Duygu Tanıma ve Duygusal Bulaşma

Duygu Tanıma ve Duygusal Bulaşma

Örgütlerde duygu serisinin beşinci ve son yazısında, kişilerarası bağlamda duygu sürecinin parçaları olan duygu tanıma ve duygusal bulaşma konu edilecektir. Duygu tanıma geriye doğru iz sürme süreci ve kod açma kuralları ile gerçekleşirken; duygusal bulaşma ile duygunun kişilerarası etkisi göz önünde tutulmaktadır.

Duygu tanıma başka bir kişinin duygusal durumundan anlamlar çıkarmak için dışavurum işaretlerini analiz etme süreci olarak tanımlanabilir. Duygu tanımanın sosyal işlevi, insanlara geriye doğru iz sürme ve görünürdeki duygu sürecini yeniden inşa etme olanağı vermesidir. Aslında insanlar duygusal dışavurumları duygu kategorilerden ziyade ortaya çıkarıcı olaylar bakımından tanımlarlar. Bu şekilde insanlar gerçeklik işaretleri gibi deneyimin dışavurumla eşleşip eşleşmediğini ve gösterimin niyetlenip niyetlenmediğini öne süren detayları çıkarsarlar. Duygu tanımanın geriye doğru iz sürmesi, genel bir uyarıcıdan başlayan ve birinin ne hissettiğini çıkarsamaya yarayan empatinin ileriye doğru iz sürmesiyle alakalıdır. Geriye ve ileriye doğru iz sürmenin amacı sosyal partnerlerin muhtemel inançları ve gelecekteki davranışlarıyla ilgili ve hatta aslında nesnel çevreyle ilgili faydalı bilgi elde etmektir. Algılama, yapmak içindir: başkalarının duygularından çıkarsadığımız bilgiyi sosyal dünyamıza yön vermek için geribildirim olarak kullanırız. Bu tarz bir duyarlılık grup üyeleriyle iletişim kurmaya ve koordineli olmaya yardım etmek için evrilmiştir. Duygu tanıma kulağa analitik gibi gelse de aslında biz duygusal işaretleri hızlı ve otomatik bir şekilde yorumlarız.

Duygu tanıma yoluyla geriye doğru iz sürme örgütsel ortamlarda oldukça fazladır. Örneğin liderler takipçilerinin çevrelerini nasıl anlamlandırdıklarını daha iyi anlamak ve uygun liderlik davranışlarını ölçmek için duyguları tanımaktadırlar. Benzer şekilde takım üyeleri performans geribildirimi için liderlerine bakarlar ve negatif gösterimlerin tatminsizliğin göstergesi olduklarını çıkarsarlar.

Başkalarının duygularını tanımak tutum, davranış ve bilişsel süreçleri de etkiler. Bu etki algılayan kişinin kendi duygu deneyimi veya doğrudan duygu haricindeki işlemede kullanılan bilgi tarafından ortalanır. Örneğin duygu tanıma kişilik, yetenek ve durum gibi başkalarının örgüt içerisindeki özelliklerini çıkarsamaya da yardım etmektedir. Yüz ifadelerindeki bu işaretler özellik yargılarını etkilemektedir. Algılayıcı için anlamlı olan bu özelliklerin çoğu belirli durumları deneyimleme olasılığına gönderme yapmaktadır. Örneğin çalışanlar imrenme, sevgi, vicdan azabı veya pişmanlık gibi duyguları kendine özgü biçimde ifade eden arkadaşlarını daha sevecen bulmaktadırlar.

Negatif duyguda yüksek olan kişiler, iş arkadaşlarının kendilerini pasif ve mağdur olduklarına dair bir işaret olarak yorumlamalarını önlemek için endişe işaretlerini göstermeyebilmektedirler. Çalışanlar başkalarının yeteneklerini dışavurum işaretlerinin küçücük parçalarından da çıkarabilmekte ve öğretmen derecelendirme ve doktor efektifliğinden oy verme davranışı ve iletişim yeteneğine her şeyi doğru bir şekilde değerlendirebilmektedirler. Örneğin statü açısından, çalışanlar üzgünlüğe kıyasla öfkesini dışavuran iş adayları için daha yüksek maaş önermektedirler. Buna göre öfkeyi dışavurmak tatmin gibi sevgiyle alakalı kavramlar için daha düşük derecelendirmelerin olduğu ancak statü ve güç gibi yetenekle alakalı kavramlar için daha yüksek derecelendirmelerin olduğu bir ödünleşim yaratabilmektedir.

Örgütlerde duygu tanıma daha çok bu tanıma işleminin doğruluğu ve sonuçları üzerinde durmuştur. Mesela bireysel düzeyde yüksek duygu tanıma doğruluğu öznel işyeri etkililiğini genellikle daha iyi kestirmektedir. Nesnel performans incelendiğinde ise doğruluk payı yüksek müzakereciler meslektaşlarıyla daha iyi değer yaratabilmekte ve kendileri için değer iddia edebilmektedir.

Tabi duygu tanıma doğruluğu her zaman da faydalı değildir çünkü bazı mesajların kulak ardı edilmesi daha iyidir. Doğru sosyal algılar, bireylere yalnızca bazı şartlar karşılandığında fayda sağlamaktadır: bireylerin algıladıkları tercihler veya maksatlar eldeki görevle alakalı olduğunda ve sonuçlanan davranış grup veya dyadik işle hizalandığında. Aslına bakılırsa kişilerarası ilişkiler düşünce ve hislere potansiyel olarak zarar veren doğru anlayışla zedelenmektedir. Sosyal durumlardaki olumsuz kişilerarası duygular ses tonu gibi daha az kontrol edilebilir ve sözsüz kanallar yoluyla dışarı sızma eğilimindedir. Bu doğrultuda zayıf kanallar aracılığıyla bilgiyi tanıyarak gizlice dinlemede özellikle becerikli olan insanlar, kişisel ve işyeri ilişkilerinde zorluk yaşama eğilimindedirler.

Örgütlerde gerçek duygu yargılarındaki doğruluk üzerine çalışmalar, çalışanların arkadaşlarının duygularını çok da fazla anlamadıklarını göstermektedir. Nihayetinde duygu tanımadaki doğruluğun kusurlu olması muhtemeldir. Başka bir kişinin tüm duygu süreci yoluyla geriye doğru iz sürme eyleminde, hatalar her zaman olabilir ve kümülatif şekilde artabilir.

Duygularını dışavuran kişiler duygu gösterimlerini düzenleyebildiği gibi duyguları algılayanlar da yorumlarını düzenleyebilirler. Kod açma kuralları (decoding rules) olarak ifade edilen bu durum, başkalarının duygularını uygun bir şekilde tanımayla ilgili normlara gönderme yapmaktadır. Algılayan kişiler bir mesajın kodunu yanlış şekilde açmayı veya doğru şekilde açsalar dahi kendilerini kayıt etmede izin vermemeyi seçebilirler. Kod açma kuralları, başkalarının işaretlerine duyarlılık zararlı olabildiğinde, algılayan kişilerin çıkarlarını koruyabilmektedir. Gösterim kurallarıyla beraber incelenen kod açma kuralları örgütsel bağlamda nadiren incelenmiştir. Örneğin hizmet çalışanları, müşterilerin üzgün ve acınaklı gösterim kurallarını göz ardı etmek için stratejiler geliştirmektedirler. Algılayan kişiler ayrıca duygu gösterimlerini doğru yapamayan kişilere yardım etmek için de kod açma kurallarını kullanabilmektedir.

Duygunun sosyal etkinin güçlü bir kaynağı olduğuna dair bilgi çok öncelerde gözlemlenmiştir. Öyle ki duygusal emeğin bazı tanımlarına başkalarının duygularını değiştirecek maksatlı eylemler eklenmiştir. Zaten gösterim kuralları da başkalarını etkileyecek dışavurumsal gösterimler için vardır.

Başkasının duygu ve düşüncelerini şekillendirme fırsatı duygu sürecinde birçok şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu sosyal etkiyi tanımlayan olgu ailesine duygusal bulaşma (emotional contagion) denilmektedir. Kişilerarası etki aynı uyarıcıya erişimi paylaşmaktan ve uyarıcıyı benzer şekilde kaydetmekten doğabilmektedir (empati vakasında ise uyarıcının nasıl kaydedildiğine dair yargıda bulunarak). Duygusal dışavurumlar da etkinin güçlü bir kaynağıdır. Primitif eferansın iki parçalı süreci yoluyla başkalarının dışavurumsal işaretleri, duygu deneyimine yol açan davranışsal taklidi çağırmaktadır. Duygusal kaydı geçen primitif eferans yolu veri olduğunda, bu tarz bir bulaşma ruh halinindir çünkü ortaya çıkaran kişinin farkındalığı yoktur. Yine de duygusal bulaşma duygu tanıma aracılığıyla da yerini alabilir-ki burada dışavurumsal işaretler anlamları için yorumlanırlar ve duygusal kayıt ve deneyimi besleyen uyarıcı olarak hizmet ederler. Daha bilinçli olarak ise algılayan kişiler başkalarının dışavurumsal işaretlerini incelemek ve deneyimlemek için uygun duyguyu çıkarsamak için sosyal karşılaştırmaları kullanırlar. Son olarak araçsal davranışlar ve duygu itkili tutum ve bilişlerden doğan davranışlar gibi duygu sonrası yanıtların da başkaları üzerinde güçlü etkisi vardır. Misal olarak kişi ilk başta mutlu olsa bile, iş arkadaşlarından biri sık sık işe geç geldiğinde veya işten kaytardığında, moral düşürücü bir etki oluşabilmektedir.

Duygusal bulaşma istikrarlı ruh hali durumlarının transfer kaynağı olarak görülse de, duygusal bulaşma mekanizmalarının çoğu tutarlı veya tamamlayıcı durumları çağırma potansiyeline de sahiptir. Örneğin utanma, daha fazla utanmayı değil affı çağırabilmektedir. Öfke de kızgın değil korku veren bir davranışa yol açabilmektedir. Duygusal değerlendirme açısından öfke bir nedenin suçlamasıdır-eğer ki suçlama kabul edilirse korku veya özrü çağırabilir. Tamamlayıcı bulaşma algılayan kişinin geriye doğru iz sürme sürecine dayalı olarak çeşitlenebilmektedir. Gönderici perspektifinden duygusal etkinin optimal formu olası duygu sonrası yanıtların göndericinin tercihleriyle tutarlı olduğu bir duygusal tümevarım yaratmaktır. Göndericiler hizmet temsilcisi gibi mutlu, siyasetçi ve polisler gibi korku veren ve spor koçları ve talim çavuşu gibi kızgın olan bir izleyici tercih edebilmektedirler.

Duygusal bulaşmanın derecesini birçok faktör etkileyebilmektedir. Örneğin gruplar üyelerinin duygusal yaşantılarını yönetmek için pratik yaparak otomatikleşen kurallar ve şemalar geliştirebilmektedirler. Normlar duygu kurallarına, gösterim kurallarına ve değerlendirme için ortak şemalara değinebilmektedir. Gruplar, üyelerinin duygusal davranışlarıyla ilgili üst bilgiyi içeren şemalar olan geçişken duygu da geliştirebilmektedirler (geçişken bellek kavramına oldukça yakındır). Normlar Çekim-Seçim-Yıpranma (Attraction-Selection-Attrition) süreçleri yoluyla da sürdürülebilmektedir (duygu süreçleri mevcut üyelerle benzer şekilde işleyen kişileri lehte görerek). Ek olarak duygusal bulaşma sosyal yakınlık tarafından da etkilenebilmektedir. Alıcılar göndericileri sevdiğinde duygusal bulaşma artmaktadır.

Liderlik örgütlerdeki duygusal bulaşma üzerinde önemli etkilere sahiptir. Takipçilerini etkilemesi için dönüşümcü liderlikte, başkalarında ortaya çıkan duygu önemli bir mekanizma olabilmektedir. Hatta yönetimin işinin duyguların yönetimi olduğunu ve modern liderinde duygu yöneticisi olduğunu iddia edenler de vardır. Liderin duygusu toplum yanlısı davranışlar, grup performansı ve alıkoyma gibi birçok takipçi davranışını etkileyebilmektedir. Etki lider-takipçi ekseninin her iki yönünde olsa da liderler duygusal bulaşmanın özellikle etkili bir göndericileridir çünkü takipçiler liderlerden daha fazla dikkatlidir. Buna ek olarak liderler dışavurumsal normlar tarafından daha az kısıtlanmış hissetmektedirler ve daha büyük dışavurum özelliği bulaşmayı başkalarına daha fazla indükleyebilmektedir. Bu doğrultuda, düşük statülü bireyler duygusal yakınsamaya ulaşmak için daha büyük değişim göstermektedirler.

Tabi duygusal bulaşma ilk başta dyadik olsa da etki karşılıklı olup, duygusal durumlar grupların dışına da yayılabilmektedir. Bu tür bir duygusal işlemde sıralanım tam döngüde gerçekleşir. Dışavuran kişi kendileri de orijinal dışavuran kişi tarafından okunan algılayan kişi tarafından okunur. Bu iletişim eylemleri dinamik ve güncelleyici bir şekilde devam eder. Grup üyelerinin duygusal deneyimlerinin yakınsaması takımlar için faydalı ve sağlıklıdır. Yakınlık duygusal durumların transferini kolaylaştırsa da duygusal bulaşma da yakınlığı arttırır. Grup üyelerinin duygusal durumlarının yakınsaması grup bağlarını ve sadakati arttırmaktadır.

Son olarak duygusal bulaşma uyarıcı da olabilmektedir. İnsanlar, reaksiyonlarının sosyal normlarla uygun olup olmadığını belirlemek için deneyimleriyle etraflarındaki kişilerin görünümleri arasındaki eşleşmeyi incelerler. Sezgisel olarak, yakınsamanın faydaları anlaşılabilir ve deneyimlenmesi beklenir. Örneğin özellik pozitif duygusundaki benzerlik-ki bu durum pozitif duyguyu etkilemektedir- öz bildirimli takım süreçlerini ve kurumsal finansal performansı daha iyi kestirmektedir. Bu tür duygusal benzerlik takım üyelerinin ilk benzerliklerini ve yakınsama becerilerini yansıtmaktadır. Tabi duygusal benzerlik pozitif duygularla sınırlı değildir. Örneğin disforideki benzerlik sosyal etkileşimlerden daha fazla tatmin olmaya yol açmaktadır. Duygusal çeşitlilik grupları konforlu yapsa da, bazen konfor grupların hedeflerine ulaşmasını engellemektedir. Bu yüzden heterojen duygu değişen çevrenin yardımcı bir sinyali olabilmektedir. Benzer şekilde, daha yüksek duygu çeşitliliği yani duygusal bulaşması düşük seviyede olan gruplar daha yüksek kafa yorma ve daha iyi karar vermeden faydalanabilmektedir.

Duygu Tanıma ve Duygusal Bulaşma
Etiketlendi:     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir