Gruplararası Davranışların Sosyal Kimlik ve Sosyal Karşılaştırma Süreçleriyle Açıklanması

Gruplararası Davranışların Sosyal Kimlik ve Sosyal Karşılaştırma Süreçleriyle Açıklanması

Gruplararası davranışlar (veya ilişkiler) farklı gruplardaki bireylerin veya kolektif olarak grupların arasında gerçekleşen etkileşimler anlamında kullanılmaktadır. Bu konuyla ilgili Muzaffer Şerif’in kanıtladığı gerçekçi çatışma teorisi ile Gordon Allport’un öne sürdüğü temas hipotezine ek olarak Henri Tajfel ile John Turner sosyal kimlik yaklaşımını geliştirmişlerdir.

Tajfel ile Turner’e göre sosyal kimlik bireyin grup üyeliğine karşı bazı duygusal ve değer önemliliğiyle beraber birtakım sosyal gruplara ait olduğu bilgisine gönderme yapmaktadır. Sosyal kategorizasyon ise özellikle bir eylem rehberi ve bir sosyal değerler yansıması olarak bireyin rolü açısından sosyal çevreyi sistematize etme ve düzenleme aracıdır. Sosyal kategorizasyon ayrıca bireyin toplumdaki yerini yaratan ve tanımlayan bir yönelim sistemidir. Birey kendisini ve başkalarını sosyal kategoriler sistemindeki özellikle de sosyal grup üyeliklerindeki kendi yeri açısından tanımlar ve sosyal kimlik bu tarz bir sistem içerisinde kendi pozisyonunun tanımı olarak anlaşılabilir.

Bu açıklamalardan gruplararası davranışlar için varsayılabilir ki; gruplar bireyin sosyal kimliğinin pozitif yönlerine katkı sağlarsa, birey o grubun üyesi olarak kalmaya devam etme veya yeni grup üyelikleri arama eğilimi gösterecektir. Eğer ki bir grup bu gereksinimi sağlayamazsa birey bu gruptan ayrılmayı düşünecektir. Gruptan ayrılmak bazı zorlukları doğurursa bu sefer grubun istenmeyen özellikleri doğrulansın veya kabul edilsin diye grubun niteliklerinin yeniden yorumu olabilir ya da bu durum istenilen değişikliklere yol açacak sosyal eylemi vaat edecek bir şey için kabul edilebilir.

Hiçbir grup yalnız yaşayamaz, toplumdaki bütün gruplar öteki grupların ortasında yaşamını sürdürmektedir. Başka bir ifadeyle sosyal kimliğin pozitif yönleri,nitelemelerin yeniden yorumu ve sosyal eylem vaadi yalnızca öteki gruplarla karşılaştırma yapılarak ve görecelik kurularak anlam kazanır. Bu yüzden de kişinin grubunun bütün olarak karakteristikleri (statüsü, zenginliği,fakirliği, rengi, amaçlara ulaşma yeteneği gibi) öneminin çoğunu diğer gruplardan algılanan farklılaşmalara ve bu farklılıkların değer çağrışımlarına nispeten kazanır. Grup ortak karakteristiklere veya ortak kadere sahip olarak algılandığı anlamda grup olur çünkü öteki gruplar da çevrede yer almaktadır. Bu argümanı özetlemek gerekirse, belirli bir grubun onun sosyal kimliğin işleyişi açısından üyeliği öteki gruplara kıyasla niteliklerinin pozitif bir değerlendirmesiyle ilişkilidir. Sosyal kimlik bakış açısından gruplararası karşılaştırmanın önemli boyutları çoğunluğu kültürel şekilde türetilen değerlerle ilişkilidir.

Bu yüzden de bir sosyal grup bireyin kendisi tarafından pozitif olarak değer verilen sosyal kimliğinin bu yönlerine katkılarını sürdürebilir. Bunun için öteki gruplardan pozitif değer farklılaşmasını korumayı idare etmelidir. Gruplar arasındaki sosyal karşılaştırmalar kişinin kendi grubu ve başka gruplar arasındaki ayırtediciliğin yerleştirilmesine odaklanılmalıdır. Bu başka bir biçimde de ifade edilebilir: Bireyin pozitif olarak değerlenmiş kimlik ihtiyacı, uçları açık bir değer farklılaşmasına sahip bir boyut açısından yapılabilen bir gruplararası karşılaştırma (bir gruplararası davranış örneği) gerektirmektedir.Böylece kişinin grubu, kendisini öteki gruplara nispeten pozitif olarak değerlenmiş uca doğru farklılaştıracaktır.

Bu karşılaştırmalı perspektif Leon Festinger’in sosyal karşılaştırma teorisinin bir uzantısıdır. Bu perspektif Festinger’in a) insanlarda görüşlerini ve yeteneklerini değerlendirme dürtüsü vardır, b) objektif ve sosyal olmayan araçların elverişli olmaması ölçüsünde,insanlar görüş ve yeteneklerini başkalarının görüş ve yetenekleriyle karşılaştırarak değerlendirirler ve c) yetenek karşılaştırmasında yukarı doğru tek yönlü dürtü vardır, bu dürtü görüşlerde büyük ölçüde yoktur şeklinde ifade ettiği hipotezleriyle alakalıdır. Son hipotezdeki yetenekler ile görüşler arasındaki ayrım, hiçbir görüşün başka bir görüşe göre daha büyük değeri olamazken yetenekler açısından farklı performansların içsel olarak Batı kültüründe farklı değerleri olacağı gerçeğinde yatmaktadır.

Birinci hipotez açısından bir bireyin üyelik grubu onun sosyal kimlik işlevi açısından önemli bir değerlendirme objesidir. Festinger’in fikirlerindeki örtük tema şudur: birey kendini değerlendirme gereksinimine sahiptir. Gerçekliğin sosyal inşası açısından birey kendisini toplumda gerçekleştirir görüşüne ek olarak birey kendisini toplumda değerlendirir demek doğru olacaktır.

İkinci hipotezdeki objektiflik kriteri, sosyal veya sosyal olmayan meşrepleri açısından olguları sınıflandırmaya dayandırılamaz çünkü bu görüşlerin sosyal veya sosyal olmayan araçlarla test edilebileceği anlamına gelmektedir.Kesinliğe ulaşabilmek test etmenin sosyal araçlarındansa fiziksel araçlarıyla daha kolayken, bu objektif gerçeklik olarak gözüken ile gözükmeyen arasındaki teorik bir ayrım değildir. Bunun yerine objektiflik kriteri birinin bulunabileceği yargı alternatiflerine dair farkındalık açısından tanımlanabilir, bu yüzden de objektiflik fiziksel test etmeye veya yüksek sosyal uzlaşıya eşit olarak verilebilir. Bu nedenle sosyal karşılaştırma süreçlerinin aralığı hem sosyal olmayan test etmenin sosyal bağlamını hem de bir olgunun doğasıyla ilgili yüksek sosyal uzlaşının onunla ilgili görüşler üzerine objektiflik işareti dağıtmak için yeterli olduğu yerdeki olayları içerecek şekilde genişletilebilir. Üyelik grubunun değerlendirmesi sosyal olmayan,fiziksel değerlendirme araçlarının elverişli olmadığı yerde varsayılan olarak sosyal değildir. Üyelik grubunun pozitif veya negatif değeri içsel olarak sosyal karşılaştırmayla ilgilidir tıpkı grup üyeliğinin kendisinin sosyal gerçekliğin unsuru olması gibi. Aynı şekilde belirli bir değerlendirmenin objektifliği en azından paylaşılan benzer değerler arasında ona ilişkin mevcut olan sosyal uzlaşının boyutu meselesidir. Özetle sosyal kimliğin objektif statüsü için sosyal olmayan, fiziksel bir kriter olamaz. Ek olarak grup karakteristikleri açısından önemli olan tek gerçeklik testleri sosyal gerçeklik testleridir.

Üçüncü hipoteze ilişkin olarak ise sosyal kimliğin önemli karşılaştırmalı boyutları görüşlerden ziyade yetenek boyutlarıyla paralellik göstermektedir, başka bir deyişle onlar değer yüklüdür. Bu anlamda bireyin kendisini toplumda değerlendirme gereksinimi toplumda kendisinin lehte veya pozitif bir değerlendirmesini yapma gereksinimi olarak daha doğru ifade edilebilir.

Tajfel ile Turner’a göre gruplararası davranış (farklılaşma) süreçleri içgruba ödül vasıtalı çekicilik veya dışgrubun yoksunluk/hüsran vasıtalı değersizleştirme teorileriyle tutarlıdır.Olasıdır ki sosyal rekabet kendi ürününün aşırı değerlemesi ile derecelendirme ve parasal ayrımdaki içgrup yanlılığını bağlayan paralel süreçtir. Bu içgrup yanlılığı bir ödül açısından negatif birbirine bağlılık olsun ya da olmasın, ödül olsun ya da olmasın, görev faaliyeti, etkileşim ve en dar anlamda davranış olsun ya da olmasın bazı durumlarda üretilebilmektedir. Bunda ölçümün para tahsisi, grup değerlendirmesi veya grup ürününün değerlendirmesi olup olmaması fark etmemektedir.

Son olarak sosyal karşılaştırmalar bir sosyal rekabet formu olarak analiz edilebilecek gruplar arasındaki karşılıklı farklılaşma süreçlerini ortaya çıkarmaktadır.Buradaki sosyal rekabet grup çıkarları çatışması olarak da bilinen gerçekçi rekabetten ayrılmaktadır. Minimal grup ayrımı para ödülleri kadar anlamsız puanların dağılımında da yer almaktadır ve sosyal kategorizasyon öznelerin doğrudan benlik açısından eylemde bulunduğu gruplararası davranışlara yol açmamaktadır.

Gruplararası Davranışların Sosyal Kimlik ve Sosyal Karşılaştırma Süreçleriyle Açıklanması

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir