir.

İkinci yanlış kanı diğer disiplinlerden aktarılan kavramların mikrotemelleri oluşturacağıdır. Öğrenme ve kimlik gibi psikolojiden alınan kavramlara doğrudan başına örgütsel kelimesi getirilerek mikrotemellerdir denilmektedir. Bu konular önemli olmakla beraber örgütleri, yönetimi ve stratejiyi açıklamada doğrudan mikrotemeller olarak kullanılamaz çünkü zaten daha mikro bir disiplinden alınmıştır.

Mikrotemeller sonsuz gerilemeye neden olur. Bu yanlış kanıyla örgütlerin, insanlara daha sonra beyinlere ve hatta genlere indirgenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu anlayış yönetim-organizasyon konularına bir derinlik kazandırsa da mikrotemeller aşırı indirgemeyi gereksiz görmektedir. Çünkü analiz düzeyi olarak örgütler vardır. Bu tarz bir indirgeme pratik ve günlük aktiviteler ile davranışları tam anlamıyla bilgilendirmede büyük ihtimalle başarısız olacaktır.

Mikrotemellerle ilgili son yarı gerçek kültür, kurumlar, normlar ve yapı gibi makro yapıların örgütsel analizdeki rolünün reddedildiğidir. Bu yanlış her şeyin bireylere indirgenmesi gerektiği görüşüyle ilişkilidir. Hâlbuki mikrotemeller çağrısı yüksek analiz düzeylerini açıklamada alt düzey oluşturucu birimlere bakma gücüyle ilgili metodolojik bir husustur. Daha açık bir ifadeyle makro olanın kökenlerine ve doğasına sistematik olarak bakmadır. Burada seçimlerin ve etkileşimlerin; yapıyı, yapı içindeki bireylerin davranışlarını ve yapıların zaman içerisinde evrilmesini şekillendirmede bireylerin rolünü nasıl oluşturduğu temel sorunsaldır.

Mikrotemeller anlayışının merkezinde iki önemli kavram yer almaktadır: ortaya çıkma (emergence) ve toplanma (aggregation). Bireysel düzeydeki faktörler ya basit biçimde toplanarak kolektif düzeye ölçeklenirler (burada bireylerin bağımsızlığı esastır) ya da karşılıklı etki ve etkileşim içerisine girerek karmaşık toplanma formları alabilir ve ortaya çıkma özelliği göstererek kolektif bir hale bürünürler. Karmaşık toplanmada bazen bütün form parçalardan büyük olarak pozitif; bazen de bütün formun parçalarından az olmasıyla negatif sonuçlar doğabilmektedir. Bu toplanmadaki sosyal etkileşime sinerji gözüyle de bakılabilmektedir.

Toplanmanın pozitif sonuçlarına bir örnek olarak sosyal etkileşim sonucunda ortaya çıkan grup kaynaşması gösterilebilir. Bunun dışında bireylerin diğer bireylerden de bir takım bilgiler edindiklerini söyleyen geçişken bellek sistemi de karmaşık toplanmanın faydalı sonuçlarından biridir.

Pozitif ve istenen sonuçlarına ek olarak karmaşık toplanmanın negatif sonuçları da bazen ortaya çıkabilmektedir. Buna örnek olarak Ringelman etkisi sonucunda grup içerisindeki bireylerin gösterdiği gayretin düşmesini açıklayan sosyal kaytarma gösterilebilir. Grup düşüncesi, otosansürleme, bireyselliğin yitimi ve grup engellemesi ortaya çıkan karmaşık toplanmaların istenmeyen sonuçlarından bazılarıdır.

Sonuç olarak yönetim, örgüt ve strateji alanlarında mikrotemeller son yıllarda ilgi odağı haline gelmiştir. Ancak mikrotemellerle ilgili bazı yanlış kanı veya yarı gerçekler de oluşmuştur. Mikrotemellerin karmaşık toplanma ve ortaya çıkma ile ilişkisi de bazen göz ardı edilmiştir.

Mikrotemeller Yaklaşımı Nedir?
Etiketlendi:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir