Organizasyonlarda Sanal İletişim ve Bilgi Toplumu

Organizasyonlarda Sanal İletişim ve Bilgi Toplumu

İletişim son yıllarda artan hızda sanal bir şekilde gerçekleşmektedir. Sanal iletişim tanım olarak yeni medya araçlarıyla bir veya birden fazla bireyin katılımı ile gerçekleşen, bir bağlam içerisinde oluşan, bazı etkileri olan, çevredeki gürültüden etkilenen ve geribildirim imkanı tanıyan bir çeşit eylemdir.

Organizasyonlardaki gruplarda bireyler diğer grup üyeleriyle etkileşimde bulunurken çeşitli sorunlar çözülür, yeni fikirler geliştirilir ve eş zamanlı olarak bilgi ve deneyimler paylaşılır. Kısaca bir etkileşim söz konusudur ve bu etkileşimin amacı çalışanların çevresinde olan biteni anlaması ve kendisini de çevresine anlatmasıdır.

Sanal iletişim sürecindeki unsurlar bağlam, kaynak, alıcı, kodlama, kod açıcı, ileti, kanal, yansıma ve gürültüdür.

Sanal iletişim daima bir bağlam çerçevesinde gerçekleşir. Sanal iletişim bağlamının fiziksel, sosyo-psikolojik ve zamansal olmak üzere üç boyutu vardır.

Fiziksel boyut sanal iletişimin gerçekleştiği fiziksel ortam veya çevredir ve iletişimin biçimini, içeriğini ve iletiyi etkileyebilir.

Sosyo-psikolojik boyut bireyler arasındaki sosyal statüden kaynaklı farklılıkları, oyunlardaki rolleri, toplum içerisinde yer edinmiş töre ve gelenekleri, arkadaşlık ilişkilerini, kurallı veya kurallı olmayan durumları, bazı durumlarda da ciddiyet ve şakaları kapsamaktadır.

Zamansal boyut ise sanal iletişimin gerçekleştiği günün ve tarihin zamanı açıklar.

Bahsedilen bu üç boyut birbirleriyle etkileşim halindedir ve birbirini etkileyip etkilenirler. Bu etkileşim değişiklikleri meydana getirir ve bu durağan değil devam eden bir süreçtir.

Kaynak ve alıcılar sanal iletişimin bağladığı unsurlardır. Bazen birey hem kaynak hem de alıcı da olabilir. Bu durumda bireyin iç dünyası alıcı olarak konum almaktadır.

Sanal iletişimdeki kaynağı kodlamayı yapan kodlayıcı, alıcıyı ise kod çözme işlemini yapan kod açıcı olarak da tanımlayabiliriz.

Kaynak ile alıcı arasında alışveriş unsuru olan iletiler birçok kanal aracılığıyla gönderilebilir. Ses, görsel, koku, dokunma, tat alma kanalları iletişim ortamlardandır.

İletişimde kaynağa geri gönderilen bilgi ya da ileti yansıma olarak adlandırılır. Yansıma bireyin kendinden gelebileceği gibi diğer yerlerden de gelebilir.

İletiler yerine ulaşırsa ve olumlu bir izlenim yaratırsa olumlu yansıma, aksi durum olursa olumsuz yansıma olur. Olumsuz yansımada iletinin değiştirilmesi ve yeniden yapılandırılması gerekir.

Bireylerarası iletişim de olduğu gibi yansımalar bazen anında, kitle iletişiminde olduğu gibi de gecikmeli olabilir. Sanal iletişim ise bazen anında bazen de gecikmeli yansımalara sahiptir.

Sanal iletişimde gürültü iletişim sistemini etkileyen ve iletileri bozan bir durumdur. Çoğu zaman ise iletilerin alıcı tarafından yanlış anlaşılmasına neden olur.

Gürültüler fiziksel olabileceği gibi; önyargı, yanlılık, peşin hüküm, yanlış varsayım, kapalı görüşlülük gibi zihinsel engelleri kapsayan psikolojik de olabilir.

Anlamsal (semantik) gürültü ise kaynak tarafından üretilen iletinin alıcı tarafından tam olarak anlaşılamaması durumudur. Bu kapsamda din, eğitim, ölüm, düşünce akımları, kapitalizm gibi konularda anlamsal gürültü oluşabilmektedir. Çoğu durumda iletişimde gürültü kaçınılmazdır.

Cep bilgisayarları, akıllı telefonlar, tabletler, internet sanal iletişimde kullanılan yeni medya araçlarıdır. Bunların yanında okuduğunuz yazının da yayın yeri bloglar, RSS yani web sayfası beslemeleri, wikiler (wikipedia vb.), sosyal ağlar ve sayısal görsel oyunlar sanal iletişimin ikinci kuşak web hizmetlerindendir.

Sanal iletişim bilgi toplumunun iletişim biçimidir. Bilgi toplumunun her üyesi yüksek oranda sanal iletişimi kullanmaktadır.

Bilgi toplumu olma düşüncesi 1960’lı yılların sonunda bilginin ve bilgi üretiminin zaman içinde nasıl oransal ve anlamlı şekilde yüksek düzeylere çıktığını açıklayan deneysel çalışmaların neticesinde ortaya çıkmıştır.

Bu dönemde bilgilendirme süreci sosyo-ekonomik değişimlere açıklama getirmek için kullanılmaktaydı. Bilgi ekonomisi ise modern ekonominin temel zenginliğinin yaratıcısı olarak görülmektedir.

1970’li yılların sonunda bilgi toplumu terimi endüstri, araştırma ve politika üçgeninde konuşulmaya başlamıştır. Ayrıca bilgi ve iletişim teknolojilerinin yeni toplumsal, ekonomik ve biyolojik sinerjiyi yaratabileceği ifade edilmektedir.

Bilgi toplumu kuramları arasında Daniel Bell adlı sosyolog bilgi ve enformasyon miktarındaki hızlı değişimi ve bu değişimle beraber toplumun karşılaşacağı değişiklikleri önceden tahmin edip fikirlerini yazıya dökmüştür.

Bilgi toplumunu ilk başlarda endüstri ötesi toplum olarak niteleyen Bell, çeşitli bilim insanlarından etkilenmiş ve modern toplumu üç parçaya bölmüştür.

İlk parça sosyal yapıdır ve ekonomik, teknolojik ve tabakasal sistemleri içerir. Bu sosyal yapı kaynakları düşük fiyat, optimizasyon ve maksimizasyon ilkeleriyle kullanmaktadır.

İkinci parça yönetim biçimidir ve bireyin ve grupların gereksinimlerine göre yönetimin dağılımını ayarlar.

Üçüncü parça ise kültürdür. Bell’e göre kültürün amacı bireyin arzu ve amaçlarını karşılamak veya arttırarak genişletmektir.

Bilim ve teknolojinin hızlı gelişimi sonucu bilgi toplumunda iş bulabilmek için yükseköğretim sahibi olmak şarttır. Bu yüzden ön plana çıkan kurumların başında üniversiteler gelmektedir. Üniversiteler aracılığıyla yenilikçi teorik bilgi miktarında artış olacaktır.

Son olarak bilgi toplumunun ortaya çıkması ve sanal iletişimin yüksek kullanım oranı yönetim organizasyon alanına da yeni çıkarımlar sunmuştur. Sanal organizasyonlar ve kendi kendine öğrenen organizasyonlar bunların başında gelmektedir.

Organizasyonlarda Sanal İletişim ve Bilgi Toplumu
Etiketlendi:     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir