Örgütsel İmajlar Örgütsel Özdeşleşmeyi Nasıl Şekillendirir?

Örgütsel İmajlar Örgütsel Özdeşleşmeyi Nasıl Şekillendirir?

Örgütsel imajlar ikiye ayrılır. Birinci imaj bireyin örgütü hakkında neyin ayırt edici, merkezi ve kalıcı olduğuna dair inandığı imajdır. Bu, algılanan örgütsel kimlik (perceived organizational identity) olarak tanımlanır. İkincisi ise üyelerin dışarıdaki kişilerin örgüt hakkında ne düşündükleriyle ilgili inandığı imajdır. Bu ise yorumlanan dış imaj (construed external image) olarak tanımlanır. Bu iki örgütsel imaj, bireyin örgütte ve davranış kalıplarında yarattığı bilişsel bağlantıları etkilemektedir.

Kişinin benlik kavramı algılanan örgütsel kimliktekiyle aynı nitelikleri içerdiğinde, bu bilişsel bağlantıdan örgütsel özdeşleşme olarak bahsedilebilir. Örgütsel özdeşleşme bireyin kendisini tanımladığı niteliklerle çalıştığı örgütü tanımladığı niteliklerin benzerlik derecesidir. Örneğin bazı kişiler yenilikçi ve başarılı bir örgütte işe başladıktan sonra kendilerini de aynen yenilikçi ve başarılı olarak tanımlarlar. Bu durum örgütsel özdeşleşmeyi göstermektedir.

Kişi kendisini şu iki durumda örgütüyle güçlü bir şekilde özdeşleştirir: 1) o örgütün üyesi olarak kimliği diğer kimliklerden daha çok öne çıkarsa ve 2) benlik kavramı bir sosyal grup olarak çalıştığı örgütü tanımlayan birçok ortak karakteristiğe sahipse. Burada esas olan insanların bir sosyal gruba (örneğin örgüte) üye olmasının benlik kavramlarını şekillendiriyor olmasıdır.

Bireyin örgütüne atfettiğin karakteristikleri kendi benlik kavramıyla birleştirmesi, örgütsel bağlılığı doğuracaktır. Benlik kavramı insanların toplumsal bir bağlamda nasıl davrandıklarına aracılık eden yorumsal bir yapı olup, birey için elverişli olan öz betimleme ve değerlemelerin toplamına işaret eder. Bir kişinin benlik kavramı farklı sosyal gruplardaki üyelikten gelen çeşitli kimliklerin bir birleşimidir. Bu sosyal gruplara işletmeler de dâhildir.

Örgütsel özdeşleşmelere bir değer uyumu olarak bakanlar olsa da, benlik tanımlama süreci olarak yani bilişsel bağlantıya odaklanarak bakılması daha uygundur. Bu şekilde, bağlılığa getirilen tutumsal yaklaşımlarla da tutarlı olunmaktadır çünkü bağlılık sürecinin bir parçası olarak örgütsel özdeşleşme düzeyi insanların kendilerini bir örgütün parçası olarak görme derecesiyle ilişkilidir.

Örgütsel özdeşleşme bireyin benlik duygusu üzerinde hem pozitif hem de negatif etkilere sahiptir. Sosyal sorumluluk dışı davranışlar ve kurumsal iletişimi kullanmada pasif olma gibi durumlar çalışanların utanç, rezillik ve mahcubiyet duygularını yaşamalarına sebep olabilmektedir.

Üyenin örgütüyle özdeşleşmesinin gücü üyenin benlik kavramının içeriğinin örgütsel üyeliğe bağlı olma derecesini yansıtmaktadır. Örgütsel özdeşleşme güçlü olduğunda, bireyin benlik kavramı örgütüyle ilgili inandığı ayırt edici, merkezi ve kalıcı şeyin büyük kısmını kendinde olan ayırt edici, merkezi ve kalıcı şeylerle birleştirir. Benlik kavramındaki örgüt bazlı içerik görünür olurken, diğer kimlikler arka plana itilir.

Örgütsel özdeşleşme bir benlik kategorizasyonu süreci olarak da tanımlanabilir. Üyeler kendilerini ayırt edici, merkezi ve kalıcı niteliklere sahip bir sosyal gruba kategorilediğinde örgütsel özdeşleşme güçlenir.

Örgütsel kimliklerin ayırt edici nitelikleri genellikle görülmezdir ancak bu kolektif kimlik bir takım unsurlar tarafından tehdit edildiğinde veya bazı olaylar örgütsel eylem veya performansların sorgulanmasını tetiklediğinde bu nitelikler ortaya çıkar. Örgütün çevresinde yaşanabilecek regüle edici değişimler veya rekabet hamleleri, işletme faaliyetlerinin kolektif kimlikle tutarsız olması ve üyelerin kolektif örgütsel kimlikle zıt düşecek eylemler yapması örgütsel kimliğin görünmesine sebep olabilir.

Bu genel bilgiler ışığında örgütsel özdeşleşmenin nasıl gerçekleşeceği ve güçlü olacağı hakkında güzel bir model geliştirilmiştir. Modele göre örgütsel özdeşleşme algılanan örgütsel kimlik ile yorumlanan dış imajın çekiciliği ile doğru orantılıdır. Algılanan örgütsel kimlik ile yorumlanan dış imajın çekiciliği ne kadar büyük olursa, kişinin örgütle özdeşleşmesi de o kadar güçlü olur. Bu iki faktörün önemi çeşitli unsurlardan kaynaklanmaktadır.

Örgütlerde kolektif kimlikler çoğunlukla algılanan örgütsel kimlik olarak görülür. Bunun sebebi örgütlerin üyelerini kolektif bir görüşe eksik bir biçimde sosyalleştirmesidir. Algılanan örgütsel kimlik benlik tanımlamasının (self-definition) üç ilkesi (benlik sürekliliği, benlik ayırt ediciliği ve benlik geliştirme) tarafından açıklanmaktadır.

Benlik sürekliliği (self-continuity) kişinin çeşitli durum ve zamanlarda benlik kavramlarını devam ettirmesini ifade eder. Kişi benlik kavramıyla uyuşan bir örgütsel kimliği daha çekici bulur çünkü bu bilgiyi anlaması ve işlemesi kolaydır ve kendini ifade etmesi için de daha fazla fırsat elde eder. Bu yüzden üyelerin kendileri tanımlamak için kullandıkları niteliklerle örgütsel imajı tanımlamak için kullandıkları nitelikler arasında tutarlılık ne kadar büyükse, üyenin örgütle özdeşleşmesi o kadar güçlü olur.

Benlik ayırt ediciliği (self-distinctiveness) insanların kendi ayırt ediciliklerini kişiler arası bağlamlarda vurgulamasına işaret eder. Bu yüzden bir örgütsel imajın ayırt ediciliği diğer örgütlere nazaran ne kadar büyükse, o örgütteki üyenin özdeşleşmesi de o kadar güçlü olur.

Benlik geliştirme (self-enhancement) kişinin özsaygısı ile ilişkilidir. İnsanlar benliğini pozitif değerlemesini elde etmek isterler. Bu sebeple bir örgütsel imaj üyenin özsaygısını ne kadar arttırıyorsa, o üyenin örgütsel özdeşleşmesi o kadar güçlü olur.

Benlik tanımlamasının üç bileşenine ek olarak bireylerin çalıştıkları örgütte geçirdikleri süre de algılanan örgütsel kimliğin çekiciliğinde etkilidir. Kişi örgütte yıllarını geçirdikçe örgüt kültürü öğelerini (sembol, tören gibi) daha çok içselleştirmektedir. Bu sebeple üye örgütüyle yoğunluk ve süre açısından ne kadar fazla temas içinde olursa, algılanan örgütsel kimliğin çekiciliği o kadar büyük ve örgütsel özdeşleşmesi de o kadar güçlü olacaktır.

Üyelerin özdeşleşmesi yorumlanan dış imaj ile de ilişkilidir. Yorumlanan dış imaj pazarlamacılar, insan kaynakları yöneticileri ve yönetim danışmanları tarafından kurumsal imaj olarak ifade edilen kavramla bağlantılıdır.

Yorumlanan dış imaj örgütsel itibar ile birlikte örgütsel imajın iki farklı yönünü oluşturmaktadır. Örgütsel itibar örgüt dışındaki kişilerin örgüt ile ilgili inanışlarını oluştururken; yorumlanan dış imaj örgüt içi bireylerin bu inanışları değerlendirmesidir. Buradaki ayrım önemlidir çünkü iki farklı grup bilgi asimetrisi nedeniyle farklı düşüncelere sahiptir.

Yorumlanan dış imajın insanlara çekici gelmesi örgütsel özdeşleşmeyi güçlü kılmaktadır. Bu ise aynı algılanan örgütsel kimlikte olduğu gibi benlik tanımlaması ilkeleriyle ilişkilidir. Örgütteki bireyin benlik sürekliliği, benlik ayırt ediciliği ve benlik geliştirmesi ne kadar yüksek olursa, yorumlanan dış imaj da o kadar çekici olacaktır.

Algılanan örgütsel kimlik ve yorumlanan dış imaj ile özdeşleşme gücü arasındaki ilişkiler insanların örgütüyle görünür yakınlığına da bağlıdır. Kamu örgütü rolleri gibi görünür yakınlıklar örgütsel üyeliği kuvvetli bir şekilde anımsatmaktadır. İnsanlar kendilerini görünür bir şekilde bir örgütle yakınlaştırdığında, benlik algılama süreçleri örgütün çekiciliğiyle ilgili kendi farkındalığını arttırmaktadır. Bu sebeple üyenin örgütle yakınlığının görünürlüğü ne kadar büyükse, algılanan örgütsel kimliğin çekiciliği ile örgütsel özdeşleşme arasındaki ilişki de o kadar güçlü olacaktır.

Yorumlanan dış imaj için ise bireylerin görünür yakınlığı izlenimleri yönetme motivasyonu açısından ilişkilidir. İnsanların bir kişi hakkındaki örgüte yakınlığı olma bilgisi, bazı tutum ve davranışları sergileme beklentisi doğurmaktadır. Bu yüzden üyenin bir örgüte görünür yakınlığı arttıkça, yorumlanan dış imaj çekiciliği ile örgütsel bütünleşme arasındaki ilişki de güçlenecektir.

Bu modele göre örgütsel özdeşleşmenin bireylerin inanç ve davranışları üzerinde birkaç sonucu olacaktır. Öz-olumlama ve kendini doğrulama süreçlerinden yola çıkarak, örgütsel bütünleşme güçlendikçe, üyeler algılanan örgütsel kimlik ve yorumlanan dış imajı daha fazla çekici değerleyecektir.

Benlik algılama mantığı ise insanların davranışları ile benlik algıları arasındaki tutarlılığı sürdürmeye motive olduklarını söylemektedir. Bu ise insanların örgütsel özdeşleşmeleri arttıkça, çalıştığı örgütle daha fazla temas kuracağı olarak anlaşılabilir.

Örgütsel özdeşleşmenin sosyal etkileşim örüntüleri üzerinde de etkileri vardır. İç grup yanlılığını arttırarak grup içi kaynaşmanın gerçekleşmesine yol açmakta ve işbirlikçi davranışların ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Yüksek iç grup güven ve karşılıklılık duygusu, örgütsel iç grup üyelerine karşı gösterilen yüksek sosyal sempati ve örgütün lehteki imajının benliğe ve ötekilere sunulması da diğer olumlu sonuçlardandır.

Örgütsel özdeşleşme güçlü düzeyde olursa, üyelerin dış grup üyelerine karşı rekabetçi davranışları da daha büyük olacaktır. Ek olarak üyelerin rol gereksinimlerini aşan ve örgütsel olarak işlevsel nitelikteki örgütsel vatandaşlık davranışları sergilemesi de sıklaşacaktır.

Özetle örgütsel özdeşleşme üzerinde iki örgütsel imaj (algılanan örgütsel kimlik ve yorumlanan dış imaj) etkili olmaktadır. Bu örgütsel imajların iyileştirilmesi yoluyla çalışanların örgütsel özdeşleşmelerinin gücü arttırılırsa, işletmelerin stratejik planlarının ve özellikle strateji uygulamalarının daha başarılı sonuçlar çıkaracağı şüphesizdir.

Örgütsel İmajlar Örgütsel Özdeşleşmeyi Nasıl Şekillendirir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir