Davranışsal Karar Verme ve Risk Alma

Davranışsal Karar Verme ve Risk Alma

Örgütlerde çalışanlar ve yöneticiler günlük iş hayatlarında küçüklü büyüklü birçok karar verme durumuyla karşı karşıya gelmektedirler. Bu karar verme olayları bireysel, örgütsel ve çevresel faktörler tarafından etkilenmektedir. Örgütün performansı ve büyüklüğü ile karar vericinin yaşı, cinsiyeti, eğitim düzeyi ve görev süresi bu faktörlerin başında gelmektedir. Görüldüğü üzere çok faktörlü bir doğası olan karar verme, anlaşılması oldukça kompleks bir olgudur. Bu sebeple karar analizleri, oyun teorisi ve davranışsal karar verme gibi birçok yaklaşım bu olgunun anlaşılması için geliştirilmiştir.

Bireylerin psikolojik ve bilişsel özelliklerini göz önünde tutarak karar vermenin doğasını anlamaya çalışan yaklaşımlar genel olarak davranışsal karar verme veya davranışsal karar teorisi kapsamında yer almaktadır. Bu konuda ilk akla gelen isimlerden biri olan Daniel Kahneman davranışsal karar verme üzerine yaptığı onlarca çalışmayla insanların psikolojik niteliklerinin kararlarında nasıl etkili olduğunu göstermiştir.

Tabi karar verme ile birlikte davranışsal sıfatını alan birçok konu bulunmaktadır. Kronolojik olarak başta davranışsal firma teorisi ve davranışsal ekonomi olmak üzere davranışsal finans ve davranışsal stratejinin davranışsal karar verme ile birlikte aynı aile içinde olduğu söylenebilir. Bu kavramların hepsi bireylerin davranışlarını baz alarak açıklamalar yapmaktadırlar.

Böyle uzun biri girişten sonra sanrım asıl konuya gelebiliriz. Bireylerin aldıkları kararlara bilişsel ve psikolojik açıdan yaklaşıldığında risk alma ile ilgili önemli sürprizlerin olduğu görülmüştür. Bireyler herhangi bir konuda karar vermesi gerekirken seçimlerini ürkek bir şekilde yapmakta ve bir olaya ilişkin tahminlerinde de aşırı derecede iyimser davranarak cesur olmaktadırlar.

Durumun bu şekilde olmasında karar vericilerin (gerek çalışan gerekse yönetici) karşı karşıya kaldıkları problemlere emsalsizlik yüklemeleri, bu şekilde meyletmeleri etkili olmaktadır. Karar verecekleri problemleri eşsiz ve benzersiz olarak gören bireyler, gelecekte karşılaşabilecekleri birçok fırsatı ve geçmişte yaşanan deneyimlerden ortaya çıkan istatistiksel bilgileri ihmal ederler.

Mevcut problemleri hem geçmiş bilgilerden hem de geleceğin sunabileceği fırsatlardan izole eden bireylerde iki önyargı ya da yanlılık görülmektedir. Bunlardan ilki gelecekteki sonuçlara ilişkin tahminlerinin çoğunlukla geçmiş sonuçlardan ziyade başarı planlarına ve senaryolarına çıpalanmasıdır. Buna aşırı derecede iyimser olmaları da denebilir. İkincisi ise karar verme konusu olan problemle alakalı tekil riskli beklenti değerlendirmelerinin havuzlama risklerini yok saymasıdır. Bu durumları ise aşırı derecede ürkek olma ile açıklanabilir. Bu yanlılıkların dengelenmesi ile hem bireysel hem de örgütsel düzeyde risk alma eğilimleri dengeli bir hale gelecektir. Ayrıca davranışsal strateji içinde birçok önyargı çeşidinin olduğunu da belirtmek isterim.

Şimdi karar veren bireylerin çekingen seçimler yapmasının altındaki nedenlere göz atalım. Bununla ilgili üç farklı açıklama vardır: riskten kaçınma, dar karar çerçevesi ve sıkı orantılılık.

İnsanlar riskten kaçınmaya meyillidirler. Riskli bir seçim karşısında, garanti bir sonucu olan veya daha az risk içeren bir seçim alternatifi varsa kişilerin risksiz olan seçimden yana olacakları yaygın bir gerçektir.

Bireyler seçimlerini dar karar çerçevesi ile teker teker yaparlar. Ne benzer kararlar vermenin gelecekteki fırsatları ne de bekleyen diğer seçimler, bireylerin seçim yapma anında ön planda tutulmaz. Seçimlerin bir nevi izolasyon içerisinde yapıldığı söylenebilir.

Son olarak bireylerin risk tutumları sıkı orantılılık sergiler. Bu şu demektir, aynı olasılıklı iki farklı olaya ilişkin bireyler sonucu büyük olan olaya karşı daha fazla risk alırken, sonucu göreceli olarak küçük olan olaya daha düşük risk almaktadır. Bir nevi ödenecek bedelin getiriye orantılı olarak azalıp arttığı söylenebilir.

Sorunun ikinci kısmı olan cesur tahminlerde bulunma ise basit bir biçimde içeriden ve dışarıdan bakış kavramları ile açıklanabilir. Yukarıda değinildiği üzere aşırı iyimserlik özelliği sergileyen ve olası başarılı plan ve senaryolara çıpalanan tahminler içeriden bakıştan (inside view) kaynaklanmaktadır. Sadece o andaki duruma odaklanma, geliştirilen plan ve bu planın başarılı olmasının önündeki engelleri dikkate alma, gelişim göstermenin senaryolarını inşa etme ve mevcut trendleri ekstrapolasyon ile geleceğe taşıma içeriden bakış ile tahminler yapmanın özellikleridir. Kısaca anlık durumlar ve kişisel bağlılıklar baskındır.

Bunun tersi olarak dışarıdan bakışta (outside view) ise mevcut problemin detaylarıyla uğraşılmaz. Gelecekte ne olacağı tahmin edilmez. Bunlar yerine eldeki probleme yakınlık gösteren geçmişteki problemler ve olaylarla alakalı istatistik bilgilerine odaklanılır, tarafsızlık vardır. Açıktır ki, tahminler yapılırken içeriden ve dışarıdan bakışın optimal kullanımının sağlanması, karar vericilerin başarılı olmasını sağlayacaktır.

Özetle bireyler karar vermede seçimlerini teker teker ele almaya meyilli olup, riske karşı tutumları riskten kaçınma ve sıkı orantılılık şeklindedir. Tahminlerini ise içeriden bakış özelliklerini yansıtacak biçimde yapmaktadırlar. Bunun sonucunda ise ortaya ürkek seçimler ve cesur tahminler çıkmaktadır.

Davranışsal Karar Verme ve Risk Alma
Etiketlendi:     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir