Örgütlerin Başarısında Batıl Davranışlar

Örgütlerin Başarısında Batıl Davranışlar

Batıl davranış, bu davranışla nedensel olarak ilişkisi olmayan ödüllerce güçlendirilmesi geliştirilmiş tekrar eden davranışlara denmektedir. Batıl öğrenme ise bu batıl davranışı takip eden sonuçların gözlemlerine bir yanıt olarak deneme serisinde batıl davranışın geliştiği süreçtir. Bu iki kavram ilk defa ünlü psikolog Skinner tarafından ortaya atılmıştır.

Yaptığı deneysel çalışmada Skinner bir odaya güvercin koyup, odanın üstünden belirli aralıklarla yiyecek parçaları atmıştır. Bunu gören güvercin bir süre sonra bir takım hareketleri tekrar etmeye başlamıştır ve yaptığı hareket ile yiyeceğin gelmesini eşleştirmiştir. Daha sonra bu deney çocuklar ve yetişkinler üzerinde tekrar edilmiştir. Görülmüştür ki bireyler eylemlerini ortaya çıkan sonuçlarla tesadüfî eşleştirme yapmışlardır.

Batıl davranışları örgütler içerisinde de inceleyen araştırmacılar, öznel öğrenme deneyimi zorunlu olduğunda batıl davranışların geliştiğini gözlemlemişlerdir. Bu davranışlarda eylemler ve sonuçlar arasındaki bağlantılar yanlış belirlenmiştir. Dolayısıyla yöneticiler bazen yüksek performanslarını alakasız aktivitelere yüklemektedirler.

Batıl davranışlara dair iki açıklama vardır. Bunlardan ilki doğrulama sapmasıdır. Yapılan eylemler sonuçlarla ilişkili olsa da olmasa da hep bir doğrulama yanlılığı vardır. Diğer açıklama ise rasyonellikle ilgilidir. Bireyler yaptıkları eylemler sonucunda tatmin edici bir performans gördüklerinde, alternatif eylemleri denemekten kaçınmayı optimal görebilirler. Bu da bir nevi akıllı uyum sonucunda batıl davranışın meydana geldiğini söylemektedir.

Denemenin neden optimum bir seçim olduğunu görmek isterseniz A ve B adlı iki seçeneğiniz olduğunu düşünün. A seçeneği sıfır kazanç, B seçeneği de ya 1 birim kayıp ya da 1 birim kazanç vaat etsin ve kazanç veya kaybın olasılıkları ise bilinmesin. Bu durumda birey farz edelim ki 25 kez B seçeneğini tekrar tekrar tercih ederek toplamdaki kazanıcını arttırmak isteyecektir.

Bu örnek slot machine olarak de geçen kollu kumar makineleri probleminin bir versiyonudur. Birey ilk denemesinin ardından 1 birim kaybetse de müthiş bir ikilem de kalacaktır: B seçeneğini bir kez daha denemek veya seçimini A olarak belirlemek. Bu konuyla ilgili yapılan matematiksel çalışmalarda optimal politikanın sınırlı denemeyi işaret ettiği bulunmuştur. Eğer geçmiş denemeler olumsuz sonuçlar doğurduysa, A seçeneğine dönmek en iyisidir.

Bunun bir de B ve C seçenekleri olan versiyonu vardır. Bu iki seçenek gene ya 1 birim kazanç ya da 1 birim kayıp ile sonuçlanmaktadır ancak olasılıkları farklıdır. Burada karar verici için optimal politika bir seçeneğe belli bir süre devam etmek ve sonra A seçeneğine dönmek olacaktır. Diğer ifadeyle öğrenme süreci bir seçeneğe yakınsayacak ve nihai olarak duracaktır.

Bu tür problemlerdeki optimal politika sınırlı öğrenmeyi işaret etmektedir (yarı optimal sonuçlar doğursa bile). Bu tarz bir davranış ise belirsiz bir çevrede akıllı uyumun bir sonucudur. Her şeyi bilen biri tarafından bu tip bir sonuç tatminkâr olmasa da; öğrenme sürecindeki bir kişi için alternatif eylemleri denemenin bir garantisi yoktur.

Batıl davranış akıllı uyum ve sınırlı denemenin yan ürünü olarak önümüzdedir. Güvercin ve çocuklar üzerinde yapılan deneylerin ötesinde batıl davranışı örgütler için düşünmek daha zordur. Bunun nedeni örgütlerin daha kompleks bir yapıda olmalarıdır. Gelen başarı üzerinde en çok neyin katkısı olduğunu bulmak kolay değildir. Aynı anda bir sürü aktivite eşzamanlı olarak yapılmaktadır ve bu aktivitelerden her biri firma performansına katkıda bulunabilir.

Örneğin yürütülen bir pazarlama kampanyası başarı getirebilir. Yürütülen bu kampanyanın önemli olup olmadığını görmek için yöneticiler alternatifleri denemelidir. Eğer bu firmanın başarısı da aslında beklenmedik bir olaysa, mevcut pazarlama kampanyasını değiştirmek oldukça riskli olacaktır. Belki de başarının kaynağı bu pazarlama kampanyasıdır. Bu durumda da eğer yönetim diğer seçenekleri denemezse, mevcut başarı üzerinde bu kampanyanın etkisinin olup olmadığını keşfedemeyecektir.

Bunun gibi kompleks bir yapıya sahip örgütlerdeki batıl davranışın birçok kaynağı vardır. Bunlardan biri performansı arttıran değişkenlerdir. Bu kafa karıştırıcı değişkenleri tespit etmek oldukça zordur. Misal olarak 5 departmanı olan bir örgütte her departmanın yöneticisi değişkenler üzerinde karar verme yetkisine sahiptirler ve eş zamanlı olarak faaliyetlerini yürütürler. Elde edilen yüksek firma performansı için hepsi de bu başarının kendinden olduğunu düşünüp, güvenle yaptıkları eylemlere devam edeceklerdir.

Bu yanlış edinilmiş güven sorunsalını ortadan kaldırmak için örgütlerin dikkatli bir deneysel tasarımı benimseyip, bölümlerdeki aktiviteleri tekil olarak azar azar arttırmaları gerekmektedir. Bu uzun zaman alacaktır çünkü ne kadar faaliyet yürütülüyorsa o kadar deneme kombinasyonu yapılmalıdır. Bunu da örgütler Ar-Ge, kalite kontrol vb. bölümler haricinde nadiren yaptıkları için, eylemler ve sonuçları arasındaki gerçek korelâsyonu bulmak mümkün olmayacak ve örgüt içi çeşitli davranışlar batıl olarak kalacaktır.

Kimi durumlarda ise mevsimsel değişkenler ve artan talep gibi dış faktörler de performansın artmasına sebep olabilmektedir. Bu durumda da yöneticilerin bu tip dış faktörler sonucu performansta artış trendine kendi karar verdiği eylemlerin sonucu olarak bakması muhtemeldir. Bunu anlamak için gene faaliyeti belli bir süre durdurmak en ideal olanıdır ancak yüksek risk içerir. Belki gerçekten de ortaya çıkan bu yüksek performansın kaynağı yapılan eylemlerdir.

Örgütlerdeki batıl davranışların diğer kaynağı ortalamaya gerileme olgusudur. Şöyle düşünün bir zar attınız ve 1 geldi. İkinci atışınızda yüksek gelme olasılığı yüksektir. Ancak zar atmanız sonucunda 6 gelmişse, bir sonrakinde daha düşük gelme olasılığı yüksek olacaktır. Aynı bunun gibi kötü performansın olduğu bir dönemde verilecek örgütsel kararlar bir sonraki döneme daha yüksek bir performans getirebilecektir. Bu ortalamaya gerileme olgusu eylemler ile sonuçlar arasında yapay bir korelâsyon yaratacaktır ve yöneticilerin batıl davranışlarına sebep olacaktır.

Bazı durumlarda ise yöneticilerin bir ürün veya teknolojiye gösterdikleri muameleler batıl davranışın kaynağı olabilmektedir. Bu duruma örnek olarak firma yöneticisi A teknolojisini B teknolojisine tercih ederek, A teknolojisine daha fazla kaynak tahsisi yapabilmektedir. En kalifiye çalışanlarını A teknolojisine ayırmaktadır. Bu aktivitelerin sonucu olarak gelen başarıyı vermiş olduğu karara yormaktadır. Ama belki de B teknolojisi aynı performansı hatta daha yükseğini gösterebilecektir. Tabi bunu deneyerek öğrenmek yönetici için büyük risktir. Bu yüzdende bu seçeneği denemekten kaçınılmaktadır.

Örgütlerdeki batıl davranışların kaynaklarına ve denemeden çekinmenin yüksek olasılığına rağmen bazı durumlarda rastlantısal denemeler de yapılabilmektedir. Hükümet ve diğer paydaşların zorlama ve telkinleri, popüler örgütsel uygulamaları kullanma gibi ekonomik olmayan güdüler, yöneticilerin ideolojileri bu tarz rastlantısal denemelerin kaynakları olarak öne çıkmaktadır. Özellikle ideoloji kaynaklı denemelerde ilk zamanlar kötü performans görülse dahi o denemede ısrarcı olunabilmektedir.

Özetle örgütlerdeki batıl davranışlarla meydana gelen bozuk öğrenme süreçleri, firma performansının gerçek kaynağının üzerini örtmektedir. Bunun kaynağının bilişsel önyargılar olduğunu düşünmek yetersiz olacaktır. Batıl davranışlar sınırlı denemeyi işaret eden akıllı uyumun bir yan ürünü olarak meydana gelmektedir.

Örgütlerin Başarısında Batıl Davranışlar
Etiketlendi:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir