Yatırımcıların Satın Alma Duyurularına Verdikleri Tepkiler

Yatırımcıların Satın Alma Duyurularına Verdikleri Tepkiler

Satın alma, birleşme ile beraber, gerek ekonomik krizler gerekse de stratejik yönetim faaliyetlerinin sonucu olarak işletmelerin kullandıkları bir yöntemdir. Bir işletmenin diğer bir işletmeyi satın alması (devralma) olarak basitçe tanımlanabilecek satın alma, yatırımcıları da ilgilendiren bir stratejik karardır.

Satın alma duyurularına gösterilen yatırımcı tepkileri nadiren objektif ve rasyonel özellikler sergilemektedir. Bu konudaki davranışsal finans verileri oldukça çoğalmıştır. Firmaların satın alma kararlarında işletme yöneticileri daha zengin ve daha çok bilgiye sahip oldukları için yatırımcılar sınırlı rasyonellikleriyle yönetimin daha iyi bir şekilde bilgilendirilmiş algılarının içyüzünü anlamaya çalışırlar. Daha teknik bir dille söylersek; satın alma için ödenen prim verili satın alma durumunun sinerjik potansiyeliyle ilgili yönetimin algısını yansıtan bilgiyi taşıdığı için yatırımcılar satın almayla ilgili algılarını oluşturmada ve dolayısıyla yatırım kararlarını vermede bu primden faydalanırlar.

İşletme yöneticilerinin ilgili satın almayla ilgili bilgisi çok olsa da bazen gösterilen yanlılıklarla yanıltıcı olabilmektedir. Kibir ve artan bağlılık gibi bazı bilişsel yanlılık türleri ile öz çıkar arttırıcı davranışlar (vekalet teorisinin öngördüğü üzere) yönetimin satın alma primini sıklıkla fazla ödemesine yol açabilmektedir. Bu sebeple ödenen primle ilgili bilgi yatırımcıların karşı karşıya kaldığı bilgi asimetrisini azaltsa da, satın alma sonrası oluşacak gerçek sinerjinin yansız işaretini veremez. Yatırımcılar doğru bir şekilde satın alma sonucunda ortaya çıkacak sinerjiyi kestirmek için kamuya açık bilgilerden faydalanırlar. Bu sayede prime yansıyan (yansıtılan) yönetimin algısının güvenilirliğini değerlendirebilirler.

Geleneksel olarak bir satın almanın değeri sonuçta ortaya çıkacak sinerjiden, ödenen primin çıkarılmasıyla hesaplanır. Dolayısıyla satın alma kararının değer yaratması için ya satın alan ve hedef firma tarafından üretilecek tüm nakit akışlarının bugünkü değerinin her birinin ayrı ayrı değerinden fazla olması (bir diğer ifadeyle sinerji) ya da ödenen primin sinerjiden küçük olması gerekmektedir. Dolayısıyla yatırımcılar satın almanın ortaya çıkaracağı sinerjinin rasyonel kestirimini yaparlar, bu tahminleri satın alan işletme yönetiminin ödediği primle karşılaştırırlar ve satın almanın değeri arttırıp arttırmayacağının veya mevcut değeri düşürüp düşürmeyeceğinin anlamını çıkarırlar.

Satın alma duyurularına verilen yatırımcı tepkileri yönetimin algıları tarafından şekillendirilmektedir. Yönetimin ödediği prim, satın alma duyurusu neticesinde satın alan işletmenin borsa getirisini olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuz etki çeşitli faktörlerce azaltılıp arttırılmaktadır.

İşletmeler kurumsal stratejilerden çeşitlendirme stratejisini kullanarak ilişkili veya ilişkisiz sektörlere girebilmektedir. Eğer satın alan işletme ile hedefteki işletme aynı sektörde faaliyet gösteriyorlarsa bu yatırımcıların güvenini arttıracaktır. Dolayısıyla da satın alan işletmenin borsa getirisi daha fazla olacaktır.

Satın alma için ödeme metodu da önemli bir faktördür. Ödeme hisse senedi veya nakit şeklinde yapılabilmektedir. Hisse senedi ile ödeme yapma satın alma değeri üzerine olan riski hedef işletmeye de yayacağı için yatırımcıların oluşacak sinerjiye güveni azalacaktır. Bu yüzden satın alma anlaşması için kullanılacak hisse senedinin oranının boyutu satın alan işletmenin borsa getirisini daha da azaltacaktır.

Satın alma sürecinde dışarıdan danışmanların kullanılması da yaygındır. Satın alan işletmeler anlaşmada riski büyük görüyorlarsa danışman kullanımını arttırmaktadır. Bunun nedeni satın alma işleminin karmaşıklığı veya ortadaki asimetrik bilgi olabilmektedir. Ek olarak satın alan işletme ile danışmanlar arasında çıkarların yanlış hizalanması durumu da gerçekleşebilmektedir. Bu, danışmanların fırsatçı davranışlarının muhtemel bir sonucudur. Dolayısıyla satın alma işleminde danışmanların kullanılma derecesi olası borsa getirisini daha da azaltacaktır.

Hedef işletme bazı satın alma işlemlerinde savunma taktikleri uygulayabilmektedir. Hissedarlarının onayıyla devralma anlaşması yaklaştığında hedef işletme bu taktikleri denemektedir. Savunma taktikleri çok çeşitli olmakla beraber zehirli haplar (poison pills), altın paraşüt (golden parachutes), beyaz şövalye (white knight), emeklilik paraşütü (pension parachute) ve yakılmış tarla (scorched earth) en önemlileri olarak gösterilebilir. Savunma taktiklerinin kullanımı hedef işletmenin aktif direncini ortaya koyduğu ve dolayısıyla satın almanın değeri ile entegrasyonunu düşürebileceği için satın alan işletmenin borsa getirisini azaltacaktır.

Satın alma işlemi sıklıkla yürütülen stratejik kararlardan biridir. Bir işletmenin satın alma işlemleri geçmişi dolu doluysa, bu onun hedef işletme seçimi, anlaşma müzakeresi ve satın alma sonrası bütünleştirme süreci gibi deneyimlere sahip olduğunu göstermektedir. Yatırımcılar da deneyimli işletmelerin ödedikleri yüksek primi deneyimsiz işletmelere göre daha büyük sinerji sinyali olarak algılayacaklardır. Dolayısıyla işletmenin önceki satın alma deneyimleri borsa getirisini arttıracaktır.

Satın alan işletmenin sermaye yapısı da önemlidir. Borç oranı yüksek olan işletmeler yeni projeler için daha az nakit akışına sahiptir. Ayrıca işletmenin iflas riskini de arttıracağı için gelir getirme olasılığı yüksek olan satın almalara yöneltecektir. Dolayısıyla borç-özsermaye oranı yüksek olan işletmeler yatırımcıların yönetim algılarına güvenini arttıracaktır ve borsa getirisini arttıracaktır.

Kibir işletme yöneticilerinde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Kibirin kaynağı ise çoğunlukla işletme performansı olarak göze çarpmaktadır. Bu tarz bir kibirlilik durumu yönetimi daha riskli veya daha az gelecek vadeden satın alma işlemlerine yöneltebilmektedir. Dolayısıyla ödenen primden çıkarım yapılan yönetim algılarına güven, işletme performansı arttıkça azalacaktır ve satın alma duyurusuna gelecek borsa getirisini azaltacaktır.

Satın alan işletme ile hedef işletme arasındaki bilgi asimetrisi satın alma işlemini değerleme başarısını düşürebilmektedir. Satın alan işletmenin hedef işletmede kısmi sahipliğinin olması bu asimetriyi azaltabilmektedir. Dahası satın alma sonrası bütünleştirme sürecinin de daha rahat geçilmesini sağlayabilmekte ve sinerjinin daha etkin gerçekleştirilmesini sağlayabilmektedir. Dolayısıyla satın alma duyurusu öncesinde bu tür bir kısmi sahipliğin bulunması yatırımcılara güçlü bir güven sağlayacaktır ve borsa getirisini arttıracaktır.

Sonuç olarak denebilir ki, yatırımcılar satın alma duyurularına yönetim algılarına dayanarak tepki göstermektedirler. Yönetim algılarının dayanağı olan ödenen primden çıkarımlar yapılarak, satın alma işleminin sinerji yaratıp yaratmayacağı ve değerlenip değerlenmeyeceği üzerine fikirlerini oluşturmaktadırlar.

Yatırımcıların Satın Alma Duyurularına Verdikleri Tepkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir