Üst Kademe Teorisi Örgütlerin Performansıyla İlgili Ne Söyler?

Üst Kademe Teorisi Örgütlerin Performansıyla İlgili Ne Söyler?

Devasa ve kompleks yapıdaki şirketler, KOBİ’ler veya aile işletmeleri gibi bir yöneticiyle idare edilmemektedir. Büyük şirketlerde yönetim kurulları, genel müdür ve departman müdürleri uygulanan stratejiler ve gerçekleşen performans üzerinde büyük etkiye sahiptirler. İşte üst kademe teorisi (upper echelons theory) örgütsel sonuçların, üst yönetim ekiplerinin (top management team) bilişsel temelleri ve değerlerinin yansıması olduğunu söylemektedir.

Üst kademe teorisinin detaylı açıklamasına geçmeden önce, ifade edilen ana fikri belirtmek faydalı olacaktır. Bu teorinin ana fikri iki kısımdan oluşmaktadır: yöneticiler karşılaştıkları stratejik durumların kendi kişiselleştirilmiş yorumları temelinde hareket ederler ve bu kişiselleştirilmiş yorumlar yöneticilerin deneyimleri, değerleri ve kişiliklerinin bir fonksiyonudur. Örgütsel sonuçlar bir yöneticiden ziyade üst yönetim ekibinin özellikleriyle alakalıdır çünkü kompleks örgütlerin liderliği paylaşılan bir aktivitedir. Tüm üst yönetim ekibinin kolektif bilişleri, yetenekleri ve etkileşimleri stratejik davranışların içerisine girmektedir.

Üst yönetim ekibinin kararlarına yansıttıkları bilişsel temel ve değerler içinde bulundukları durum ile olası algı arasında soyut bir ekran yaratmaktadır. Sınırlı rasyonellik şartları altında gerçekleşen ve stratejik seçim ile sonuçlanan algısal süreç üst kademe teorisinin alt parçası olduğu için önemlidir.

Bu algısal süreçte ilk aşamada üst yönetim ekibinin örgüt ve çevrenin her yönünü tarayamamaları vardır. Diğer ifadeyle yöneticilerin vizyon alanı kısıtlıdır ve olası algılar üzerine keskin sınırlamalarla karşılaşmaktadır. İkinci aşamada vizyon alanındaki olgulardan bazıları seçilerek algılandığı için daha da sınırlanmaktadır. Sürecin son aşamasında ise seçilen bilginin küçük bir kısmı bilişsel temeller ve değerler tarafından örülen bir filtre yoluyla yorumlanmaktadır. Böylelikle oluşan yönetsel algı stratejik seçimi etkilemektedir.

Stratejik seçimlerin gerçekleştiği algısal sürecin içinde yattığı üst kademe teorisinde örgütün karşı karşıya geldiği objektif dışsal ve içsel durumlar birtakım özellikleri şekillendirmektedir. Bilişsel temeller ve değerler psikolojik özellikler iken; yaş, fonksiyonel iz, kariyer tecrübeleri, eğitim düzeyi, sosyoekonomik kökenler, finansal pozisyon ve grup heterojenliği gözlemlenebilir üst kademe özelliklerindendir. Yöneticilerin bu demografik özellikleri stratejik eylemleri tahmin etmede onların bilişsel çerçevelerinin yerine rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Teorinin üçüncü parçası olan stratejik seçimler hem içinde bulunulan durum hem de üst kademe özellikleri tarafından biçimlendirilmektedir. Stratejik seçimlere örnek olarak ürün yeniliği, kurumsal stratejiler, satın alma, sermaye yoğunluğu, tesis yenileme, geriye ve ileriye doğru entegrasyon, finansal kaldıraç, idari karmaşıklık ve rekabetçi yanıt süreleri verilebilir. Üst yönetim ekibinin stratejik seçimleri de karlılık, büyüme ve hayatta kalma gibi performans sonuçlarını ortaya çıkarmaktadır.

Üst kademe özellikleri bu teorinin geliştirilmesinde temel olduğu için önemlidir. Bu yüzden bu demografik özellikleri detaylı bir biçimde açıklayacağım. Örneğin yaş değişkeni için söylenebilecek ilk şey yönetsel gençliğin kurumsal büyüme ile ilişkisinin olduğudur. Yaşlı yöneticilerin tutucu vaziyetleri üç şekilde açıklanabilir:

  • Öncelikle yaşlı yöneticiler daha az fiziksel ve zihinsel sağlamlığa sahiptir veya yeni fikirleri yakalamada ve yeni davranışları öğrenmede daha az yeteneklidir. Yönetsel yaş daha fazla bilgi arama, bu bilgiyi daha iyi değerleme ve karar verirken daha uzun süreler kullanma ile pozitif ilişkili olmasına rağmen, bilgiyi kararlar ile entegre etme ve güvenli kararlar alma ile negatif ilişkilidir.
  • İkinci açıklama yaşlı yöneticilerin örgütsel statükoya daha büyük psikolojik bağlılık göstermeleridir.
  • Üçüncü ve son açıklama ise yaşlı yöneticilerin finansal ve kariyer güvenliğini önemli tutmalarıdır. Onların sosyal alanları, harcama özellikleri ve emeklilik ikramiyesi beklentileri çoktan yerleşmiş ve belirlidir. Dolayısıyla bu olguları bozacak her riskli eylemden genellikle kaçınılmaktadır.

Özellikle müdür olmak üzere üst yönetim ekibinin genel kültür düzeyinde bir bakış açısının gerektirmesine rağmen her yönetici geldikleri fonksiyonel alandan eğilimler taşımaktadır. Bu yüzden fonksiyonel iz stratejik seçimleri domine edecek düzeyde olmasa da bazı etkilere sahiptir.

Bu fonksiyonel izler üç gruba ayrılmaktadır. Pazarlama, satış ve ürün geliştirme büyümeye ve yeni alan fırsatlarının aranmasına vurgu yaptığı için çıktı fonksiyonlarıdır. Ürün ve piyasaları izleme ve ayarlamadan sorumludurlar. Üretim, süreç mühendisliği ve muhasebe ise dönüşüm sürecinin etkinliğini yükselten ara çıktı fonksiyonlarıdır. Bu iki fonksiyon grubu farklı özellikler barındırdığı için firma ve çevresi için farklı yönelimler ortaya çıkaracaktır. Üçüncü fonksiyon grubu ise örgütün temel aktiviteleri içinde olmayan ancak büyük firmaların tepelerinde bu arka plana sahip bireylerin olabildiği hukuk ve finans gibi fonksiyonlardır. Bu arka plana sahip yöneticiler uygulamalı deneyimde eksik olduğu için bazı stratejilerde sorun yaşayabilirler.

Kariyer tecrübesinde ise önemli olan yöneticinin şirket içinden veya dışından getirilmiş olmasıdır. Dışarıdan atanan genel müdürler insan kaynakları, örgüt yapısı ve prosedürlerle ilgili daha fazla değişiklik yapmaktadırlar. Bu değişimlerin davranışsal nedenleri arasında statükoya daha az bağlılık, yeni genel müdüre direnenleri zayıflatma arzusu ve yeni astlar oluşturma arzusu sayılabilir. Tabi dışarıdan yönetici getirilmesi daha çok kötü performans gösteren örgütlerde yaşanmaktadır. Bu sebeple de karar vericinin arka planı kadar mevcut durumun yansımaları da etkilidir.

Kariyerinin tamamını bir firmada geçiren yöneticilerle ilgili avantaj ve dezavantajlar bulunmaktadır. Bu tür yöneticiler göreceli olarak sınırlı bir perspektife sahiptirler. Eğer üst yönetim ekibinin tamamı bu tarz yöneticilerden oluşuyorsa deregülasyon, radikal teknolojik değişimler gibi beklenmedik olaylarla karşılaştıklarında muhtemeldir ki oldukça kısıtlı bir bilgi tabanıyla çözüm arayışına girerler. Öte yandan derin sektör bilgisi ve yakın ağ bağlantıları durağan dönemlerde örgüte önemli avantajlar da getirebilir.

Diğer bir özellik olan eğitim düzeyi inovasyon duyarlılığı ile pozitif ilişkilidir. Ayrıca eğitim düzeyi belirli bir sosyoekonomik gruba da dahil ettiği için üst yönetim ekibi davranışlarını etkileyebilmektedir. Misal olarak nispeten daha düşük sosyoekonomik gruplarda yer alan yöneticiler satın alma ve ilişkisiz çeşitlendirme stratejilerini takip etmeye meyillidirler. Ayrıca bu tür yöneticilere sahip firmalar daha yüksek büyüme ve karlılık elde etmişlerdir.

Finansal pozisyon firma sahipliği olarak da gösterilebilir. Sahibin aynı zamanda yönetici de olduğu firmalar sadece yöneticilerden oluşan firmalardan daha düşük performans göstermektedirler. Bunun nedeni daha fazla gelir arayan davranışlardır. Yöneticilik mesleği olan bireyler geçimini ve refahını firmaya bağladığı için, kurumsal performansla gelebilecek bonus ve teşvikler bu durumda etkili olmaktadır. Ayrıca kovulma korkusunun da bu davranışı açıklamada önemli olduğu söylenebilir.

Üst kademe teorisinin strateji ve performansa ilişkin önemli gördüğü özelliklerden sonuncusu grup veya takım heterojenliğidir. Homojen üst yönetim ekipleri stratejik kararları daha hızlı almakla beraber, durağan çevrelerde daha iyi performans göstermektedirler. Öte yandan sürekli değişen ve türbülanslı çevrelerde grup heterojenliğinin başarı getirdiği bilinmektedir.

Üst kademe teorisi ilk ortaya çıktığı zamandan bu yana birçok gelişime uğramıştır. Bu süreçte teoriye yeni açılımlar getirilmiştir. Bunlar yönetsel takdir, yönetici iş gereksinimleri, üst yönetim ekibinin içsel güç dağılımları ve üst yönetim ekibinin davranışsal bütünleşmesidir.

Yöneticilerin takdiri sınırlamalar az olduğunda ve çeşitli alternatifler arasında seçim yapma şansı mevcutsa oluşmaktadır. Yönetsel takdir veya diğer ifadeyle eylem serbestliği endüstriyel büyüme gibi çevresel koşullardan, zayıf yönetim kurulu gibi örgütsel faktörlerden ve belirsizlik toleransı gibi bizatihi yöneticinin kendisinden kaynaklanmaktadır. Eğer yüksek düzeyde takdir mevcutsa, yönetsel özellikler strateji ve performansta yansıtılmış olacaktır. Bunun tersi durumda ise yönetici özelliklerinin önemi o kadar da önemli olmayacaktır.

Yönetici iş gereksinimleri farklı stratejik koşullar gibi görev meydan okumaları, talepkar hissedarlar veya yönetim kurulu gibi performans meydan okumaları ve maksimum performans vermeyle ilgili güçlü kişisel istek gibi yönetici arzularından kaynaklanmaktadır. Ağır iş gereksinimleri altındaki yöneticiler zihinsel kestirme yollar bulmaya zorlanacak ve geçmişte yapmaya çalıştığı veya gördüğü işe müracaat edecektir. Bu yüzden de seçimleri arka planını ve eğilimini yansıtacaktır. Ters olarak ise minimal iş gereksinimleriyle karşılaşan yöneticiler analiz ve kararlarında daha kapsamlı olmaya gayret edecek ve bu yüzden de seçimleri karşısına çıkan objektif koşullarla daha yüksek düzeyde eşleşecektir.

Üst yönetim ekibinin içsel güç dağılımı da stratejik davranışlar üzerinde etkili olmaktadır. Güç ne kadar çok kişiye dağılırsa üst yönetim ekibinin özellikleri stratejik davranışları o kadar fazla belirleyici olarak etkileyecektir.

Üst yönetim ekipleri az sayıda takım özelliğine sahip olduğunda davranışsal bütünleşmeden söz edilebilir. Bu tür üst yönetim ekipleri, her biri genel müdürle iki taraflı ilişkiye sahip ancak kendileriyle çok az ilişki içerisinde olan ve bir takım hüviyetinden uzak yarı otonom yöneticileri bünyesinde barındırırlar. Bu yüzden davranışsal bütünleşme bir üst yönetim ekibinin karşılıklı ve kolektif etkileşimde bulunma derecesiyle gösterilebilir. Özetle davranışsal olarak bütünleşmiş bir üst yönetim ekibi bilgiyi, kaynakları ve kararları paylaşırlar.

Özetle üst kademe teorisi, firmaların stratejik yönetim faaliyetleriyle ilgilenen üst yönetim ekibinin bilişsel temel ve değerleri ile demografik özelliklerinin örgütsel performans üzerinde etkili olduğunu söyleyen bir yaklaşımdır. Ortaya atıldığı günden bu yana bilinirliğinin artması ve güncelliğini koruması geçerliliğinin bir göstergesidir.

Üst Kademe Teorisi Örgütlerin Performansıyla İlgili Ne Söyler?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir