Risk Alma Üzerine Yöneticilerin Bakış Açıları

Risk Alma Üzerine Yöneticilerin Bakış Açıları

Risk hayatımızın her alanında kendine yer bulan bir kavramdır. Risk altındaki kararlarla hemen hemen hepimiz yüzleşmişizdir. Bazılarımız karşılaştığımız risklerden kaçarak karar verme davranışı gösterirken; bazılarımız ise bu riskleri göze alarak bir nevi kararlılık göstermekteyiz. İşletme yöneticileri de çalışma hayatlarında çoğunlukla risk içeren kararlar almaktadır. Yatırım, hammadde alımı, şirket birleşmeleri, bölümlere kaynak tahsisi hep bu türden kararlardandır. İşlerinin büyük bir bölümü karar almadan oluşan ve bir bakıma risk denizinde bir o tarafa bir bu tarafa giden yöneticilerin risk alma üzerine bakış açıları nasıldır? Risk altında karar verme teorilerinin varsayımlarıyla uyuşmakta mıdır? James March ve Zur Shapira yöneticilerin risk ve risk almaya teorik varsayımlardan farklı yaklaştığını göstermiştir.

Karar verme üzerine yapılan teorik çalışmalara göre risk sonuçlar, bu sonuçların olasılıkları ve sonuçların sübjektif değerlerindeki değişimi yansıtmaktadır. Dolayısıyla belli bir konudaki risk ya parasal şekilde ifade edilen bir faydadaki doğrusalsızlıklarla ya da belirli bir alternatifle ilişkili kazanç ve kayıpların olasılık dağılımındaki değişimle ölçülmektedir.

Riski tanımlamada yöneticiler genellikle pozitif sonuçlarla ilgili belirsizliği riskin bir yönü olarak görmemektedirler. Ayrıca onlar için risk temel olarak bir olasılık kavramı değildir. Son olarak riskten bahsederken miktar kullanılmasına ve yöneticilerin riski kestirmede hassasiyete bakmalarına rağmen, birçok yönetici riski tekil ölçülebilir bir yapıya düşürme isteği göstermemektedir.

Risk alma teorisine göre bireylerin riske karşı tutumları ise riskten kaçınma şeklinde olmaktadır. Yani beklenen değerleri aynı olan ama biri garanti diğeri ise bahis içeren iki alternatif arasında birey garantiyi seçecektir. Risk alma tutumları tabi çeşitli kişilik ve kültürel özelliklere göre değişebilmektedir. Örneğin başarım motivasyonu gibi kişilik özellikleri risk tercihi ile ilişkilendirilmektedir. Tabi yerleşmiş olan kişiliğin risk tercihi üzerine etkisi yadsınmasa da, kişinin ruh halinin, hislerinin ve problemlerin çerçevelenme şeklinin risk algısı ve tutumlarını etkilediği görülmüştür. Örneğin beklenti teorisine göre sonuçları genel anlamda iyi olan riskli bir seçimde insanlar riskten kaçınırken; sonuçların tatmin etmeyecek düzeyde zayıf olduğu riskli seçimde risk peşinde koşma davranışı göstermektedir.

Riske karşı tutumlarda yöneticiler deneyim ve dürtülerin önemine inanmaktadırlar. Yöneticiler düzgün yönetsel davranışları gerekli risk alma tutumu olarak görmektedirler. Yönetim işinde risk alma gerekli olduğu kadar heyecan yaratan da bir olgudur ve örgütsel dürtülerden çok kişisel dürtüler bu tutumu sürdürülebilir kılmaktadır. Ayrıca yöneticileri risk almaya iten üç temel motivasyondan da söz edilebilir. Bunlardan ilki karar vermede başarılı olmak için risk almanın esas rolde gözükmesidir. İkincisi risk almanın kendilerinin kişisel yeğlemelerinden ziyade işlerinin beklentileriyle ilişkilendirilmesidir. Üçüncüsü ise risk almanın duygusal hazlarının ve acılarının farkında olmalarıdır. Bu motivasyon kaynaklarına dayanarak denebilir ki, yöneticilerin kararları özellikle dikkatlerini kritik performans hedeflerine odaklamalarından etkilenmektedir.

Riskle başa çıkmada ise bu teori karar vericilerin hesaplamalar yaptıklarını ve ardından alternatif risk-getiri kombinasyonları arasında seçim yaptıklarını belirtmektedir. Dolayısıyla seçim risk ve beklenen getiri arasındaki bir ödünleşimi içermektedir. Riskten kaçınan karar vericiler nispeten düşük riskleri tercih etmekte ve olası sonuçlardaki değişimi azaltmak için birtakım beklenen getiriyi feda etmeye isteklidirler. Risk peşinde koşan karar vericiler ise tam tersi olarak yüksek riskleri tercih etmekte ve değişimi arttırmak için bir parça beklenen getiriyi feda etmek istemektedirler.

Riskle başa çıkmayla ilgili teorik çalışmaların bu varsayımlarına karşılık, yöneticiler riskin kontrol edilebileceğine ve yönetilebileceğine inanmaktadırlar. Bir diğer ifadeyle risk alma ile kumar arasında keskin bir ayrım yapmaktadırlar. Yeteri kadar iyi getiri vadeden ancak yönetilemeyecek tehlikeler de barındıran riskli durumlarda, yöneticiler kazancı tutarken tehlikeyi azaltma yollarına odaklanmaktadırlar.

Görüldüğü üzere risk alma ile geliştirilen teoriler ve yapılan çalışmalar hep standart risk kavramları oluşturmuştur. Bu kavramlar temel olarak bireysel karar vericiler arasındaki özelliklerin farklı olduğuna vurgu yapsa da, yönetsel risk alma davranışlarını açıklamada problemli olmuştur. Yönetsel düzlemde olasılık kestirimlerine çoğunlukla güvenilmemektedir. Karar sonrası bu kestirimlerin kontrol edilmesi gerekmektedir. Ayrıca ödünleşimlerin dikkate alınmaları, eylemi de etkileyen karar faktörlerince çevrelenmektedir. Dahası yöneticiler riskleri değerlendirmekten veya kabul etmekten ziyade hedeflerini karşılamada yönetilebilecek diğer seçenekleri de aramaktadırlar.

Şüphe götürmez ki yöneticiler risk alma üzerine bireysel eğilimlerde farklılaşma göstermektedir ancak bu çeşitlenmeler bazı unsurlarca gizlenmektedir. Örneğin yöneticiler arasındaki heterojenliği azaltan ve onları ihtimalleri kontrol etme yeteneğine sahip olduklarına inanmaya teşvik eden karar verme süreçleri, önemli durumlarda risk alma davranışını dayatan örgütsel kontrol ve teşvik sistemleri ve kararın gerçekleştirileceği bağlamda oluşan risk alma talebindeki farklılaşmalar bu unsurlardandır. Bunlar yönetici olmak için riskin ve risk almanın önemine vurgu yapan bir yönetsel inanış sisteminde gömülü bulunmaktadır.

Modern yönetim anlayışında bireysel yöneticilerin çok fazla veya çok az risk aldıkları konusunda bir endişe vardır. Şirketlerin yönetim kurulları CEO olarak atadıkları kişilerin riske kendilerinin baktığı gibi bakmadıklarına inanmaktadır (asil-vekil ilişkisi). Yöneticilerin risk alma cesaretlerini azaltmak için çeşitli öneriler yaygın bir şekilde yapılsa da bu önerilerin bir kısmı gerçek durumlar yani yöneticiler tarafından görülen şartlarla eşleşmemektedir. Kısa vadede bir çözüm olarak, yöneticilerin risk almalarını cesaretlendirmek veya engellemek için onların düşünme biçimlerine uygun müdahaleler gerekmektedir. Örneğin yüksek değişkenlik gösteren seçeneklerde tercihlerin yapılmasını indüklemeye veya olayların olasılıkları hakkında inanç yapılarını değiştirmeye çalışmaktansa yönetsel dikkat şablonlarını modifiye etmeye çalışmak daha etkili olabilecektir.

Uzun vadede ise yöneticilerin eğitimi ile kalıcı çözümler elde edilebilir. Görülmektedir ki yöneticiler karar teorisine uzak kalmaktadırlar. Karar teorisi ile ortaya konulan bilgiyi reddetmemekle beraber, bu teoriden açık bir şekilde farklılaşan kural ve prosedürlere göre hareket etmektedirler. Bu da göstermektedir ki; risk ve risk yönetimine karar teorisiyle ilgili yaklaşımları içeren doğrudan eğitimlerin, bakış açılarını değiştirmede büyük faydası olacaktır. Yöneticilerin mevcut görüşleri daha geniş anlamda sosyal normlar ve beklentilerce şekillendirildiği için değişimin bir anda olması beklenmemelidir çünkü yöneticilerin bakış açıları basit şekilde bireysel beğenilerin konusu değildir.

Tabi yönetici eğitimi ve sosyal normların önemine ek olarak yönetsel perspektiflerdeki bilginin unsurlarına da bakmak gerekmektedir. Yöneticilerin bilişsel süreçleri çok önemlidir. Yönetsel inanç ve davranışların örgütlerin ve yöneticilerinin hatalı algılanmış bir dünyadaki uygun risk almayı sürdürme konusundaki problemlere ne derece uyumlu olduğu da düşünülmesi gereken bir konudur. Bağlamsal olarak farklılaşan risk tercihleri, olasılıklara karşı duyarsız kalmalar ve yönetsel yanılsamalar makul koşullarda zekicedir. Karar verme üzerine geliştirilen varsayımlar daha çok kontrol edilebilen bir çevre için uygun olduğundan, bazen de yöneticilerin kendi kaderlerini kontrol edebildikleri tasavvurlara sahip olmalarına müsaade etmek gerekmektedir. Çünkü iş dünyası gerçektir ve rasyonel hesaplamalar bazen işe yaramamaktadır. Zaten davranışsal ekonomi, davranışsal finans ve davranışsal strateji de bize bunu söylemektedir.

Risk Alma Üzerine Yöneticilerin Bakış Açıları
Etiketlendi:         

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir