Organizasyonlardaki İş ve Meslekler Üzerine Genel Bir Bakış

Organizasyonlardaki İş ve Meslekler Üzerine Genel Bir Bakış

İş ve meslek, günümüzün işgücü piyasasında önem kazanan kavramlardır. Öncelikle şunu belirteyim ki: İş derken İngilizcesi occupation olan, bir sonuç elde etmek ve herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma yani kişinin toplumdaki rolünü kastediyorum. Meslekte ise (profession), belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş işi kastediyorum.

Bu iki kavram, kendi üyelerine eşzamanlı esas bağlantılar sağlayarak, toplumda rasyonelleşmenin süpürücü kuvvetleri olarak uzun bir süre hizmet etmişlerdir. Ama şimdi olsa olsa çağdaş istihdamın sabitleme demirbaşları haline gelmişlerdir, özellikle de işçilerin örgütsel bağlantılarındaki istikrarsızlaştıran kuvvetlerin ışığında.

Bu arada firmaların kendi işgücü piyasaları solup, iş hacmi gözle görülür derecede artmıştır ve kariyer kavramı artan bir biçimde çoklu organizasyonları kapsayıp, belli bir organizasyonla sınırlandırılmamış birlik çalışmasının yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Amerika Birleşik Devletlerinde 1957 ile 1964 yılları arasında doğan kişilere yapılan bir ankette, ortalama bir kişinin ömrü boyunca yaptığı iş 11,7 olarak bulunmuştur.

Organizasyonel bağlantı düştükçe, bağlantısının bu boşluğu doldurabileceği ihtimali düşünmeye değer bir olgu olarak önem kazanmıştır. Nüfus sayımı verileri açıkça belirtmiştir ki, ‘organize etmenin iş ile ilgili biçimleri’ daha önemli bir hale gelmiştir. İş ile ilgili organize edilmiş çalışmadan (yani çalışmanın zanaat, profesyonel ve teknik hatlarında istihdam) hiyerarşik organize edilmiş çalışmaya (yani diğer bütün çalışma kategorileri) geçiş oranı, 1900 ile 1998 yılları arasında 0,38’den 0,56’ya yükselmiştir. Dahası, birçok işçinin çalıştığı organizasyondan çok mesleğine ve işine bağlılık düzeyleri göreceli olarak yükselmiştir.

Artık çalışanlar işlerini değişmek yerine, patronlarını değişmeye daha yatkın haldedirler. Bununla beraber yapılan iş kariyer yollarını ve sınırlarını tanımlamada daha önemli hale gelmiştir. İlk olarak William H. Whyte tarafından ortaya atılan “Organizasyon Adamı”nın yerini, yaşam boyu istihdamı için sadakatini takas eden, bir işte uzmanlaşan ve kariyeri boyunca organizasyonlar arasında mekik dokuyan ya da resmi organizasyonların dışında çalışan biri almıştır. Bunu iş adamı ya da kadını olarak tanımlamamız mümkündür (occupational man-woman).

Daha genel olarak son yıllarda mesleki ve iş ile ilgili kuvvetlerin önemi artmıştır. Örnek olarak 1950lerde işçilerin yalnızca %5’inin iş sertifikası varken, bugün neredeyse tüm işçilerin üçte biri iş sertifikasına sahiptir. Yıllar geçtikçe, çarpıcı şekilde güçlü iş bağlantıları, birçok endüstri dalında gözlenmeye başlamıştır. Örnek olarak, ileri teknoloji ve askeri endüstrilerinde kiralık ve ücretli adamlar, yazılım programlamacıları ve gazeteciler işleriyle güçlü bir özdeşleşme kurmuşlardır. Pis ya da kirli diye nitelenen işleri (temizlik işçileri ve hapishane memurları gibi) yapan insanlar, sürpriz bir şekilde işleriyle güçlü bir özdeşleşme sergilemektedirler. Ek olarak, bugünün çalışanları çalışacakları endüstrilerden ziyade yapabilecekleri işlere daha bağlı bir hale gelmişlerdir.

İşsel ve mesleki bağlılık sadece yaygın ve güçlü değil, aynı zamanda sonuçsaldır da. Bu tip bağlılık, birçok çıktı çeşidi için önemlidir. Bireysel düzeyde bir meta-analiz yapılacak olursa; iş bağlılığının, işi benimseme, iş tatmini, iş performansı ve niyetlenen ciro ile pozitif ilişkili olduğu görülecektir. Ayrıca -gruplar üzerinde değişmesine rağmen- meslekler ve işler üyelere ödüllendirilmiş kolektif kimlikleri canlandıracak araçlar sağlar. Mesleki ve iş bağlılığı aynı zamanda çalışanların maddi ödülleri için de önemlidir çünkü çoğu gelişmiş ülkede iş ile ilgili kıdem ilk 5 yıl %15-20 arası bir maaş artışı sağlar. Organizasyonel kıdemin maaşa etkisi ise iş ile ilgili kıdeme göre oldukça küçük bir etkiye sahiptir.

İş

İşler ve meslekler birçok örgütsel çıktıyı değiştirmeye de konu olmuştur. Güçlü organizasyonel üyelerin mesleki arka plan yapısı ya da mesleki demografisi, bir örgütün stratejisini ve performansını, bu yöneticiler tarafından kullanılan mesleki mantık ve bilişsel modellerle, şekillendirebilir. Daha makro bir düzeyde ise güçlü mesleki ve iş bağlantıları; diğerleri üzerinden bazı inovasyonları meşrulaştırma ve birçok organizasyon için işgücü tedariki ve maliyetini etkileyen iş sertifikalarını kontrol etme yoluyla, geniş yerlere ulaşan düzenlemeleri etkileyebilir. Profesyonel ve akademik ekonomistler gibi bazı mesleki gruplar; o kadar güçlüdürler ki hükümet politikalarını etkileme yoluyla bütün örgütsel alanlara ve topluluklara hüküm sürmektedirler.

Günümüze kadar yönetim ve organizasyon araştırmacılığı post endüstriyel ekonominin birçok özelliğiyle meşgul olsa da, çalışma hayatındaki işsel ve mesleki dinamiklerin yükselen önemiyle aynı oranda ilgilenememiştir. Bu zamana kadar iş, meslek ve çalışma üzerine yapılan çalışmalar disipliner çıkışlara sevk edilmiştir ve yönetimin çoklu disiplinli ve disiplinler arası doğası düşünüldüğünde bu tip çalışmaların farkına varılmadan atlanması çok da zor değildir. Bu sebeple, ortada çağdaş mesleki ve iş dinamiği seviyesine ulaşılamama teorik tehlikesi vardır.

Ayrıca yapılan işi anlamadan, örgütsel dinamiği yanlış yorumlama riski de vardır. Diğer taraftan, işlerin eskitilmiş görüntüsü yönetim ve organizasyon teorisinin gelişimine engel olabilir. İşin güncel anlamaları olmadan, örgüt teorisyenleri teori oluştururken sığ içerikli terimler etrafında riske girebilirler. Örnek olarak işleri göz ardı eden örgüt kültürü çalışması, o organizasyon çoklu ve yüksek içsellikli iş ile ilgili alt kültürleri içerse bile, kültürü tutarsız olarak yanlış bir nitelemeye sokabilir. Dahası, eğer çalışanlar işlerine ve mesleklerine artan bir şekilde bağlanırlarsa, ortada organizasyonel dinamik için kiralama ve işte tutma gibi çok sayıda olası sonuç da olur.

Tanımlar ve Kapsamlar

İş, ilk ve başta gelen sosyal varlıklardan biridir ve zamanla insan etkileşiminin şablonları yoluyla gerçeklik olarak sosyal bir şekilde oluşmuştur. Aslında bir iş, işgücünün bir bölümünde görev alanını oluşturan çalışma kategorilerinden, bu kategorileri uygulamaya döken ve etrafında bulunan kurumlar (birlikler, sendikalar, hayır dernekleri vb.) yoluyla üyeliklerini sürdüren belirli ve devamlı insan gruplarına uzanan çoklu gerçekliklere sahiptir. Yani, sosyal bir şekilde oluşturulmuş varlık olarak bir iş;

  1. Bir çalışma kategorisini,
  2. Bu çalışmanın üyeleri ve uygulayıcıları olarak aktörleri,
  3. İş üyelerinin rolünü yapan eylemleri ve
  4. İşi destekleyen yapısal ve kültürel sistemleri içerir.

Bu yazıda bahsi geçen meslek kavramı belirli bir iş tipini ifade etmektedir. Meslek mensupları;

  1. Özet, özel bilgi,
  2. Otonomi,
  3. Müşteriler ve ast iş grupları üzerinde bir otorite ve
  4. Belli bir diğerkâmlık derecesi ile nitelendirilebilir.

Ek olarak, meslek sahipleri, kendilerini uzmanlık bilgisini ortaya çıkarmak ve sergilemek için genellikle yeterlilik belgelerine dayandırırlar.

Diğer bir kavram ise görevdir. Görev tanım olarak, idari unvanlar altındaki çalışanlar tarafından yapılan ödevler demetidir. Yani belirli bir görev spesifik bir işyerine özeldir ve doğal olarak görev unvanı, genelde spesifik bir görev yerine belirlenmiştir. Diğer taraftan bir iş; görevleri kapsayan paylaşılmış bir toplulukta, daha geniş bir üyeliktir. Bu yüzden belirli bir iş, belirli görev unvanları altında belirli organizasyonlarda belirli görevler olarak gözle görülür bir biçimde somutlaştırılmış bir çalışma kategorisidir.

Misal olarak Sabancı Holding’de yönetim kurulu başkanının özel kalem müdürlüğü görevini kapsayan bir iş örneğine sekreterler ve idari asistan verilebilir. Buna ek olarak görevler tipik olarak, bir iş yerinde ödevler demetini yapmak için sorumlulukları gerektiren aktörlerin doldurduğu roller olarak görülürken, işler -mesleklerin bir diğeriyle rekabet ettiği şeklinde anlaşıldığı gibi- sıklıkla kendilerine bir derece vekâlet eden sosyal varlıklar olarak sayılırlar.

İş Üzerine Üç Mercek Yaklaşımı

İş üzerine “oluş”, “yapma” ve “ilişki kurma” mercekleri tanımlanabilir. Her mercek iş üzerine farklı yönlere odaklanır. “Oluş” merceği; iş üyelerinin nasıl bir kolektifin parçası olduğu, “yapma” merceği; onların hangi işlerle meşgul olduğu ve “ilişki kurma” merceği; grupları dışındaki diğer kişilerle nasıl ilişki kurdukları yönünden olaya bakmaktadır. Bu yaklaşımların her birinde mercek kelimesinin kullanılmasının nedeni işlere, özel bir inceleme kapsamı ve varsayımlarla, farklı perspektiflerle ışık tutmaktır.

Böyle yapmakla beraber işlerin farklı yönlerine odaklanılabilecektir. Misal olarak oluş merceğiyle, yönetim ve organizasyon konularına ilgili olanlar, bir işe yeni gelenlerin o işte sosyalleştiğinde dönüşümünün farkına varacaklardır. Yapma merceğini kullanarak, iş üyelerinin yaptığı ve yetki alanı istedikleri görevleri fark edeceklerdir. İlişki kurma merceğiyle de, üyelerin müşteriler ve diğer dış paydaşlarla oluşturdukları ilişkilerin karmaşıklığının farkına varacaklardır. Her mercek dikkatini farklı sorulara ve analiz düzeylerine odaklamaktadır.

Bu üç merceğin söz etmeye değer belirli özellikleri vardır. İlk olarak, her mercekte dikkate değer bir farklılık vardır. Her mercek kendi başına çok yönlüdür ve birçok alt kategoriye ayrılabilir (bunlara bir nevi mercek filtresi de denebilir). Örneğin oluş merceği için, sosyalleşmiş oluş, kontrol edilmiş oluş ve eşit olmayan oluş filtreleri kullanılabilir.

Yapma merceğinin teorik odağındaki filtreler; görevleri yapma, yetkileri yapma ve ortaya çıkmaları yapmadır. İlişki kurma merceğindeki filtreler ise; ortak çalışma olarak, ortak üretme olarak ve aracılık yapma olarak üçe ayrılmaktadır. Bu çeşitli filtreler, bir diğeri için yakın benzerlik ve akrabalık taşımaktadır ve bu yüzden tek bir mercek altında toplanabilirler.

İkinci olarak bu kategorileştirme, birbirini dışlama anlamına gelmemektedir. Bir mercekle bakılan bir konu, diğer merceklerin de içine girebilir. Örneğin çapraz iş koordinasyonu üzerine, gruplar arasındaki çatışmaya odaklanarak yapma merceği kullanılabilirken, aynı zamanda çatışmaların çözüleceği şartları belirleyerek ve işbirliğine vurgu yaparak ilişki kurma merceği de uygulanabilir. Bu yüzden bu üç mercek birbirini dışlamazlar, hatta birleştirilerek kullanılabilirler.

Bu üç merceğin anahtar kavramları değişiklik göstermektedir. Aktörleri küçük bir temsil (vekâlet) sahibi varsayımıyla gören oluş merceği; sosyalleşmeyi, iş ile ilgili kültürü ve kontrolü anahtar kavram olarak benimsemiştir. Aktörlere hem temsili hem de rekabetçi bir yaklaşımla bakan yapma merceğinde ise, temel anahtar kavramlar görevler, pratikler, yetkiler ve çatışma ortamı olarak öne çıkmaktadır. Son olarak temsiliyetin yanında ortak çalışmaya da dayalı olarak görülen aktörlerin varsayıldığı ilişki kurma merceği, ortak üretimi, iş ile ilgili alanları ve ortak çalışmayı kilit kavramlar olarak benimsemiştir.

Genel olarak bu üç merceğin araştırmalarındaki deneysel odaklar da farklılık göstermektedir. Özellikle yeni işe giren çalışanlar olmak üzere, iş ile ilgili üyelerin dünya görüşleri, şimdiye kadar oluş merceğinin anahtar odağı olmuştur. Yapma merceğinde daha çok iş üyelerinin hareketleri ve eylemleri göz önündedir. Buna ek olarak işler arasındaki çapraz çatışmalar diğer bir odak noktası olarak göze çarpmaktadır. İlişki kurma merceğinde ise mevcut bir iş ve onun etrafında yer alan faktörler arasındaki ilişki temel odak olmuştur. Bu odağı sağlarken, iş ile ilgili ortak yapılan çapraz çalışmalar da benzer ilgiyi görmüştür.

Meslek

Bu üç merceğin, iş üzerine yapılan çalışmaların tarihsel gelişimiyle kaba bir ilişkisi olduğu da görülmektedir. Tabi ki bu mercek zaman periyotlarının üzerinde uygulanmaktadır ancak geçmişteki önemli çalışmalara bakarsak bu konu hakkında biraz daha aydınlanabiliriz. Şöyle ki, Howard Saul Becker ve arkadaşları tarafından 1961 yılında yazılan “Boys in White” kitabı oluş merceğinin ilk örneğidir. Andrew Abbott’un 1988 yılında basılan “The Systems of Professions” kitabı yapma merceğine ışık tutmaktadır.

İlişki kurma merceği için ise, Gil Eyal’in 2013 yılında Amerikan Sosyoloji Dergisi’nde yayınlanan “For A Sociology of Expertise” adlı makalesi gösterilebilir. Bu makalede ilişki kurma merceğinin medikal uzmanlığa uyarlanması gösterilmiştir. Aslına bakacak olursak oluş merceği, 1900’lü yılların başlarından 1980’lere kadar, yapma merceği 1980’lerden 21. yüzyılın başlarına kadar ve ilişki kurma merceği ilk olarak 21. yüzyılın başlarından günümüze değin baskındır denebilir.

Bu konuda örneklendirici eğilimler, oluştan yapmaya yapmadan ilişki kurmaya genel değişimi yansıtmaktadır. İlk eğilim -iç işsel çalışmalardan geniş yelpazede sıralanan analiz düzeyindeki incelemelere- teorileştirme ve analiz kapsamının genişlemesidir.

Erken dönem oluş çalışmaları, göreceli olarak sınırlı iç işsel kapsam tarafından nitelenmiştir. Sosyalleşme üzerine araştırma, bir işe giren ve grup değerlerini içselleştiren acemilerin, işin içerisini göz önünde tutmasına odaklanmıştır. Çalışanların nasıl kontrol edildiği üzerine çalışmalar, iş üyelerinin kontrolüne imkân veren örgütsel bağlamı içermek için, kapsamı bir miktar genişletmiştir.

Yapma merceğindeki çalışmalar, sadece örgütsel ve kurumsal bağlamları açıklamak için değil aynı zamanda işler arası bağlamı (iş grupları arasındaki tartışmaya açık etkileşimleri inceleyerek) açıklığa kavuşturmak için tipik olarak kapsamı genişletmiştir.

İlişki kurma merceği araştırmaları ise, sadece işler arası düzeyi göz önüne alarak değil aynı zamanda bir işin diğer işleri, müşterileri ve teknolojiyi içeren daha geniş bir aktörler ekosisteminin içine nasıl girdiğini göz önünde tutarak araştırma kapsamını genişletmiştir.

İkinci eğilim ise, aktörlerin kavramsallaştırılmasının kısmen pasiften genel olarak daha aktife değişimidir. Oluş merceğini benimseyen çalışmalar çoğunlukla aktörleri göreceli olarak pasif resmetmiştir (ya kontrol mekanizmalarına konu olan iş değerlerini ve normlarını içselleştirerek ya da kültürel ve yapısal olarak dezavantajların pozisyonuna ikna edilerek).

Yapma merceğiyle ilgilenen çalışmalar iş aktörlerini temsili olarak görevleri yerine getiren olarak düşünmeye başlamışlardır. Bu iş aktörleri aynı zamanda kolektif hareketi işin yetkisiyle ilgili talepleri genişletmek için almışlardır.

İlişki kurma perspektifindeki çalışmalar ise bu aktif perspektifi işlerin -uzmanlıklarını müşteriler, iş dışındaki kişiler ve diğer işlerle yeniden inşa etmek için- nasıl daha geniş bir paydaş ağıyla meşgul olduğunu araştırarak devam ettirmişlerdir.

Bu üç mercek, yönetim ve organizasyon çalışmalarında işlerin rolü üzerine benzersiz ve değerli bir perspektif sağlamaktadır ve aynı zamanda diğer sosyal bilimler için de önemli olabilir. Son olarak çıkış tarihleri olarak geçmişte kalsalar bile, analitik güçleri hala güncel olarak kalmaktadır.

Organizasyonlardaki İş ve Meslekler Üzerine Genel Bir Bakış
Etiketlendi:                             

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir