Davranışsal Strateji ve Bilişsel Önyargılar

Davranışsal Strateji ve Bilişsel Önyargılar

Davranışsal strateji sosyal ve bilişsel psikolojiden ödünç aldığı duygu, biliş ve sosyal etkileşim gibi kavramlarla, firmalara sürdürülebilir rekabet üstünlüğü getirmeyi amaçlayan stratejik yönetimi açıklamaya çalışan bir alandır. Son yıllarda revaçta olan ve davranışsal finans ve ekonomiden dayanak bulan davranışsal stratejinin, stratejik kararlarda gözlemlenen önyargıları açıklama konusunda büyük bir çaba içerisinde olduğu görülmektedir.

Stratejik kararlarda yöneticilerin kendi önyargılarını görmesi gerekli olduğu için, finans ve ekonomi alanlarına kıyasla davranışsal yaklaşımların stratejide temel bulması hızlı olmamaktadır. Hâlbuki bilişsel önyargılar en başarılı şirketlerdeki en akıllı yöneticilerin aldıkları stratejik kararları bile etkilemektedir. Birçok şirket birleşmesinin beklenen sinerjiyi yakalayamaması, hazırlanan stratejik planların rekabet tepkilerini sıklıkla göz ardı etmesi ve büyük yatırım projelerine gereğinden fazla bütçe ve zamanın ayrılması bazı örneklerdendir.

Davranışsal strateji, kararları etkileyen önyargı gruplarına karşı gelinmesi gerektiğini önermektedir. Beş grup altında ele alınabilecek bilişsel önyargıların; insan doğasının bir ürünü oldukları için her yere nüfuz etmiş, istemsiz var olan ve geribildirime yüksek direnç gösteren bir yapısı vardır.

Olmadıkları halde bizim bazı şablonları, örüntüleri kabul etmemize yol açan örüntü tanıma önyargıları ilk önyargı grubudur. Bu grupta yer alan bilişsel önyargılar şöyle sıralanabilir:

  • Doğrulama önyargısı (tercih edilen fikirle tutarlı bir olayın üstün tutulması, bu fikrin karşısındaki bir olayın daha az önemsenmesi veya olayın tarafsızca araştırılmaması)
  • Örneklerle yönetim (özellikle son zamanlarda meydana gelmiş veya hatırlanan örneklere dayanarak genelleştirme)
  • Yanlış analojiler (doğrudan kıyas yapılamayacak durumlarla yapılan kıyaslamalara dayanma, yanıltıcı deneyimler)
  • Hikâye anlatıcılığının gücü (içselleştirilmiş bir hikayenin parçası olarak sunulduğunda gerçeklerin daha kolay hatırlanacağına ve inanılacağına meyletme)
  • Şampiyon önyargı (bir durumu destekleyen gerçeklerden ziyade, o durumu sunan kişinin geçmiş performansına dayanan bir öneri veya planı değerleme eğilimi)

Örüntü tanıma önyargılarına karşı koyabilmek için, gerçeklerin görünmesi adına bireyleri cesaretlendirme yani mevcut görüş açısını değiştirmek en güzel yoldur. Bu çoğu zaman zordur çünkü örüntü tanıma insanların ikinci bir doğasıdır ve bu yüzden de oldukça değerlidir.

Yöneticiler sürekli bir eylem içinde olma ihtiyacı duyarlar. Bu da eyleme yönelik önyargıların oluşması demektir ve daha az düşünülmüş eylemlere yol açarlar. Karar verme süreçlerinin üstün ve başarılı olması ise belirsizliğin teşhis edilip azaltılarak eyleme yönelik önyargıların üstesinden gelinmesine bağlıdır. Bunun için ise stratejik araçların kullanımı faydalı olabilecektir. Bazı eyleme yönelik bilişsel önyargılar arasında şunlar gösterilebilir:

  • Aşırı iyimserlik (planlanan eylemlerin sonuçlarıyla ilgili gereğinden fazla iyimser olma, pozitif olayların olma ihtimalini yüksek görme ve negatif olayların olma ihtimalini göz ardı etme eğilimi)
  • Kendine fazla güvenme (bireyin kendi beceri düzeyini diğerlerinkine nazaran abartma. Bu ise gelecekteki sonuçları etkileme yeteneğini abartmaya, geçmiş sonuçlardan kendine pay çıkarmaya ve şansın rolünü yok saymaya yol açar)
  • Rekabetçi ihmali (rekabet tepkilerini değerlendirmeden plan yapma eğilimi. Bu bir duvara karşı tenis oynamak gibidir)

Eyleme yönelik önyargıların aksine istikrar (durağanlık) önyargıları bireylerin mevcut durumdan ayrılma yatkınlığını arttırır. Atalete eğilimi doğuran bu gruptaki bilişsel önyargılara karşı koymak için silkelenmek gerekmektedir. Bunun için zaman içinde alınmış kararların karşılaştırılması, büyük hedeflerin konulması ve bütçenin küçük bir yüzde düşürülmesi faydalı olacaktır. İstikrar önyargıları şunlardır:

  • Çıpalama ve yetersiz ayarlama (ilk değere takılarak, sonraki tahminlerde yetersiz ayarlamalar yapma)
  • Kayıp kaçınması (bir olay sonucu oluşacak kayıpları kazançlara göre daha ciddi hissetme eğilimi. Rasyonel hesaplamalara bakmaksızın riskten kaçınmaya yol açar)
  • Batık masraf yanılgısı (gelecekteki eylem seti düşünüldüğünde bir daha geri gelmeyecek tarihsel maliyetlere dikkati verme)
  • Statüko önyargısı (değişim için baskı yokluğunda statükonun tercih edilmesi)

Bazı durumda işletme içindeki çeşitli yöneticiler kendi isteklerini öne çıkararak karar verme süreçlerine etki ederler. Çıkar önyargıları olan yöneticiler; ünlerini, kariyer seçeneklerini ve bireysel tercihlerini stratejik kararlar üzerinde etkili kılarlar. Bu önyargılar maddi ve manevi çatışan güdülerin olması durumunda gözlemlenmektedir ve kararlar alınmadan önce karar değişkenlerinin açığa kavuşturulması bu önyargılara karşı gelmeyi kolaylaştıracaktır:

  • Yanlış ayarlanmış bireysel güdüler (örgütün genel çıkarına aykırı olsa bile, bireyin kendi biriminin işine yaracak sonuçlara odaklanması)
  • Yersiz bağlılıklar (bireylerin firmanın efsanevi ürünleri veya markaları gibi birtakım unsurlara duygusal bağlanması)
  • Kurumsal hedeflerin yanlış sıraya konulması (örgütün takip ettiği amaçların hiyerarşisi ve bunlar arasındaki alışverişler ile ilgili olarak anlaşmazlıklar)

Çoğu zaman kurumsal politika olarak da yorumlanan sosyal önyargılar, birçok örgütün kabullendiği bir durumdur. Bunun nedeni sosyal önyargılara olan eğilimlerin hem güçlü örgüt kültürünü hem de uyumlu olma güdülerini beslemesidir. Çatışma yerine uyumun tercih edilmesinden doğan bu tür sosyal önyargıların üstesinden gelmek için ise çıkan tartışmaları kişiselleştirmekten uzak bir pozisyona çekmek faydalı olacaktır:

  • Ortak fikir (alternatif eylem yönlerinin gerçekçi değer biçmenin maliyetinde konsensüse başvurma)
  • Ayçiçeği olma (yöneticilerin açıklamalarına ve düşüncelerini takip etme eğilimi)

Bu tür bilişsel önyargıların varlığında karar verme süreçlerini iyileştirmeyi amaçlayan davranışsal strateji, örgütlerdeki stratejik yönetim süreçlerini en faydalı duruma getirmeyi amaçlamaktadır.

Davranışsal Strateji ve Bilişsel Önyargılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir