Örgütlerde Sosyal Kimlikler ve Benlik Kategorizasyonu Süreçleri

Örgütlerde Sosyal Kimlikler ve Benlik Kategorizasyonu Süreçleri

Bilindiği üzere örgütler; güç, statü ve prestij farklılıkları gibi karmaşık özellikleri içinde barındıran gruplararası ilişki ağlarında konumlanmış olan içsel olarak yapılandırılmış gruplardır. İnsanlar -bu çeşitli düzeylerde olmak üzere- kimliklerinin ve benlik duygusunun bir kısmını ait oldukları örgütlerden veya çalışma gruplarından edinirler. Aslına bakarsanız birçok insan için profesyonel ve örgütsel kimlik; cinsiyet, yaş, etnisite, ırk veya uyruğa dayalı verili kimliklerden daha yaygın ve önemlidir.

Sosyal kimlik bireyin bazı duygusal önem ve değer atfıyla beraber birtakım sosyal gruplara ait olma bilgisidir. Benliğin gruplar arası bağlamlarda kavramsallaştırılması ile sosyal kategorizasyon sisteminin bireyin toplum içindeki kendi yerini tanımlaması ve yaratması yukarıdaki tanımın dayanaklarıdır.

Ek olarak sosyal kimlik özsaygı ihtiyacıyla güdülenen ve iç grup ile dış grup arasındaki değerlendirici ayırt ediciliği yerleştirmeyi veya onaylamayı arayan gruplar arası sosyal karşılaştırmalara da dayanmaktadır.

Henri Tajfel ve John Turner tarafından geliştirilen sosyal kimlik teorisi; gruplar arasındaki ilişkiler doğası hakkındaki inançların (statü, durağanlık, geçirgenlik, meşruiyet gibi) birey ve grupların pozitif sosyal kimliği sürdürebileceği şekli nasıl etkileyeceğini belirlemeyi amaçlamaktadır. İlk zamanlarda sosyal kimlikte benlik konsepti vurgulanırken, daha sonraları benlik kategorizasyonu teorisinin gelişimiyle genişletilmiş sosyal kimlik teorisine geçilmiştir. Bundaki amaç sosyal kategorizasyonun benliğin ve diğerlerinin prototip tabanlı kişiliksizleşmeyi (depersonalizasyonu) nasıl oluşturduğunu yani sosyal kimlik olgularını nasıl ürettiğini belirlemektir.

Sosyal kimlik etkilerini üreten sosyal biliş süreçlerini detaylı bir şekilde gösteren benlik kategorizasyonu teorisi benlik kavramı ile grup davranışı arasındaki ilişkiyi açıklamaktadır. Benlik ve ötekilerin iç grup ve dış gruba sosyal kategorizasyonu, ilgili iç grup ve dış grup prototipine algılanan hedef benzerliğinin üzerinde durmaktadır. Prototip grubun niteliklerini tanımlayan ve bildiren özelliklerin bilişsel temsilidir. Hedefler tekil bireyler olarak değil ilgili prototipin somut halleri olarak yansıtılır (depersonalizasyon süreci). Benliğin sosyal kategorizasyonu yani benlik kategorizasyonu bilişsel olarak benliği iç grup prototipine benzetir ve bu yüzden de benlik kavramını kişiliksizleştirir. Benliğin bu dönüşümü grup olgusunun altında yatan bir süreçtir çünkü bu benlik kavramı ile davranışı ilgili iç grup prototipinin çizgisine getirir. Normatif davranış, kalıpyargı haline gelme, etnosentrizm, pozitif iç grup tutumları ve kaynaşma, işbirliği ve diğergamlık, duygusal bulaşma ve empati, kolektif davranış, paylaşılan normlar ve karşılıklı etki benlik kategorizasyonun ürünlerindendir. Depersonalizasyon basit bir şekilde benlik kavramsallaşmasında ve ötekilerin algısı temelinde bir değişime işaret eder. Bu terimin kimliksizleşme (deindividuation) veya insanlıktan çıkma (dehumanization)  terimleri gibi negatif çağrışımları yoktur.

Prototipler benlik kategorizasyonu teorisinin kalbidir. İnsanlar prototip formunda bilişsel olarak grupların tanımlayıcı ve kalıpyargı niteliklerini temsil ederler. Bu prototipler niteliklerin bulanık bir setidir. Grup üyeliğinin bağlama bağlı özelliklerini yansıtırlar. Bu yansıtma ya grubu en iyi somutlaştıran örnek nitelikteki üye şeklinde ya da grup özelliklerinin bir özü, ideal tipi şeklinde olur. Prototiplerin kritik özelliği gruplararası farklılıkları ve grupların içindeki benzerlikleri maksimize etmeleridir. Prototipler hafızada depolanır ancak anlık ve kalıcı sosyal etkileşim bağlamı tarafından inşa edilir, sürdürülür ve modifiye edilir.

Kendini geliştirme ve belirsizliği azaltma sosyal kimlik süreçlerinin motivasyonlarıdır. Temel bir insani motivasyon olan belirsizliği azaltma, kişinin algıları, tutumları, duyguları, davranışları ve nihayet benlik kavramı ve toplumsal dünyadaki yeri hakkındaki azalmalara işaret etmektedir. Benlik kategorizasyonu benlik kavramını dönüştürerek ve benliği bir prototipe benzeterek belirsizliği azaltır.

Sosyal kimliklerin anlık toplumsal bağlamlara karşı duyarlı olması da öne çıkmaktadır. Bilişsel sistem sosyal kategorileri toplumsal bağlamın özellikleriyle eşleştirir ve en anlamlı bir konumda öne çıkarır. Özellikle kategori erişilebilirliği ile kategori uyumu arasındaki etkileşimle insanlar toplumsal düzlemde nasıl en iyi uyumu yakalayabileceklerini araştırırlar. En iyi uyum sağlayan kategori en fazla öne çıkandır.

Kategorilerin erişilebilir olması benlik kavramı tarafından değerli, önemli ve sıklıkla çalıştırılmış olmasından (kronik erişilebilirlik gibi) veya algısal olarak öne çıkmasından (durumsal erişilebilirlik gibi) dolayıdır. Kategorilerin sosyal alana uyması ise insanlar arasındaki ilgili benzerlikler ve farklılıklardan sorumlu olmasından (yapısal uyum) ve kategori spesifikasyonunun bağlama özel davranışlardan sorumlu olmasından (normatif uyum) kaynaklanmaktadır. Aktive olmuş iç grup kategorisi açısından benlik kategorizasyonu, iç grup prototipi açısından davranışı kişiliksizleştirir.

Bütün bu açıklamalara rağmen öne çıkma; erişilebilirlik ve uyumun mekanik bir ürünü de değildir. Sosyal etkileşim konuşma, gözükme ve davranışlar yoluyla sembollerin işlenmesini de içerir. İnsanlar bu sembolleri ötekileri etkilemek için kullanırlar. İnsanlar sosyal bilişsel bağlam tarafından belirlenen kimliklere içerik değildirler. Aksine parametreleri değiştirmek için çabalarlar. Örneğin duyguların iletişimi hakkında kızlı erkekli bir sohbet ortamında muhtemelen cinsiyet öne çıkacaktır çünkü kronik erişilebilir olan cinsiyet kategorisi durumsal olarak da erişilebilir olacak ve iyi bir yapısal ve normatif uyum edinecektir. Duygular hakkında cinsiyet kalıpyargılarını benlik değerlendirici bulan erkekler, konuyu siyasete getirmek, cinsiyeti durumsal olarak daha az erişilebilir kılmak ve zayıf bir yapısal ve normatif uyuma sokmak isteyeceklerdir.

Sosyal kimliklerin ve benlik kategorizasyonu süreçleri ile ilgili özet bilgilerden sonra örgütlerde ve gruplarda en bariz görüldüğü durumları şöyle sıralayabiliriz: kaynaşma, sapma, liderlik, grup yapısı, birleşmeler ve satın almalar.

Bilindiği üzere grupların kaynaşması başarı için istenen bir durumdur. Bunun için sosyal çekiciliğin ve dayanışmanın artırılması gerekmektedir. Yöneticiler belirsizlik yaratarak özdeşleşmenin oluşmasını, örgütler arası rekabete odaklanarak grubun öne çıkmasını ve örgütün arzu edilen niteliklerine vurgu yaparak pozitif ayırt ediciliği sağlayabilir ve bunlar da örgütsel kaynaşmayı ve örgütsel normlara bağlılığı arttırır. Aksine kişiler arası çekicilik oluşursa örgüt parçalara ayrılır ve özdeşleme de normlara bağlılık da zarar görür.

Kaynaşma ile beraber örgüt içi ilişkisel demografi ile negatif aykırılar ve yüksekten uçanların da oluşması muhtemeldir. Örgüt içi demografik benzerlik veya çeşitlilik örgütsel ve demografik kimliğin öne çıkması aracılığıyla örgütsel davranışı etkileyecektir. Örgütsel öne çıkma ile davranış örgütsel ve demografik normlar birbiriyle tutarlıysa demografik benzerlik ile arttırılabilirken; demografik kategoriler arasında toplumsal harmoni varsa demografik çeşitlilik ile arttırılabilir.

Ek olarak örgütler genellikle negatif sapmaları bünyesinden atacaktır. Pozitif sapmalar örgütsel prestijin önemli olduğu yerde kabul edilirken, örgütsel dayanışmanın ve ayırt ediciliğin önemli olduğu yerde reddedilir.

Yüksek grup kaynaşması liderlik süreçlerini de etkilemektedir. Bu tür gruplar prototip olan ancak görevle uyumlu liderlik becerilerine sahip olmayan liderler üretirler (grup düşüncesi gibi). Yüksek örgütsel özdeşleşme etkili liderlerin onaylanmasını engelleyebilir çünkü liderlik grup prototipikliğine dayalıdır ve grup prototipleri etkili liderlik özelliklerini somutlaştırmaz.

İkincisi bu tür gruplar azınlık kültürel özelliklerden ziyade baskın olanları yansıtan örgütsel prototipleri güçlendirip, lider yaparlar. Azınlıklar örgütlerde üst yönetim pozisyonlarına erişmeyi zor bulabilirler çünkü onlar kültürel olarak yerleşmiş örgütsel prototiplere uymazlar.

Son olarak bu tür gruplar liderler tarafından -bazen de aşırı biçimde gerçekleşen- güç kullanımına olanak sağlayan bir çevre yaratırlar. Nesnel belirsizlik prototipik ve demografik olarak homojen bir örgüt veya çalışma grubu yaratabilir. Bu ise güçlü bir lideri olan hiyerarşik bir liderlik yapısına ve rijit, köklü ve radikal tutum ve pratiklere sahiptir.

Sosyal kimlik ve benlik kategorizasyonunun grup yapısına etkisi alt gruplar ve sosyodemografi ile ilgilidir. Neredeyse bütün gruplar dikey olarak birçok alt grup içerir ve aynı zamanda daha büyük grupların da içine geçmiştir. Bazı alt gruplar tamamen bir üst grubun içindeyken (işletme içindeki pazarlama departmanı gibi), bazı alt gruplar ise birçok bağımsız bölümle iliştirilmiştir (uçaklardaki pilotlar gibi). Örgütlerin bölümleri arasında ahenkli ve işbirlikçi ilişkileri sağlama alması için alt grup-üst grup arasında sadakat ve özdeşleşmeyi dengelemeleri gerekmektedir. Örgüt içindeki alt gruplar arasındaki ahenkli ilişkiler örgütsel ve alt grup kimliğinin simültane tanınmasıyla en iyi şekilde meydana getirilecektir.

Birçok grup ırk, etnisite, cinsiyet, yetenek gibi sosyodemografik çeşitlilik içermektedir. Örgütler bu sebeple zorlu bir testin içindedirler. Gruplararası çatışmalar, dezavantajlar, marjinalleşme ve azınlık mağduriyeti olası sonuçlardandır. Bu sebeple örgütteki sosyodemografik çeşitlilikten doğan çatışmalar, çeşitli demografik unsurların rol atamalarında kullanılması veya kültürel çoğulculuk stratejisinin teşvik edilmesiyle yatıştırılabilir.

İki örgütün birleşmesi veya bir örgütün diğerini satın alması özel bir grup yapısı durumudur. Bu tür vakalarda birleşme ve satın alma sonrası durumda gruplar arası ilişkiler değişmektedir. İlişkiler bazen rekabetçi, şiddetli ve düşmanca olabilmektedir. Bu da birleşme ve satın alma sonrası başarıyı zedelemektedir. Düşük statülü birleşme partneri, statüsünün meşru ve birleşme öncesi partnerler arasındaki sınırın geçirimli olduğuna inanırsa birleşmeye olumlu yanıt verecektir. Aksi takdirde aleyhte bir yanıtı olacaktır. Yüksek statülü birleşme partnerleri ise geçirimli sınırlara ters bir şekilde yanıt vereceklerdir.

Özetle örgütlerdeki sosyal kimlikler ve benlik kategorizasyonları incelendiğinde birçok işletme, örgüt veya firma aktivitesinde etkili olduğu görülecektir. Bir bakıma davranışsal stratejilerin geliştirilmesinin de temelini oluşturmaktadır.

Örgütlerde Sosyal Kimlikler ve Benlik Kategorizasyonu Süreçleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir