Metodolojik Bireycilik ve Davranışsal Strateji

Metodolojik Bireycilik ve Davranışsal Strateji

Metodolojik bireycilik bütün sosyal olguların (yapısı ve değişimleri de dâhil) temelde sadece bireylerin özelliklerini, hedeflerini ve inançlarını anlamayla açıklanabileceğini belirten ilkedir. Bu tanımıyla beraber davranışsal stratejinin temel konularından biri olan “örgütlerin kolektif stratejileri bireylerin biliş ve davranışlarıyla açıklanabilir” argümanını desteklemektedir.

Metodolojik bireycilik (methodological individualism) ilkesi şu üç mantıksal ifadeyle de uyumludur: 1) Bireyler genellikle diğer bireylerin refahını içeren hedeflere sahiptir, 2) Bireyler sıklıkla -kendileriyle alakalı fikirlere indirgenemeyen- bireyüstü oluşumlarla ilgili fikirlere sahiptir, 3) Bireylerin güç gibi birçok özelliği indirgenemez bir biçimde ilişkiseldir, bu yüzden de bireyin doğru tanımı diğer bireylere atıfta bulunmayı gerektirebilir.

Stratejik yönetim sürecini bilişsel ve sosyal psikoloji ile açıklayan davranışsal strateji; bireyin duygularını, sezgilerini, bilişlerini, önyargılarını, kestirme yollarını, sosyal etkileşimlerini anlamaya çalışarak firma performansının ve rasyonelliğinin arttırılabileceğini öngörmektedir. Bu yüzden de metodolojik bireycilik ilkesinden faydalanmaktadır.

Misal olarak yöneticilerin kibirli davranışları verecekleri stratejik kararları etkileyebilmektedir. Bu kibrin altında aşırı özgüven ve narsisizm yatmaktadır. Bu tür zihinsel bozuklukları olan yöneticilere sahip firmalar sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmede başarısız olabilmektedirler. Yeni ürün tanıtımı, yeni bir pazara giriş gibi konular bu bozuklukların olumsuz etkilerinin görüldüğü alanlardandır.

Bireylerin karar verirken engel olamadığı bilişsel önyargılar da bulunmaktadır. Bu önyargılar kimi zaman bireylerin bazı şablonları kabul etmesine yol açarken (doğrulama, yanlış analoji vb.) kimi zaman da bireylerin yeteri kadar düşünmeden eylemlerde bulunmasına sebep olmaktadır (aşırı iyimserlik, rekabetçi ihmali, aşırı güven gibi).

Bireylerin bu bilişsel önyargıları aşmaları için, karar verme ortamını şekillendirecek dürtüleri kullanarak, bireylerin seçim mimarisi oluşturulabilir. Bunun için ise tercih alternatifleri azaltılabilir, defo seçenekler sunulabilir, seçim kararları aşamalandırılabilir veya spesifik olarak kişiye özgü uyarlanmış bilgiler sağlanabilir.

Bireyin karar verme ve yargı süreci için önyargılar ve kestirme yollar ile doğal karar verme yaklaşımları önerilmektedir. Doğal karar vermede uzmanlaşmış sezgiler öne çıkarılıp, tanıma öncelikli karar modeli önerilirken; önyargılar ve kestirme yollar yaklaşımında bilişsel performansın artırılması önemsenmektedir. Örgütlerdeki bireylerin bilişlerinin geliştirilmesi ile ise daha nitelikli insan kaynağına sahip olunacak, örgütsel stres azaltılacak, çalışanların motive olup iş tatminine ulaşması gerçekleşecektir.

Bireyin kestirme yollar, yaratıcılık ve öğrenme gibi bilişsel süreçlerinin genelinde ise sezgiler hâkimdir. Bütüncül bir altıncı his, kesin olan şeyi arama duygusu veya algısal olarak mevcut olan bilginin bilinçliliği olarak görülen sezgi, duygu yüklü yargılar olarak da ifade edilebilir.

Metodolojik bireycilikle ilgili olarak stratejik karar verme üzerinde nörobilimin de etkisi olduğu ifade edilmektedir. Bu alandaki gelişmeler sinirsel kanıtların stratejik yönetimle ilişkilendirilmesiyle sonuçlanmıştır. Üst yönetim takımının zihinsel durumları, yöneticilerin neye dikkat yönelttiği, dominant mantığın hâkim olduğu kurumsal stratejiler vb. nörobilimin stratejik yönetime katkı sağlayacağı alanlardan bazılarıdır.

İşletmelerde çalışanların diğer çalışanlara karşı beslediği kıskançlık duygusu, firma için sosyal karşılaştırma maliyetlerini doğurabilmektedir. Bunu engellemek için firma kendi sınırlarını daraltabilir, kullandığı teknolojileri revize ederek değiştirebilir veya çalışanlarına ödediği maaşları yatay veya dikey sıkıştırabilir. Sosyal karşılaştırma maliyetleri teorisi işlem maliyetleri teorisini tamamlayarak, firmaları anlamak adına geliştirilmiş ekonomik ve örgütsel teorilerden biridir.

Metodolojik bireycilik neo klasik ekonomi kavramında da yer edinmiştir. Buna göre insanların davranışı fiyat ve gelir tarafından sınırlandırılan rasyonel seçimlere göre açıklanmaktadır. Bu yüzden de bireyin tercihleri veri olarak kabul edilir. Bu görüşün açıklaması şöyle ifade edilmektedir: Zaman ve insanlar arasındaki zevklerdeki farklılıklar ekonomik olgunun bir açıklaması olarak asla çözülemeyecek bir çıkmazdır. Bu yüzden de bir ekonomist davranışlardaki herhangi bir değişim veya farklılığı açıklamak için fiyat veya gelirdeki farklılıkları araştırmaya devam etmelidir. Bu açıklamada makroekonominin tamamıyla mikroekonomiye indirilmesi gerektiği ima edilmektedir. Bütün makroekonomik önermeler oyun dışı bırakılmaktadır ve bu ilkenin yıkıcı işaretlere neden olacağı düşünülmektedir. Bu yüzden de ekonomideki metodolojik bireyciliğe ciddi eleştiriler gelmiştir.

Özetle metodolojik bireycilik ilkesi bireylerin biliş, duygu ve sosyal etkileşimini merkeze koyan davranışsal strateji için önemli bir ilkedir. Firmaların kolektif stratejileri, bireysel biliş ve davranışların toplamı olarak ifade edilebilir.

Metodolojik Bireycilik ve Davranışsal Strateji
Etiketlendi:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir