Organizasyon Yapısı ve Stratejik Yönetim

Organizasyon Yapısı ve Stratejik Yönetim

Organizasyon yapısı işletmelerin bütün faaliyetleri içi bir zemin oluşturur. Eğer ki bu yapı uygun ve elverişli bir biçimde kurulmazsa işletmenin yürüteceği stratejik yönetim faaliyetleri de başarıya ulaşamayacaktır.

Organizasyon yapısı için zaman içinde birçok örgüt teorisi geliştirilmiştir. Bu örgüt teorileri örgütlerin faaliyetlerini nasıl sürdürdüklerini, hangi çevresel faktörlerle ilişkili olduğunu ve bu ilişki bütününü nasıl yönettiklerini farklı yönlerden açıklamaya çalışmaktadır.

Örgütlere ilişkin önermelerde bulunan bütün örgüt teorileri, organizasyon yapısı ile stratejiler arasındaki uyumu bazı noktalara vurgu yaparak incelemişlerdir:

  • Bu noktalardan ilki dikey farklılaşmadır. Hiyerarşik olarak örgütsel basamaklar, görev ve yetkilerin farklılaşma derecesi, yöneticilerin kontrol alanları ve emir-komuta zinciri bu kapsamda incelenmelidir.
  • Örgütlerde oluşan bölümler yani yatay farklılaşma da incelenmektedir. Ürün, coğrafya, müşteri gibi hangi esas göre örgütün bölündüğü önemlidir.
  • Örgüt içi karar, yönetmelik, yönerge ve tüzük gibi biçimselleşme araçları ve boyutu da incelenmelidir.
  • Son olarak örgütün merkezileşme derecesinin ne boyutta olduğu ve stratejik kararların merkezi yönetimce mi yerinden yönetimce mi alındığı da önem taşımaktadır.

Yönetim fonksiyonlarından biri olan örgütleme, organizasyon yapısının hangi öğeleri içinde barındıracağını belirlemektedir. Etkili ve verimli bir organizasyon yapısı için bazı örgütleme ilkeleri yerine getirilmelidir:

  • Örgüt ve her bir alt düzeyi amaç birliğine sahip olmalıdır. Bu amaçlar net bir şekilde belirlenmelidir. Amaç ve etkinlikler belirlenirken birey ile örgüt arasında azami bir bütünleşme olmalıdır.
  • Örgüt için emir-komuta birliği olmalıdır. Her ast yalnızca bir üstten emir almalıdır. Böylece yetkisel çatışmalar ve kaos ortamı oluşmayacaktır.
  • Çalışanlara iş bölümü ve uzmanlaşma ilkesine uygun olarak iş verilmelidir. Bu sayede verimlilik maksimizasyonuna ulaşılır.
  • Hiyerarşik yapıya dikkat edilmelidir. Yetkiler üstten asta doğru zincirleme biçimde verilmelidir. Ayrıca iyi bir iletişim ağının kurulması da sağlanır.
  • Basit ve anlaşılır olmalıdır.
  • Çalışanlara verilen yetki ile sorumluluk birbirine denk olmalıdır.
  • Örgütün işleyişi için yetki devri yapılabilmelidir.
  • Üst yönetim ekibi basit ve rutin kararlar ile rahatsız edilmemelidir.
  • Faaliyetlerin yürütülmesi sırasında meydana gelebilecek problemler için plan ve politikalar oluşturulmalıdır. Bu sayede yönetim birliği sağlanacaktır.
  • Yöneticilerin emri altında kontrol edebileceği kadar çalışan verilmelidir. Kontrol alanına riayet edilerek gözetim ve eşgüdüm kolaylaşacaktır.

Geçmişten günümüze birçok örgütsel yapı bilinmektedir. Bunlardan biri yalın organizasyon yapısıdır. Bu yapıda fonksiyonel iş bölümü yoktur. Örgüt içi davranışlar minimum düzeyde biçimselleşmiştir. Organik bir kimlik vardır. Standartlaşma yoktur. Bu yapıdaki örgütler çevik ve esnektirler. Genellikle genç olan bu tür örgütlerin üretim sistemleri basittir. Yeni girişimlerin klasik organizasyonel yapısıdır.

Büyüyen örgütlerde prosedür ve kurallar ortaya koyar. Bürokratik organizasyon yapısı denen bu modelde denetim ve kontrol üst düzeydedir. Piyasada gözlenen hızlı değişimlere cevap vermede yavaştırlar. Kamu kurumlarında sık görülür.

Mekanik bürokrasi özelliği gösteren örgütler kitlesel üretimin sonucudurlar. Bu yapıyı biçimlendiren bir tekno-yapı bulunmakta ve örgütün yüksek performansa ulaşmasını kendine bağlamaktadır. Uzmanlaşma ile beraber dikey farklılaşma yüksek düzeydedir. Koordinasyon tepe yönetimde olmakta ve merkezi bir hal sergilemektedir.

Profesyonel bürokrasiye sahip örgütlerin en önemli özelliği beceri standardizasyonunu en üst düzeye çıkarmış olmalarıdır. Profesyonelleşme eğilimi yaygın olup, güç yapının tabanındaki profesyonellere dağılmıştır. İş ortamı karmaşık ve durağandır. Çalışan profesyonellerin iş ve görev standartları bağlı oldukları meslek kuruluşlarınca belirlenmiştir.

Misyoner organizasyon yapısı endüstriyel kültür dışında kalmakta ve emir-komuta ilişkisini kabul etmemektedir. Şeffaflık önemlidir. Bu tür örgütsel yapılarda statü farklılığı mümkün olduğunca az olup, stratejik ve operasyonel kararlar kolektif biçimde alınmaktadır. Paylaşılan normlar ve değerler bu tip örgütleri bir arada tutmaktadır. Çalışanlar yaptıkları iş ve görevlerden onur ve gurur duymaktadır. Eleştirel örgüt teorisinin bazı önerilerini içinde barındırmaktadır.

Fonksiyonel organizasyon yapısı işletmelerin en yaygın olarak kullanılanıdır. Benzer kaynak ve görevlere göre çalışma grupları oluşturulur. Benzer gruplar pazarlama, üretim, insan kaynakları gibi departmanlar altında birleştirilir ve bir yöneticiye bağlanır. Ürün çeşitliliği az olan örgütler tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Kaynakların etkin kullanılması, hedef birliğinin sağlanması, kariyer gelişiminin fonksiyonel uzmanlığa göre olması gibi üstünlüklerinin yanında; departmanlar arası koordinasyonun zayıf olması, dış çevreye karşı reaksiyonların yavaş olması ve kararların üst yönetime yığılması gibi zayıf yönleri bulunmaktadır.

Bölümlü organizasyon yapısı örgütlerin müşteri, ürün veya bölge esaslı kullandıkları bir yapıdır. Ürün çeşitliliği fazla ve dev örgütler tarafından sıklıkla kullanılır. Bölümler özerklik verilmiştir. Merkeze düşen görev bölümleri vizyon ve misyon bildirgeleri ışığında koordine etmektir. Sonuçlara odaklanması ile diğer örgüt yapılarına üstünlük kuran bölümlü organizasyon yapısı, bölüm hedeflerini örgütsel hedeflere endeksleyemezse başarıdan uzak kalacaktır.

Matris organizasyon yapısı ürün ve fonksiyon esaslı yapıları bir arada kullanmaktadır. Benzer uzmanlar bir grup haline getirilir ve belirli bir ürün sorumluluğu da departmanlara ayrılır. Ürün gruplarının esneklikle kaldırılması veya eklenmesi maliyeti de arttırmaktadır. Ayrıca çalışanlar hem ürün hem de fonksiyon yöneticine karşı sorumludur. Departman yöneticileri kendi uzmanlıklarını yerine getirirken, ürün yöneticileri proje esaslı olarak çalışanları zamanında ve kaliteli üretim yapmak için koordine ederler. Belirsiz çevrede faaliyet gösteren ve karşılıklı işbirliğine ihtiyaç duyulan durumlarda yaygındır.

Şebeke örgüt yapısı küreselleşme sürecinin etkisiyle bir ürün veya hizmet için ihtiyaç duyulan fonksiyonların merkez firma tarafından farklı işletmelere yaptırılması anlamındadır. Merkez firma organizatör rolündedir. Hiyerarşik kademeler yoktur. Esneklik en üst düzeydedir. Yüksek rekabetin oluşması ve hızlı değişen çevresel faktörler şebeke örgütleri doğurmuştur. Küresel markaları rekabetçi yapması, esnek ve değişebilir personel kullanımına olanak tanıması ve minimum kontrole ihtiyaç duyması şebeke örgüt yapısının güçlü yönleridir.

Özetle farklı organizasyon yapıları için farklı stratejik yönetim bakış açıları gerekmektedir. Alfred Chandler’in ortaya attığı strateji mi yapıya göre belirlenmelidir yapı mı stratejiye göre oluşturulmalıdır sorusuna, Henry Mintzberg en doğru cevabı vermiştir: Bu iki unsur bisiklet pedalı gibi birbirini sırasıyla takip etmektedir. Stratejik yönetim ve organizasyon yapısı birbirlerini tamamlayan öğelerdir.

Organizasyon Yapısı ve Stratejik Yönetim
Etiketlendi:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir