Vekâlet ve İşlem Maliyetleri Teorisi

Vekâlet ve İşlem Maliyetleri Teorisi

Geçmişten günümüze örgüt teorilerine çeşitli disiplinlerden katkılar olmuştur. Ekonomistlerin katkıları sonucu iktisadi örgüt kuramları geliştirilmiştir. Bu kuramlardan ikisi öne çıkmaktadır: İşlem maliyetleri teorisi ve vekâlet teorisi.

Genellemek gerekirse iktisadi örgüt kuramlarının temel varsayımı örgüt sahiplerinin servetlerini arttırmak için örgüt kurdukları ve bütün kararlarının bu amaca yönelik olduğudur. Bu varsayıma dayanarak yapılan yorumlar bireysel aktörlerin davranışlarını baz almaktadır.

İşlem Maliyetleri Teorisi

Örgütün amacının örgüt içi ve çevreyle yapılan kaynak alışverişlerinin maliyetlerini minimuma düşürmek olduğunu savunan işlem maliyetleri teorisi organizasyon ekonomisi alanında çalışan Oliver Williamson tarafından geliştirilmiştir. İşlem maliyetleri teorisinde temel sorulardan biri örgütler mal ve hizmetleri kendileri mi üretmelidir yoksa piyasadan mı satın almalıdır. Bu kapsamda örgütlerin başka örgütlerle bir ilişkiye girdiğinde herhangi bir alışveriş riskinden nasıl korunacağı inceleme konusudur.

İşlem; mal ve hizmetlerin örgüt içi gruplar arasındaki veya örgütsel sınırlar arasındaki alışverişidir. İşlem maliyetleri ise kişi veya örgütler arası alışverişleri idare etmek için yapılan pazarlık, gözetim ve yönetişim maliyetlerinin tümüdür.

İşlem maliyetleri; aracılık ücretleri, hizmet bedelleri, kredi faizleri gibi açık olabileceği gibi; karşı tarafın performansını takip etme gibi gizli de olabilir. Teoriye göre örgüt sahipleri veya yöneticiler en az işlem maliyeti oluşturan durumun peşindedir.

Yapılan bu işlemler bir ucu pazar ve diğer ucu hiyerarşi (örgüt) olan yönetişim yapıları arasında yürütülebilmektedir. Örgütün üreteceği mal ve hizmetler için gerek duyduğu işlemleri iç sözleşmeler yoluyla kendi bünyesinde gerçekleştirme durumuna hiyerarşik (bürokratik) kontrol denmektedir. Bunun tam tersi olarak örgütün ihtiyaç duyduğu işlemleri dış sözleşmelerle pazar mekanizmasına ihale etmesi durumuna da pazar kontrolü denmektedir. Teoriye göre işlem maliyetleri düşük olan örgütler yüksek işlem maliyetli örgütlerden daha yüksek performans göstereceklerdir.

Örgütün verimli sınırlarının belirlenmesine odaklanan işlem maliyetleri teorisinin iki temel davranışsal varsayımı vardır: Sınırlı rasyonellik ve fırsatçılık. Sınırlık rasyonellik kişilerin bilgi toplama ve işleme yeteneklerinin sınırlı olması olarak ifade edilirken; fırsatçılık kişilerin kendi çıkarlarına öncelik vermeleri ve gerektiği takdirde karşı tarafı yanıltmaları durumudur.

İşlem maliyetleri teorisinde işlemleri birbirinden ayıran temel unsur tarafların birbirleriyle yaptıkları sözleşmeye has yatırımlardır. Mekânsal (taşınmaz), fiziksel, işgücü ve tahsis edilmiş yatırımlar olarak dört çeşit olan bu yatırımlar, belli bir alışveriş ilişkisine değer katmakla beraber başka bir alışveriş ilişkisinden değeri olmayan beceri, bilgi ve teçhizata yapılan yatırımlardır.

Sözleşmeye has yatırımlar nedeniyle birbirlerine bağlı olan işletmeler alternatif bağlantı kurmakta zorlanacaktır ve karşılıklı tekel oluşacaktır. Küçük sayılar sorunu olarak ifade edilen bu durumda örgüt az sayıda potansiyel alışveriş partneri bulabilmektedir.

Karşılıklı tekel durumlarında fiyat üzerine yapılacak pazarlıklar iki örgütün birleşip hiyerarşik yapıya geçmesiyle son bulacaktır. Bu hiyerarşik yapının oluşma sebebi artık pazar mekanizmalarının işlemez hale gelmesi ve yöneticilerin güvenilmez olmasından dolayı ortak yönetime (hiyerarşiye) geçmenin zorunlu hale gelmesidir.

Özetle örgütler sözleşmeye has yatırımları zorunlu kılmayan mal ve hizmet alışverişinde bulunuyorsa, çevresel belirsizlik azsa ve birçok potansiyel alışveriş partneri varsa işlem maliyetleri düşüktür. Pazardan doğru bilgiyi elde etme, pazarlık yapma, işletmeler arası ilişkileri takip etme kolaydır. Dolayısıyla işlemler örgüt dışında yapılabilir. Bunun tersi durumda ise işlem maliyetleri yüksek olacağından örgüt işlemleri hiyerarşik mekanizmalarla tamamlamalıdır.

Yalnız işlemler hiyerarşik mekanizmalarla tamamlandığında işlem maliyetleri düşse de, işlemleri yürütme maliyetleri yükselecektir. Bu şekilde örgüt içi bürokratik maliyetler artacaktır. Dolayısıyla örgütler hem iç hem de dış işlem maliyetlerini hesaplayıp, en verimli şekilde hareket etmelidir.

Vekâlet Teorisi

Michael C. Jensen ve William H. Meckling tarafından geliştirilen vekâlet teorisi, örgütü sahipler (asiller) ile çalışanlar (vekiller) arasındaki bir takım sözleşme olarak görmektedir. Teoriye göre asil kendi adına örgütsel işleri yapması için vekile sözleşmeler oluşturarak yetki vermektedir. Bu sözleşmelere dayanarak vekil gerekli çıktılara ulaştığı takdirde asilden belirli bir ücret alacaktır.

Vekil davranışlarını gözleme ve sözleşme şartlarını uygulama maliyetleri vekâlet maliyetleri olarak adlandırılmakta ve işlemlerle ilgili bilgilerin taraflar arasında eşit dağılmamış oluşu asimetrik bilgi olarak ifade edilmektedir. Taraflardan birinin işlemler hakkında daha fazla bilgiye sahip olması sonucunda karşı tarafı yanıltma şansı yükselecektir.

Vekâlet teorisinde asil ve vekilin istek ve amaçlarının uyuşmaması veya asilin vekilin gerçekten ne yaptığını saptayamaması sonucu yaşanabilecek vekâlet sorunu önemlidir. Bu soruna göre asillerin amacı servet artırımıdır. Vekiller ise gösterdikleri efora nazaran servetten aldıkları payı çoğaltmak, diğer bir ifadeyle en az efora en fazla ücret ve fayda elde etmek isterler.

Diğer sorun asille vekilin risk tutumlarının uyuşmamasıdır. Bu durumda asille vekil farklı risk tutumları nedeniyle aynı davranışları sergileyemeyeceklerdir. Asilin vekili değerlendirmesi için bilgisi eksik olduğundan asimetrik bilgi sorunu burada da ortaya çıkmaktadır.

Vekâlet teorisine göre vekiller asillerin istediği gibi davranmamakta, kendilerine yönelik amaçları gerçekleştirmeye çalışmakta ve kendi çıkarlarına daha çok hizmet etmektedirler. Bu duruma artık kayıp denilmektedir. Bu artık kayıplar yönetim kurulları oluşturulup, işlev ve görevleri yerli yerince belirlenerek minimum düzeye çekilebilir.

Vekâlet teorisinin temeli bireyler ile ilgili riskten kaçınma, fırsatçılık ve sınırlı rasyonellik gibi çeşitli varsayımları göz önüne alarak en verimli sözleşme yöntemini belirlemektir. Bunun iki yolu vardır. Çıktı esaslı sözleşmeler imzalanarak vekilin performansı yaptığı işin çıktısına göre belirlenebilir veya davranış esaslı sözleşmeler imzalanarak vekilin performansı asil tarafından belirlenen prosedürlere uygun davranıp davranmadığına göre belirlenebilir.

Çıktı esaslı sözleşmeler asil-vekil hedef birlikteliğini sağladığı için vekilin fırsatçılığını ve olası çıkar çatışmasını azaltmaktadır. Ayrıca uzun süreli ilişkilerde asil vekilin davranışlarını daha rahat denetleyebileceği için davranış esaslı sözleşmeleri tercih edilirken; kısa süreli ilişkilerde bilgi asimetrisi daha fazla olacağından çıktı esaslı sözleşmeler daha uygundur.

Bahsi geçen sorunlar ahlaki risk ve kötü seçim olarak literatürde geçmektedir. Vekilin sözleşmesine uygun şekilde davranmayıp işten kaytarması durumu ahlaki risk; asilin, vekilin bilgi ve yetenekleriyle ilgili yeterli bilgiye sahip olmadan sözleşme imzalaması durumu kötü seçim olarak adlandırılmaktadır.

Bu iki durumda vekilin davranışlarını kolaylıkla izlemek için iki seçenek vardır: Bilişim sistemlerine yatırım yapıp vekil fırsatçılığını kontrol altında tutmak ve çıktı esaslı sözleşmeler yapmak.

Vekâlet teorisi açısından örgütlerin objektif bakış açısına sahip ve bağımsız düşünebilen yönetim kurullarına sahip olması son derece önemli olmakla beraber bazen de vekilin fırsatçı davranışlarına engel olunamamaktadır.

Diğer örgüt teorileriyle işlem maliyetleri ve vekâlet teorilerini kıyaslarsak eğer her iki teoride de koşul bağımlılık teorisi gibi örgüt düzeyinde analizler yapıldığı görülmektedir. Daha çok yöneticilerin kararlarına odaklanıldığı için örgüt-çevre anlayışında kaynak bağımlılık teorisi gibi iradeci bir yaklaşım hâkimdir.

Her iki örgüt teorisi modernist akımda devam ederek koşul bağımlılık, kaynak bağımlılığı ve örgütsel ekoloji teorileri gibi ontolojik olarak gerçekçi, epistemolojik olarak pozitivist paradigmalara dayanmaktadır. İşlem maliyetlerini minimuma indirecek karar modelleri ve işletme sahipleri ile yöneticiler arasındaki ilişkileri optimum forma ulaştırma üzerinde çalıştıkları için hem bilimci hem de yönetimci amacı taşımaktadır.

Hem işlem maliyetleri teorisi hem de vekâlet teorisi örgütlerin ekonomik verimliliğini arttırmak için gerekli örgütsel düzenlemeler yapmasına odaklanmaktadır. Örgütsel amaçlara yönelik davranışları sağlamak ve örgüt içi/dışı partnerlerin davranışlarını kontrol etmek için kurumsal yönetişime dikkat çekmektedir.

Vekâlet ve İşlem Maliyetleri Teorisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir