Örgütlerde Farklılaşma ve Bütünleşme

Örgütlerde Farklılaşma ve Bütünleşme

Bilindiği üzere örgüt ya da organizasyon, birçok farklı alt sistemde farklılaşmış bir görevi icra eden insanların birbiriyle ilişkili davranışlarının bir sistemi olarak tanımlanabilir. Bu sistem içindeki her bir alt sistem mevcut görevin bir kısmını yapmaktadır ve her birinin gösterdiği çaba sistemin bütününün etkili bir performansa ulaşması için bütünleştirilmektedir.

Farklılaşma ise örgütsel sistemin alt sistemlere parçalanması durumuna işaret edip, her bir alt sistem ilişkili olduğu dış çevreden gelen gereksinimlere yönelik belirli nitelikleri geliştirmeye yönelmektedir. Bu yönüyle farklılaşma örgütsel alt sistemlerin üyelerinin davranışsal niteliklerini içermektedir. Bu ise şekilsel iş bölümü terimi olarak tanımlanan klasik tanımdan ayrışmaktadır.

Bütünleşme örgütün görevinin başarıya ulaşması için çeşitli alt sistemler arasında çaba birliğine erişme süreci olarak tanımlanabilir. Görev ise en azından bazı ürün ve hizmetlerin tasarım, üretim ve dağıtımını içeren eksiksiz bir girdi-dönüşüm-çıktı döngüsüdür. Bu tanımlar ile örgütün sınırları hiçbir zaman yasal sınırlarıyla kesişmemektedir. Bazı kurumlar örneğin büyük şirketler birçok örgütü kapsayabilirken, bazı taşeron firmaları eksiksiz ve tek bir örgüt oluşturmaz.

Koşul-bağımlılık örgüt teorisinin odak noktalarından biri de çevreydi. Örgütler genişleme meyilli aktif sistemler olup, kompleks çevrelerini etkili bir şekilde ele almak için düzenleme sağlamaktadırlar. Bu sebeple örgütler temel alt sistemlere farklılaştığı için çevresini de ilgili sektörlere bölümlemektedirler. Bu alt sistemler temel olarak üretim, pazarlama, insan kaynakları, muhasebe, finans ve araştırma-geliştirme olarak sınıflandırılabilir. Bu bölümlenme örgütlerin bütüncül bir iş yaptığına işaret etmektedir. Ayrıca alt sistemlerin bazıları oldukça dinamik bir yapı gösterirken, bazıları durağan bir biçimde işlevini görmektedir. Bu ise örgütün çevresini tek bir oluşum olarak görmeye engel olmaktadır.

Çeşitli alt çevrelerle ilişkili örgütlerin alt sistemleri dört niteliğe göre değişmektedir: yapının biçimsellik boyutu, bireylerin yönelimi, bireylerin zaman yönelimi ve hedef yönelimi.

  • Yapı örgütlerin davranışlarının belirli bir takım program ve kontrole bağlı olduklarına işaret etmektedir. Bununla ilişkili olarak biçimsel yapıdaki alt sistemler önceden planlı ve sınırlı iletişim ağına sahip olup basit ve belirli işleri daha iyi yapabilmektedir. Kompleks ve belirsiz işlerin daha iyi yapılması ise daha az yapılandırılmış iletişim ağlarına bağlıdır. Bu ikisi mekanik ve organik örgüt yapısı olarak da adlandırılmaktadır. Dolayısıyla alt çevre ne kadar durağan ise, alt sistemin yapısı da o kadar biçimsel olur.
  • Bireyler kişiler arası stilde olduğu üzere belli bir takım iş nesnelerine bilişsel ve duygusal olarak yönelmektedirler. Bu nesneler insanlar, araçlar ile aletler olabilmekte ve görevi yerine getirme – sosyal ilişkiler skalasında kişilerin ilgisini oluşturmaktadır. Buna göre ortalama bir çevreyle ilişkisi olan alt sistemlerin üyeleri daha sosyal kişilerarası yönelimlere sahipken, daha belirli veya belirsiz çevrelerle temasta bulunan alt sistemlerin üyeleri daha görev temelli kişilerarası yönelimlere sahiptir.
  • Bireylerin zaman yönelimleri, alt sistemin davranışlarının çevrede yarattığı etkinin geribildirim olarak dönme sürecine bağlıdır. Üretim bölümünün geribildirim alması genellikle günlük iken, araştırma-geliştirme bölümünün geribildirimleri uzun vadede, çoğunlukla projeler tamamlandıktan en az bir yıl sonra olur. Dolayısıyla da alt sistem üyelerinin zaman yönelimleri, ilgili alt çevreden kati bir geribildirim almak için gereken modal zamana göre değişebilmektedir.
  • Alt sistemlerin bireyleri kendilerini belirli bir hedef ve ilgi alanına da yöneltirler. Bu ise belirli bir alt çevreyle başa çıkmaya çalışmaktan doğmaktadır. Mesela pazarlama yöneticileri müşteri ve rakip eylemleriyle daha fazla ilgiliyken, üretim departmanının yöneticileri işlemlere ve tedarikçi eylemlerine yönelmişlerdir.

Bu dört niteliğin çeşitli boyutlarını bulundurmanın, bütünleşmenin etkililiğinde yani örgütsel performansta payının olduğu açıktır. Yönelimlerdeki farklılıklar işbirliğine erişmede zorluklarla ilişkili olup, farklılaşmış görevlerle ilgili geliştirilen rol kümeleri de bütünleşmenin başarılmasında problemlerin doğmasına neden olmaktadır. Ayrıca aynı değerleri, normları ve üstün hedefleri paylaşan gruplar daha kolay işbirliğine girebileceklerdir. Öyle ki gruplar arasındaki gerçeklik algısı ve hedeflerdeki farklılıklar gruplararası çatışmayı meydana getirebilmektedir.

Örgütlerin farklılaşma ve bütünleşmesiyle ilgili olarak ortak karar alma ihtiyacı hissetme faktörü de göz önünde tutulmalıdır. Zorunlu bütünleşme de diyebileceğimiz bu kavramın derecesi ne kadar yüksek olursa, bütünleşme başarısına erişmek o kadar çetrefilli oluyor. Dolayısıyla etkili bir performans ihtimali de azalıyor ve örgütün toplam performansının iki unsurla ilişkili olduğunu gösteriyor: Birincisi kendilerine ilişkin alt çevrelerin gereksinimleriyle tutarlı alt sistemler arasındaki farklılaşmanın boyutu ve toplam çevrenin gereksinimleriyle tutarlı bütünleşmenin boyutu.

Son olarak bütünleşmeyi sağlayacak kişilerin üst yönetim grubu olduğuna dair inanç eskiden beri var olsa da, bu sürece artık hiyerarşi ve ihtiyari aktiviteler de eklenmiştir. Yeni ürün geliştirme, planlama gibi departmanların yaygınlaşması, görev çabaları ve çapraz fonksiyonel takımlar biçimselleşmiş ihtiyari aktivitelerdendir. Tabi bu durumu hem yüksek düzeyde bütünleşmeyi hem de yüksek alt sistem farklılaşmasını gerektiren çevre oluşturmaktadır.

Örgütlerde Farklılaşma ve Bütünleşme
Etiketlendi:     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir