Yönetim ve Organizasyonlarda Resilience Psikolojik Dayanıklılık

Yönetim ve Organizasyonlarda Resilience Psikolojik Dayanıklılık

Bir futbolcu düşünün: Yere düşer, çalım yer, kart görür, penaltıya sebebiyet verir veya kendi kalesine gol atar ama her defasında kalkar ve oynamaya, takımına fayda sağlamaya devam eder. Ömrünü sürekli bir şeyler deneyerek geçiren ve her defasında başarısız olan bir bilim insanı düşünün. O da hiçbir zaman pes etmez ve başarana kadar araştırmasına devam eder.

Bu iki durumun içini en güzel ünlü İngiliz futbolcu Gary Neville ve elektrik ampulü icat eden Thomas Edison doldurmaktadır. Onların bu özelliği neydi? Resilience.

Resilience Türkçe olarak bazı yerlerde psikolojik dayanıklılık olarak geçse de, tam anlamıyla karşılığı olmadığı için İngilizce halini kullanmayı seçtim. Bu kavramın tarihi çok eskilere kadar uzanmaktadır. Öyle ki ilk defa Montaigne tarafından 16. yüzyılda irdelendiği bilinmektedir. Peki resilience nedir?resilience

Resilience sosyal bilimlerin çoğu alanında önemli bir kavram olarak göze çarpmaktadır. Örgütsel davranıştan kariyer yönetimine, klinik psikolojiden halk sağlığına, aile psikolojisinden sosyolojiye birçok alanda araştırılan ve çalışılan bir kavramdır.

Tabi bu kadar fazla bilim dalını ilgilendirmesi sonucunda, ne olduğuna ilişkin tartışmalar da fazladır. Bu tartışmalar resilience’ın çok yönlü bir yapı ya da kavram olduğunu söylemektedir. Dayanıklılık gibi bir kişilik özelliği mi, geliştirilebilir kabiliyet gibi bir yeterlik mi yoksa tecrübe ve geribildirim değerlendirmesi gibi bir süreç mi?

Resilience psikoloji araştırmalarında değişik şekillerde tanımlanmış ve açıklanmıştır. Örneğin kişilik teorisinden yararlanan klinik ve gelişim psikologları, resilient kişileri “yüksek düzeyde stres yaşayıp da hastalığa yakalanmayan ve stres altında hastalanan kişilerden farklı bir kişilik yapısına sahip insanlar” olarak tanımlamaktadırlar.

Resilience’ı bir yeterlik olarak gören bazı psikologlar ise “sistem dengesini sağlamak için çevresel şartların istek özelliklerinin bir fonksiyonu olarak, ego kontrolünü yukarı ya da aşağı yönde modifiye etmek için kişinin dinamik yeterliği” diye tanımda bulunmuşlardır.

Toplumsal düzeyde resilience ne demek sorusuna cevap arayan araştırmacılar ise şu açıklamayı yapmışlardır: Resilient olmak için kişi önce bir risk durumu yaşamalı ve sonra başarılı bir şekilde bu riske yanıt vermelidir. Resilience büyük risklere başarılı bir adaptasyonel yanıttır. Dolayısıyla riske maruz kalmayan kişinin resilient olduğu söylenemez. Kavramsal olarak resilience, bireysel özelliklerin ve çevresel koşulların işlemsel bir ürünüdür.

Bağlamı merkeze alan bir resilience tanımı ise şöyledir: Resilience strese neden olan şeylerle, sıkıntılı durumlarla, değişimle ya da fırsatla başa çıkma sürecidir.

Toplum sağlığı açısından verilecek bir resilience anlamı da şu şekildedir: Resilience bazı insanların, yoksulluk, ciddi aile uyuşmazlığı, kronik hastalık ya da sakatlık gibi deneyimlerin negatif sonuçlarını savuşturmada diğer insanlara göre daha iyi olduğu bir nosyonu yansıtır.

Aile sistemi araştırmalarında ise, resilience güçlerini zorluklara karşı dengeleyen aileleri belirtmiştir.

Daha toplu olarak ise; resilience “sıkıntılı durumlara uyum sağlama ve iş taleplerine dayanma yeteneği” olarak tanımlanabilir. Bir diğer resilience anlamı için “kötü bir olay yaşandıktan sonra güçlü, sağlıklı ve başarılı olma yeteneği” denebilir.yönetim

Bütün bu genel tanımlamaların ötesinde yönetim literatürüne baktığımızda; resilience daha çok kariyer ve örgütsel davranış alanlarında yaygın olarak kullanılmıştır. Kaynak tabanlı görüşe göre, yüksek düzeyde kaynak erişimini ve işle meşgul olmayı sürdüren işçiler daha resilient olarak görülmüştür. Benzer şekilde daha düşük düzeylerde tükenme ve darboğaz durumu yaşayan işçiler daha resilient’tirler. Son olarak resilient bireyler, ayrımın üstesinden gelen ya da çeşitli görev gerekliliklerini başarılı biçimde tamamlayan kişilerdir.

Kariyer araştırmalarında resilience optimal olmayan bir ortamda kariyerinin kesilmesine karşı kişinin direnci olarak tanımlanır. Bu resilience anlamı ayrıca özyetkinliği, risk almayı ve bağımlılık alt alanlarını içerir. Bu alt alanlar özsaygı, otonomi, uyma yeteneği, iç kontrol, başarısızlık korkusu, risk alma eğilimi ve belirsizlik, muğlâklık ve rekabetçilik toleransını kapsamaktadır. Ayrıca resilience başarılı kariyer geçişleriyle pozitif ilişkilidir.

Örgütsel davranış çalışmalarında ise resilience daha çok başa çıkma kaynağı olarak incelenmiştir. Bu alandaki bazı çalışmalar resilience’ı kişilik özellikleri kümesi olarak görmüştür (özsaygı, kontrol ve optimizm birleşimi olarak). Diğer bilim insanları ise “sıkıntılı durumlara, belirsizliğe, çatışmaya, başarısızlığa hatta pozitif değişim, ilerleme ve artan sorumluluğa karşı bir yeniden toparlanma” olarak resilience tanımı vermişlerdir.

Takımlardaki resilience’ın; kaynaşma, dayanışma, memnuniyet ve azalan çatışmanın içinde bulunduğu pozitif çıktılarla bağlantısı kurulmuştur. Ayrıca organizasyonlardaki resilience, iş ve yaşam zorluklarıyla karşılaşıldığı zaman bireylerin pozitif toparlanabileceği çalışma yerlerinin nasıl yaratılabileceği üzerine incelenmiştir.

Resilience kişisel ve iş etkililiğini belirlemede çok önemlidir. Bu yüzden bireyler sadece işletmelerde değil, hayatın her alanında resilient olmak zorundadır. Bunun sebepleri olarak aşağıdaki gelişmeler gösterilebilir:

  • Azaltılan iş güvencesi sebebiyle geleneksel psikolojik sözleşmenin aşınmaya uğraması.
  • Kişisel hayatın yerine işin koyulması yönünde işverenleri artan baskısı.
  • Çift maaşlı ve tek kişilik aile sayılarındaki artış nedeniyle çalışma yerlerinin değişen formu ve yükselen iş ve özel hayat istekleri.
  • Teknoloji ve dijital iletişimin hızlı gelişmesi sonucu iş ve iş dışı sınırların belirsizleşmesi.
  • 7 gün 24 saatlik küresel çalışma şeklinin gitgide daha benimsenir olması.

Bir başka çalışmada resilience, yetişkin futbolcuların mesleki başarıları için gerekli olan dört yetkinlikten biri olarak görülmektedir: resilience, disiplin, bağlılık ve sosyal destek.

Kişilerin resilience durumlarını ölçmek için çeşitli araştırmacıların önerileri olmuştur. Resilience ölçeği için bir örnekte; yapısal stil, aile uyumu, kendilik algısı, gelecek algısı, sosyal yeterlilik ve sosyal kaynaklar boyutlarıyla ifade edilmiştir. Diğer bir ölçekte ise iyimser olma, girişimci olma, güçlü olma, amaca ulaşma, öngörü, iletişim kurma, araştırıcı olma ve lider olma biçiminde sekiz boyutta gösterilmiştir.

Organizasyonlarda bireylerin zorluklar ve değişimler karşısında güçlü durabilmeleri için resilience eğitimi verilebilir. Bu eğitimde çalışanların psikolojik olarak dayanabilecekleri yapılar hatırlatılmalı ve kendilerini toparlamalarının her şeyin üzerinde olduğu anlatılmalıdır.

Bu zamana kadar yapılan çalışmalar incelendiğinde resilience özellikleri olarak genel anlamda şunlar söylenebilir:

  • Kişilik özelliği, yeterlik ve süreç kaynaklarına erişmeyle ilişkili çoklu kavramsal çizgisi vardır.
  • Hem pozitif hem de negatif tetikleyicileri vardır.
  • Birey ve işle belirlenen bilişsel, duygusal ve fiziksel tipleri vardır.
  • Kariyer dönemlerinde olan dinamik bir olgu özelliği gösterir.
  • Tüm işlerde genelleştirilebilir ya da sadece bir işe özgü olabilir.
  • Çalışma içi ve dışı bölgeleri kapsar.

Özetlemek gerekirse işletmeler ve organizasyonlar için resilience önemli bir kavram olarak sürekliliğini koruyacaktır. Bu minvalde resilience ne işe yarar sorusuna cevabı çoktan bulan yönetim ve organizasyon literatürü; işgücünün demografik yapısında, çalışmanın doğasında, iş-özel hayat ilişkilerini değiştiren ve çalışma hızını muazzam yükselten yeni teknolojilerin artan kullanımında değişiklikler oldukça, işverenlerin çalışanlarının resilient olmalarını arzulayacaklarını ifade etmektedir.

Yönetim ve Organizasyonlarda Resilience Psikolojik Dayanıklılık

Yönetim ve Organizasyonlarda Resilience Psikolojik Dayanıklılık” üzerine 2 düşünce

  • Mart 29, 2017, 11:20 pm
    Permalink

    Güzel bir yazı olmuş hocam tebrikler…emeğine sağlık…

    Cevapla
    • Mart 29, 2017, 11:35 pm
      Permalink

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Takipte kalmanız dileğiyle..

      Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir