Yöneticilerin Dünya Görüşleri Bize Çok Şey Anlatır

Yöneticilerin Dünya Görüşleri Bize Çok Şey Anlatır

İnsanlar karar verirken bilişsel yanlılıklardan ve kestirme yollardan çoğu zaman kendilerini arındıramazlar. Nasıl alabilsinler ki? İnsan beyni üzerine yapılan çalışmalar hala buzdağının görünen küçük bir kısmını temsil ediyor. Bu yanlılıklar ise rasyonellikten sapmalarına neden olmaktadır yani ana akım gelenek ekonomik teorinin öngöremediği sapmalara. Yöneticiler de gerek stratejik gerekse taktiksel kararlar alırlarken rasyonel ekonomi görüşünün varsayımlarından çoğunlukla uzak bir tavır sergilemektedirler. Bu durumu davranışsal bilimlerin ekonomi, finans ve strateji bütünleşmesi ile ortaya çıkan alanlar açık bir şekilde ortaya koymuştur ve ortaya koymaya da devam etmektedir. Peki bilişsel yanlılıklar ve bunların örgütsel düzelticileri her yönetici için aynı anlama mı gelmektedir? Yöneticilerin bunlarla ilgili görüşleri neye dayanmaktadır? Bir kitabı Türkçeye de kazandırılan psikoloji profesörü Philip Tetlock yöneticilerin epistemolojik ve ideolojik dünya görüşlerinin neyi bilişsel yanlılık olarak anladıklarını ve bu bilişsel yanlılıkların nasıl düzeltileceği konusundaki inançlarını şekillendirdiğini ifade etmektedir.

İlgili literatür önermektedir ki yöneticilerin aldıkları kararların kalitesini ölçen standartlar büyük ölçüde şu üç unsura veya ayrıma dayanmaktadır: faydalı veya kural tabanlı insan düşüncesi modelleriyle uyumlu karar verme, karar vermenin temelinde yatan hedefleri açıklığa kavuşturma veya karartma, karar sürecini tamamen araçsal veya sembolik sürdürme. Ancak yapılan bu ikilikler karar vermenin doğasını tam anlamıyla yansıtmamaktadır. Bu yüzden de Tetlock karar vermenin çok fonksiyonlu teorisini daha uygun görerek önermiştir. Öncülleri hem kamu hem de işletme yönetimi için uygun olan bu teori arzulanan sosyal kimlikleri anahtar seçim bölgelerine tasarlama, sadakati kutsal değerlere beyan etme ve normatif düzeni savunma gibi iyi tanımlanmamış hedefleri görev sınırlamalarıyla bütünleştirmektedir. Buna göre bilişsel yanlılıklar ile örgütsel düzelticiler konusundaki anlaşmazlıklar farklı ideolojik dünya görüşlerinden kaynaklanmaktadır. İnsan doğası ile sosyal düzen, sosyal gerçekliğin nasıl anlaşılacağı ve bireyin nasıl yönlendirileceği ve son olarak kişinin yaşamına anlam katan ve çeşitli sosyal yapılarla ilişkisini tanımlayan hedefler Tetlock’a göre farklılaşan varsayımlardan bazılarıdır. Dolayısıyla neyin rasyonel olduğu ve rasyonellikten iddia edilen sapmanın nasıl düzeltileceği sorularına cevabın izi felsefi ve ideolojik kökenlere götürülebilmektedir.

Tabi çoğu yönetici bu durumu kabullenmemektedir çünkü onlar kendilerini pragmatik problem çözücüler olarak düşünmekte ve görüşlerinin epistemolojik veya ideolojik olarak karakterize edildiği bilgisine kati surette karşı çıkmaktadırlar. Siyaset psikolojisi çalışmaları göstermiştir ki kişisel epistemolojiler bir bilişsel tarz sürekliliğinde salınmaktadır. Bu tür bir salınım ile ise kavramsal basitlik ile açıklayıcı kapatma arasında yapılacak tercihin gücü ölçülmektedir. Bilişsel tarz sürekliliğin bir ucunda muğlaklıktan ve sürüncemeli tartışmadan hoşlanmama ve sosyal dünyanın temelde basit olduğuna dair görüşlerin kabul edilmesi yer almaktadır. Diğer ucunda ise uyumsuzluk ve belirsizlikle ilgili aşırı rahatlık düzeyi ve sosyal dünyanın çok karmaşık ve çoğulcu olduğuna dair görüşlerin kabulü yer almaktadır. Dolayısıyla da bu tür bir karmaşıklıkla başa çıkmanın en etkili yolu çok yönlü perspektiflerin ve ödünleşimlerin ele alınmasıdır.

Şöyle kısa bir araştırmanın ardından ideolojik dünya görüşünün bireyselci, eşitlikçi, çevreci ve muhafazakar değerlerin kabulü kadar insan doğasına dair görüşleri de içeren bir dizi maddeye göre değerlendirildiğini fark ettim. Bu görüşleri ölçmek için ise çift yönlü psikometrik modelin en uygun olduğu ifade edilmektedir. Bu model kısaca otoriteryanizm (yetkecilik) ve liberteryenizm (özgürlükçülük) faktörlerini içermektedir. Otoriteryanizm faktörünün bir ucunda hiyerarşinin asla vazgeçmeyen bir savunması ve çalışanların güvenilirliğiyle ilgili şüpheler ile nitelenen otoriteryan muhafazakarlık; diğer ucunda ise hiyerarşiden hazzetmeme ve daha sevecen insanlık görüşüyle nitelenen otoriteryan eşitlikçi yer almaktadır. Liberteryenizm ise piyasa çözümlerinin istekli bir biçimde benimsenmesi, hükümete derin şüphecilik ve insanlığı becerikli, rasyonel ve özerk olarak görme ile tanımlanan liberteryen muhafazakârlık ile kapitalizmin yoğun rekabetinden hoşlanmama, dışsallıklar korkusu ve insanlığın kırılgan doğasından ötürü şefkatli bir devlet tarafından korunması gerektiği görüşleri ile tanımlanan antiliberteryen eşitlikçi uçlarından oluşmaktadır.

Görüldüğü üzere temel olarak otoriteryen muhafazakar (OM), otoriteryen eşitlikçi (OE), liberteryen muhafazakar (LM) ve antiliberteryen eşitlikçi (AE) şeklinde dört uç noktada sıralanabilecek siyasi inançlar yöneticilerin insan doğasıyla ilgili farklı varsayımlara sahip olmasına neden olmaktadır (buradan sonra kısaltmaları kullanalım). Bu ise yönetim felsefelerinin temelinde yatan ilkeleri şekillendirmektedir. Bir OM yönetici çalışanların hesap verebilirlik sistemlerindeki boşlukları araştırdıklarına ve kullandıklarına inanırken, AE yönetici çalışanların çoğunun adil biçimde muamele gördüklerini hissettikleri müddetçe boşlukları kullanmaktan kaçınacaklarına inanmaktadır.

Bu tip çekişen görüşler temel yükleme hatasının farklı değerlendirmelerine de yol açmaktadır. Şöyle ki OM yöneticiler gerekçe ve mazeretler için astlarına düşük tolerans gösterme yönetsel pratiğini tedbir olarak saymaktadır. Bunun nedeni örgütsel beklentilerin karşılanmadığı durumların doğabilecek olmasıdır. Bu tip yöneticilere göre çalışanlar yanlış davranışlarının otomatik olarak ünlerini zedeleyeceklerine inanırlarsa düzgün davranmaya daha motive olacaklardır. OM yöneticinin perspektifinden kontrol edebilecekleri sonuçlar için insanları sorumlu tutamama kontrol edemeyecekleri sonuçlar için sorumlu tutmaktan daha ciddi bir hatadır. Buna karşılık AE yöneticiler temel yükleme hatasını tedbirli olarak değil cezalandırıcı olarak görürler. Onlar hem astlarının standart altı performansları için yanıltıcı mazeretler ve uydurma özürlere yatırım yapma sıklıklarında hem de Tip 2 hatalarına (suçluyu aklama) karşı Tip 1 hatalarından (masumu kınama) kaçınmanın göreceli önemi konusunda aynı fikirde değillerdir.

OM yöneticiler ve bilişsel kapatma yönünde güçlü tercihi olan yöneticiler dünyanın ilk görünüşe göre daha basit olduğu konusunda hemfikirdirler. Onlar basitliği içgörü kanıtı olarak görürler, safdillik olarak değil. Diğerleri ise karmaşıklığı düşüncelilik olarak görürler, kargaşa olarak değil. OM yöneticiler ayrıca irade ve ilkelere bağlılık eksikliğinin yaygın insan başarısızlığı olduğuna inanırlar. AE yöneticiler ise öz eleştirel düşüncelere girme ve temel varsayımları yeniden inceleme isteksizliğinin yaygın insan başarısızlığı olduğuna inanırlar. Bu çatışan dünya görüşleri kabul edilen bir takım bilişsel yanlılığın doğrudan doğruya farklı değerlendirilmesine dönüşmektedir. Aşırı ve az güvenin nispi tehlikeleri, batık maliyetlere artan bağlılık karşısında eylemi durdurma, karmaşığa karşı basit karar verme kestirme yolları, hesap verebilirliği ele alma stratejileri olarak defansif desteklemeye karşı öncelikli özeleştiri ve hesap verebilirliği yapılandırmada açık uçluya karşı yol gösterici stratejiler bu değerlendirmelere örnek olarak verilebilir.

Bu iki grubun aşırı güven ve eylemi durdurma konularındaki farklı değerlendirmelerine geldiğimizde ise semboliklik görmekteyiz. OM yöneticiler aşırı güvenli karar vericinin iyimserliği ile yapabilir kararlılığının, bir yanlış durum değerlendirmesindeki azmetme riskini dengeleyeceğine inanmaktadırlar. AE yöneticiler ise yanlış yolda olduklarını çabucak fark eden öz eleştirici bireylerin, kapasitesinin geçici zorluklar doğurabilecek iyi bir stratejiden erkenden kaçınma riskini daha iyi dengeleyeceklerine inanmaktadırlar. Dahası benlik sunumu düzeyinde yöneticilerin endişesiz bir tavır takınmaları ve iş arkadaşlarının makul düzeyde bilgili kalmalarını sağlamanın faydalarını vurgulamaları AE yöneticilere göre kötü bir fikirdir.

İnsan doğası ve sosyal dünyanın nedensel yapısı üzerine ideoloji temelli anlaşmazlıklar çalışanları nasıl yönetmek gerektiği bir diğer deyişle yöneticinin oyun alanında benimsediği kurallar konusunda da göze çarpmaktadır. OM yöneticiler ve onların bilişsel kapatmayı tercih eden çalışma arkadaşları strateji tercihlerini açık bir şekilde astlarına anlatan yöneticileri ve kati surette eşit şekilde yanıt veren astları onaylamaktadır. Oysa ki bu konuda düşük seviyede olan yöneticiler, açık ve dengeli bir tartışma ortamını teşvik etme ve iş arkadaşlarının en azından kısa bir süreliğine varsayımda bulunmalarını sağlayan normatif muğlaklık atmosferi oluşturmanın çeşitli avantajlar içerdiğini düşünmektedirler.

Hesap verebilirlik konusunda OE ve AE yani sol görüşlü yöneticiler biraz farklı düşünmektedirler. Şöyle ki OE ve AE yöneticiler, haksız olarak algıladıkları bir hesap verebilirlik rejimine sahtekâr ve boşluk kullanıcı bir tarzda davranan bir yöneticiye daha yumuşatılmış olumsuz değerlendirmeler yapmaktadırlar. Hatta bazı eşitlikçi yöneticiler bu tarz bir davranışı duyarsız veya kibirli otoritelerle karşılaştıklarında kendisini güçlendirmek için insani bir girişim olarak görmektedirler. Bu durum kıdem sırasında düşük pozisyonda olanları yabancılaştırma ve makineleştirmeyle ilgili yarı Marksistlerin zaman zaman yaptıkları ikazlarla da örtüşmektedir.

Çağımızın önemli kavramı olan göç, iyi, küresel, proje, çevre, toprak ve kurumsal yönetişim gibi çeşitli türleri olan yönetişimle ilgili olarak da yöneticilerin farklılaştığı görülmektedir. Hem OM hem de LM yöneticiler sadece hissedarlara karşı tekçi bir hesap verebilirlik tarzı yönetişimi desteklemektedirler. Bu tip bir yönetişim anlayışında paydaşların yeri oldukça azdır. AE ve OE yöneticiler ise çıkarları çoğunlukla farklı durumlara farklı yollarla birleştirilmesi gereken paydaşlar grubuna karşı hesap verebilirliği benimsemektedirler.

Görülmektedir ki insanların -özelde yöneticilerin- davranışları, karşılaştıkları olayları algılama şekilleri ve akıl yürütme, düşünme ve karar verme gibi bilişsel süreçlerde ortaya çıkan yanlılıkları anlama biçimleri sahip oldukları ideolojik ve felsefi görüşlerine dayanmaktadır ve bu yüzden de epey karmaşık bir yapı sergilemektedir. Son olarak yönetsel ve örgütsel davranışların diğer ifadeyle örgütlerdeki insan davranışlarının önemini ünlü ve köklü bilim dergi topluluğu Nature’ın 2017 yılında Human Behaviour dergisini çıkarmaya başladığını naçizane bilgilendirerek yazıyı sonlandırıyorum.

Yöneticilerin Dünya Görüşleri Bize Çok Şey Anlatır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir