Nevrotik Tarzlar ve Örgütsel Patoloji

Nevrotik Tarzlar ve Örgütsel Patoloji

Nevrotik tarzlar (neurotic styles) insan işleyişini karakterize etmede önemli faktörlerdendir. Her birey bu nevrotik tarzların bir karışımına ibaret olan bir kişiliğe sahiptir. Bu tarzlardan birinin baskın oluşu (aşırı kullanımı) bireyin davranışında işleyiş bozukluğu meydana getirmekte ve bu psikopatoloji olarak adlandırılmaktadır. Bireysel patoloji ile kötü işleyen örgütler ile sonuçlanan örgütsel patoloji arasında paralellikler olduğu açıktır.

İşlevlerini yerine getiremeyen ve karar vermenin merkezileştiği örgütlerde, nevrotik eğilimler yönetsel davranışı önemli düzeyde etkilemektedir. Burada belirtmek gerekir ki bu tip örgütlerde karar verme ya nevrotik bir üst düzey yöneticinin ya da küçük ve homojen bir baskın koalisyonun elindedir. Üst yöneticinin kişiliğinin örgütün stratejisi, yapısı ve iklimi üzerinde çok önemli etkileri bulunmaktadır. Bu sebeple karar verme merciindeki yöneticinin kişiliğini başarı ihtiyacı, güç ihtiyacı veya kontrol odağı gibi tek bir yönden ziyade bütün boyutlarıyla psikanaliz ve psikiyatri yöntemlerinden destek alarak incelemek daha faydalı olacaktır.

Kişilik tarzları bireyin kendisini dışsal gerçeklikle ve içsel yapıyla ilişkilendirdiği davranış şablonlarıdır. Dolayısıyla kişilik tarzları yöneticinin davranışlarındaki çeşitliliği açıklayabilecektir. Davranış şablonu kümeleri yıllar boyunca nispeten sabit kaldığı için yöneticinin intrapsişik dünyası ile bulunduğu örgütlerdeki fiili davranışı arasında bağlantı kurmaya yarayabilecektir. Nevrotik eğilimlere sahip ve intrapsişik fanteziler kuran yöneticiler firma davranışını şekillendirecektir.

Gerek literatürde gerekse Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı’nda (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders – DSM) belirtildiği üzere en yaygın beş nevrotik tarzdan bahsedilebilir: paranoid, kompulsif, histrionik, depresif ve şizoid.

Belirli nevrotik tarzların ağır bastığı üst düzey yöneticiler (diğer bir ifadeyle örgütler) yönetim literatüründeki birçok kavramla aynı özellikleri taşımaktadır. Misal olarak paranoid örgütler analizci, kompulsif örgütler makine bürokrasisi, histrionik örgütler girişimci, depresif örgütler bürokrasi ve şizoid örgütler politik arena kavramlarıyla ilişkilendirilebilir.

Bu beş nevrotik tarz ayrıca beş farklı boyuta göre sınıflandırılabilmektedir. İçsel-Dışsal ayrımı öznel deneyimlere, içsel gereksinimlere ve hedeflere veya dışarıdaki olaylara odaklanılmasına göre yapılır. Aktif-Pasif sınıflaması bireyin girişkenlik, iddia ve araştırma şablonlarını benimsemesine veya başkalarının başlatacağı bir eyleme güvenmesine göre yapılır. Yüksek Kontrol-Düşük Kontrol boyutları bireyin kuralları oluşturma, davranışlara yön verme ve başkalarını kontrol etme durumu ile bırakınız yapsınlarcılık ve rahat tutum takınma durumuna göre belirlenir. İçtepi-Üzerinde Düşünme sınıflaması öngörü ve derinlemesine düşünme olmadan hızlıca cevap verme veya planlama, organize etme, duraksama ve uyarıları dikkate alma davranışlarıyla belirlenir. Son olarak Geniş-Dar ayrımı örgütlerin birçok faktöre açık olması veya sınırlı detaylara odaklanması şeklinde yapılmaktadır. Yazının bundan sonraki bölümünde bu beş nevrotik tarzdaki üst düzey yöneticilerin ve örgütlerin özellikleri incelenecektir.

Paranoid örgütlerin genel nevrotik özellikleri arasında kendinden başkalarına karşı bir güvensizlik ve kuşku, aşırı duyarlılık ve aşırı uyarılmışlık, algılanan tehditlere karşı bir hazır durumda kalma hali, gizli motiflere ve özel anlamlara aşırı ilgi gösterme, yoğun dikkat süresi, soğukluk, rasyonellik ve duygusuzluk sayılabilir. Bu tür örgütlerin fantezilerinin başında hiçbir şeye gerçek anlamda güvenmemeleri gelir. Tehditkâr üstün bir gücün var olduğunu düşünürler. Bu sebeple de kendini korumak için daha iyi olmak isterler. Paranoid örgütleri bekleyen tehlikeler arasında ise şüphelerin tasdikiyle meşgul olmaktan kaynaklanan gerçeklikten sapma ve defansif tutumlardan dolayı spontane eylemlerde bulunma kapasitesi azlığı yer almaktadır.

Paranoid örgütlerin odakları açık biçimde dışarıya yöneliktir çünkü büyük ölçüde çevrenin getirdiği tehditler belirlenen stratejilerin doğasını belirler. Örgütün yönelimini çevrenin oluşturduğu şoklara kaydıran içsel amaçlar yoktur. Bu tarz örgütler aktif karakterdedir. Uyum sağlamaya yönelik büyük bir çaba vardır ve stratejilerdeki değişimler çok miktarda olmasına rağmen değişimler yavaş yavaş artar ve tutuculuk hakimdir. Bu yüzden de paranoid örgütler orta düzeyde aktiftir.

Kontrol düzeyini oldukça yüksek seviyelerde tutarlar. Çevrede olan biteni gözetlerler. Bilgi toplama işiyle oldukça fazla meşgul olurlar. İçtepiden ziyade olaylar üzerinde düşünürler. Bütün eylemler amaçlıdır ve genellikle defansif bir tarzda yapılır. Bilgi sistemlerinden toplanan bilginin taranması, analizi ve yorumlanması günlük rutinlerdendir. Korku, dikkatli bir ayrıntılara girme tutumuna yol açar. Yönelim geniş çaptadır. Bu tür firmalar tüm tehditlere tepki reaksiyon ve uyum göstermeye çalışırlar. Odaklanmış bir stratejik vurgu olmadığından, örgütsel çabalar çok çeşitli sahalarda gösterilir. Birçok farklı alandan uzman, karar verme sürecine dâhil edilir ve hepsinin kararlaştırılan eylem planı üzerinde etkisi vardır.

Kompulsif (zorlanımlı) örgütlerin en fazla öne çıkan özelliği mükemmeliyetçiliktir. Bu tür örgütler ufak detaylarla meşgul olurlar, başkalarının kendi yaptıklarını taklit etmelerini isterler, ilişkileri boyun eğme ve baskınlık açısından görürler. Kendiliğindenlikleri eksiktir. İnatçılık, titizlik ve dogmacılık hakimdir. Bu tür örgütler kimsenin merhametine muhtaç olmak istemezler. Kendilerini etkileyen tüm faktörlerin üstesinden gelmek zorunda olduklarını düşünürler. Kompulsif örgütleri bekleyen tehlikeler arasında ise içe doğru yönelim, kararsızlık ve erteleme, yanlış yapma korkusundan dolayı kaçınmalar, planlı aktiviteden sapma yeteneksizliği, kural ve düzenlemelere aşırı güven ve büyük resmi görmedeki zorluklar sayılabilir.

Kompulsif örgütlerin yönelimi içsel olup, planlı, programlı ve rutinleştirilmiş bir biçimde faaliyetlerini devam ettirmek için kendilerini dış çevreden tamponlamaya çalışırlar. Bu özellik onları paranoid akranlarının uyumsal hevesliliğinden mahrum bırakmaktadır. Bu tür firmalar hem aktif hem de pasif olabilirler. Stratejik temalarının yeniliği gerektirmesi veya içsel işlemleri kontrol etmenin daha yönetsel prosedür ve kontrolleri gerektirmesi derecesinde aktiftirler. Yerleşik politika ve yöntemlerinden sapma gönülsüzlüğünde ise pasiftirler.

Kompulsif firmalar kontrol skalasında yüksek skora sahiptirler. Her küçük teknik detaya gözetleme ihtiyacı ile kafa yorarlar. Programlanmış aktiviteler konusunda gevşemeleri tehlikeli bulurlar. Paranoid firmalar kadar olmasa da ihtiyatlıdırlar. Yeni keşfedilmiş olgular üzerine iyice düşünmekten ziyade uzun süredir yerleşik olan kılavuzlarına göre hareket ettikleri için araçlar konusunda tedbirlidirler ancak temel hedef veya stratejik temalar hakkında değildirler. Açıktır ki dar bir odakları vardır. Stratejileri baskın bir unsur tarafından birleştirilmiştir. Bu tür örgütler zihindeki belirli amaçlar ile dizayn edilir ve bu amaçlar dikkatli bir şekilde sınırlanıp, açık bir şekilde ifade edilir.

Histrionik (aşırı duygusal) örgütlere geldiğimizde kendilerini dramatize etmeleri, duygularını aşırı şekilde kullanmaları, benliklerine sürekli dikkat çekmeleri, aktivite ve coşkuya can atmaları öne çıkan özelliklerdendir. Bu tür örgütler ayrıca konsantrasyon eksikliği veya keskin bir şekilde odaklı dikkate sahiptirler. Histrionik eğilime sahip örgütlerin öne çıkan fantezisi yaşamlarındaki kurumların dikkatini ve etkisini üzerlerine alma istekleridir. Bu tür örgütleri bekleyen tehlikeler arasında yüzeyde kalma, telkine açıklık ve gerçek olmayan bir dünyada iş yapma riski yer almaktadır. Ek olarak histrionik örgütler eylemlerini önsezilere dayandırırlar ve küçük olaylara aşırı reaksiyon gösterirler.

Histirionik örgütlerin yönelimi içsel olmaktan çok dışsaldır. Çevreyi kontrol ve domine etme, genişleme ve görünür olma yönünde çabaları vardır. Odakları farklı pazar ve endüstrilerdeki fırsatlar üzerinedir. Ayrıca birçok içsel problem göz ardı edilir. Görüldüğü üzere bu tür örgütler aşırı derece aktiftirler. Karar verme süreçlerinde yüksek cesaret, maceraperest ve kararlı bir stratejileri ve riski göze almada büyük meyilleri vardır. Histirionik firmalar düşük kontrolü severler.

Üst yöneticilerinin sistemlere olan düşük ilgisi ve çabuk etkileme tercihleri, iyi gelişmiş kontrol ve bilgi sistemlerinin kullanımını veya uygulanmasını önler. İçtepisel davranırlar. Bu sebeple de kararları hızla alınır. Farklı kararlar arasındaki tamamlayıcılığın sağlanmasına veya çıkarımların dikkatlice analiz edilmesine fazla çaba harcamazlar. Son olarak özellikle ürün-pazar stratejilerinde geniş bir odağı benimserler. Bu tür firmalar geniş bir şekilde çeşitlenmiştir ve çok sayıda pazara hitap ederler.

Depresif (çökkün) eğilime sahip örgütler kendilerini suçlu, değersiz ve yetersiz hissederler ve vicdan azabı duyarlar. Olayların merhametinde çaresizlik ve umutsuzluk duygusu, açık düşünme konusundaki düşük kabiliyet, ilgi ve motivasyon kaybı ve keyif alma beceriksizliği en belirgin özelliklerdendir. Bu tür örgütlerin fantezileri, kendilerini ilgilendiren olayları değiştirmeleri konusundaki umutsuzlukları ve yetersiz hissetmeleridir. Depresif örgütleri bekleyen tehlikeler ise aşırı karamsar görünüm, performans ve konsantrasyonda karşılaşılabilecek zorluklar, eylem engellemeleri ve kararsızlıktır.

Bu tür firmalar dıştan ziyade içeriye dönük bir odağa sahiptirler. Dış çevrede ortaya çıkan tehdit ve fırsatlardan ziyade işlemlerin önemsiz detaylarına takılırlar. Depresif firmalar aşırı derecede pasiftir. Yöneticiler arasındaki çaresizlik ve umutsuzluk duygusu, karar vermeden kaçınmayı ve durgunluğu doğurur. Örgüt, üst düzey yöneticilerin hissettiği kadar paralize olmayla sonuçlanır. Bu yüzden de diğer dört nevrotik eğilime sahip örgüt bakımından emsalsizdir. İyi gelişmiş kontrol sistemlerinin varlığına rağmen, içeriksiz bir şekil alırlar. Sistemleri anlamsızlaşmıştır.

Sonuç olarak da orta derecede bir kontrol tutumları vardır. Ayrıca ne düşünmeden hareket ederler ne de temkinlidirler. Bu terimler yalnızca stratejik karar verme tanımlandığında anlam kazanır çünkü bu depresif bağlamda oldukça nadir yapılan bir aktivitedir. Bu tür firmaların stratejik odakları dardır. Tipik olarak kendilerini homojen ve iyi yerleşilmiş niş pazarda görürler ve neredeyse hiçbir zaman bu nişten çıkmazlar. Depresif örgütlerin kayıtsız, uyuşuk ve mekanik olduklarını söyleyebiliriz.

Son nevrotik tarz olan şizoid eğilime sahip örgütlere geldiğimizde şu özelliklerin olduğunu görürüz: tarafsızlık, karışmama, içe kapanıklık, yabancılık duygusu, heves veya heyecan eksikliği, övgüye de eleştiriye de kayıtsızlık, geleceğe de geçmişe de ilgi eksikliği, soğuk görünüş ve duygusuzluk. Gerçekliklerin dünyasının herhangi bir tatmin vermeyeceğini ve başkalarıyla etkileşimlerinin nihayetinde başarısız olacağını ve zarar getireceğini düşünürler. Bu yüzden de uzakta kalmanın daha güvenli olduğuna inanırlar. Şizoid örgütleri bekleyen tehlikelerden ilki duygusal izolasyonun başkalarına bağımlılık ihtiyacı hüsranıyla sonuçlanmasıdır. Ayrıca kafa karışıklığı ve agresiflik de sonuçlar arasında olabilir.

Şizoid örgütler dış çevreye çok az dikkat gösterirler. Asıl vurgu içteki kurallara uygun ama haksız kazanma üzerinedir (gamesmanship). Bu tür firmalar aktiften çok pasiftirler. Liderleri güvensiz olup, astlarına duygusal olarak bağlı gözükürler ve çok az karar alırlar. Astların her biri ise diğerinin girişimini nötralize eder ve sonuç bütünleşik bir stratejiden ziyade ya sürüklenme ya da düşe kalka üstesinden gelmedir. Sonuç olarak örgütsel eylemler üzerinde kontrol eksikliği vardır. Gelişmiş kontrol sistemlerinin varlığına rağmen bu sistemler kötü kullanılır ve zayıf kontrol sonucunu verir.

Düşük seviyede analiz ve düşünme vardır. Dolayısıyla da kararlar veya öneriler kişisel hedeflerin dürtüsüne göre oluşturulur. Makyavelizm önemli derecede hesaplama gerektirse de anahtar stratejik unsurların dikkatli analizi yapılmaz. Son olarak şizoid firmalarda yönelim dar ve politiktir. Örgütün farklı alt birimleri kolektif biçimde çeşitli bakış açıları sunsa da gruplaşmalar bütünleşik bir eylem planının oluşturulmasını önler. Bu yüzden de şizoid örgütler tecrit edilmiş, yalıtılmış, parçalanmış ve politik yapıdadırlar.

Özetle örgütler de kişiler gibi nevrotik tarzlara ve eğilimlere sahip olabilir. Bünyelerindeki psikopatolojik bozuklukları olan yöneticiler ile örgütsel patoloji oluşabilir ve bu da kötü performansa yol açabilir. Tabi burada belirtmeliyim ki tek bir üst düzey yönetici veya merkezi bir yönetim ekibinin olduğu örgütlerde (aile işletmeleri de dahil) bu durumların görülmesi daha olasıdır.

Nevrotik Tarzlar ve Örgütsel Patoloji

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir