Nedensel Belirsizlik ve Kaynak Tabanlı Görüş

Nedensel Belirsizlik ve Kaynak Tabanlı Görüş

Stratejik yönetim alanında kaynak tabanlı görüş önemli bir yer tutmaktadır. Firmaya özgü rekabet üstünlüklerini vurgulayan bu görüşte, kaynak taklidi engellerine diğer ifadeyle nedensel belirsizliğe dikkat çekilmiştir. Ne firmanın ne de rakiplerin odaktaki firmanın performansının nedenlerini belirleyemediği bir durum olan nedensel belirsizlik; yeteneklerin, nedensel sistemlerin ve yöneticilerin algısının bir özelliği olarak görülmektedir.

Tarihsel sürecine bakıldığında kaynak tabanlı görüş (resource-based view) 1950’lerde yaşanan ekonomik olaylar ile teorik gelişmelerin sonucunda ortaya çıkmıştır. Asya firmalarının Batı piyasalarına girmesi, vekâlet ve işlem maliyetlerinin yükselişi, firmaların büyümesi ve yeniliğe gösterilen güncel ilgi ve son olarak karşılaştırmalı endüstri ve firmaya özgü performans etkilerine ilişkin araştırmalar örnek olarak gösterilebilir. Firmaya özgü kaynakların öneminin artmasına neden olan bu gelişmeler sonucunda ise stratejik faktör piyasaları, firma heterojenliği, maddi olmayan varlıklar ve eksik taklit edilebilirlik şeklinde kaynak tabanlı görüşle ilişkilendirilen araştırmalar yapılmıştır.

Eksik taklit edilebilirliğin bir diğer ifadesi olan nedensel belirsizlik (causal ambiguity) rekabet üstünlüğünün bir gerek şartı olarak görülmüştür. Nedensel belirsizlik bir yeteneğin karmaşık, örtük veya firmaya özgü olması; yetenekten performansa giden nedensel yolun belirlenmesinin imkânsız olması veya çok sayıda yeteneğin eksiksiz ifade edilmeye direnen biçimde etkileşime geçmesi nedenleriyle ortaya çıkabilmektedir. Buradaki temel sav belirsizliğin rekabetçi taklidi engelleyeceği, dolayısıyla sürdürülebilir rekabet üstünlüğüne olanak sağlayacağıdır.

Tabi nedensel belirsizliğe çeşitli meydan okumalar da gelmemiş değildir. Bunlardan biri nedensel belirsizlik paradoksudur. Şöyle ki eğer rakip firmalar bir firmanın performansının nedenini belirleyemezlerse performansına odaklanılan firmanın yöneticilerinin bu nedenleri kullanabilmeleri, değerini arttırabilmeleri veya sürdürülebilirliğini sağlayabilmeleri ihtimal dışı olacaktır. Diğer meydan okuma yetenek ikamesi ikilemidir. Bu ifadeyle ise nedensel belirsizliğin rakiplerin yetenek taklidinden vazgeçmelerini teşvik edebileceği ve firmanın yeteneklerinin etkisiz veya modası geçmiş hale getiren yenilikleri hızlandırabileceği kastedilmektedir.

Nedensel belirsizlikle ilgili bir diğer şüphe ifade ettiği teorinin uygulamada karşılığının olmaması yönünde belirmektedir. Örneğin endüstriyel ekonomi düşük maliyetler, ürün kalitesi, yer veya firma boyutu gibi belirsizlik taşımayan avantaj unsurlarının etkilerini göstermişken; kaynak tabanlı görüş nedensel belirsizlik taşıyan yeteneklerin bahsi geçen avantaj unsurlarından daha iyi performans getirdiğini gösterememiştir. Ayrıca belirsizlikten taklit edilemezliğe oradan da performansa giden nedensel yollar genellikle yetersiz olup ikna edici değildir.

Nedensel belirsizlikle ilgili ifade edilen itirazlardan sonuncusu epistemolojik temelleriyle ilgilidir. Buna göre eğer bir firma rakiplerinden daha iyi performans gösterir ancak kimse bunun nedenini bilmezse, nedensel belirsizlik içeren kaynakları neden olarak önermek samimiyetsizlik olarak gözükecektir. Yetenek gözlemlenemeyen bir şey olabilir ancak gözlemlenemezliğin kendisinin bir performans nedeni olduğunu iddia etmek buna göre mantıksızdır.

Kaynak tabanlı görüşteki nedensel belirsizlik ilk kullanıldığı haliyle firmanın yeteneklerinin bir özelliği olarak görülmüştür. Bu yeteneklerin örtüklük, karmaşıklık ve özgüllük kriterleri nedensel belirsizliği ölçmede yeterli olmuştur. Bu kavramlardan örtüklük deneyimle öğrenilen beceri ve rutinlerin ifade edilemezliği; karmaşıklık yeteneğin çok yönlülüğü, çeşitliliği ve birbirine bağlılığını; özgüllük ise firmanın tamamlayıcı niteliklerinden, rekabetçi bağlamından veya ilişkilerinden kolay bir şekilde ayırt edilemeyen işleme özgü yetenekleri ifade etmektedir. Yeteneklerin özelliği olarak nedensel belirsizlik örgüt kültürü, insan kaynakları yönetimi, yeni ürün geliştirme, stratejik hizalama, güven, değerler ve teknoloji gibi yeteneklerin performansa yönelik sonuçlarını ortaya koymak için kullanılmıştır. Bu yüzden de karakteristik belirsizlik şeklinde de adlandırılmıştır.

Firma yeteneklerinin karakteristik belirsizliği ile performans arasındaki ilişki şöyle ifade edilebilir: Öncelikle yeteneğin derecesi, boyutu arttıkça istenilen performans daha rahat elde edilir. Karakteristik belirsizlik yeteneklerin taklidini engeller ancak belirsizlik paradoksunun ifade ettiği üzere firmanın kendi yeteneklerini kullanma özelliğini de azaltır. Ayrıca yetenek ikamesi ikileminin belirttiği üzere başka firmaların bahsedilen yeteneğe ikame olabilecek çözümlerin arandığı durumu da meydana getirir. Dolayısıyla firmanın performansını azaltacak iki durum gerçekleşmiş olur.

Nedensel belirsizliğin firma performansı ile ilişkilendirilmesi üzerine birçok itiraz yapılagelmiştir. Nedensel belirsizlik paradoksu ve yetenek ikamesi ikilemine ek olarak sözcüksel belirsizlik ile karakteristik belirsizliğin karıştırılması da önemli bir problem olarak görülmektedir. Örneğin teknoloji yeteneğinin çok yönlü bileşenleri, karmaşık karşılıklı ilişkileri ve ileri bilimsel bilgiyi içermesinden dolayı nedensel belirsizlik taşıdığı söylenebilir. Ancak teknoloji firma içindeki her bir yönetici için farklı bir yoruma sahiptir. Bunun nedeni eğitim düzeyi, deneyim, uzmanlık, amaç ve bağlam gibi birçok faktörün olmasıdır. Bu yüzden de teknoloji bir yönetici için ürün teknolojisi, diğeri için bilgi teknolojisi başka bir yönetici için ise imalat teknolojisi anlamlarına gelebilir.

Sözcüksel belirsizlik bir kavramın belirtici tanımı (designative; örneğin sınıfı tanımlayan karakteristikler) gösterici tanımlarının (denotative; örneğin sınıf üyelerini bir listesi) geniş yelpazesini kapladığında ortaya çıkmaktadır. Kaynak tabanlı görüş bağlamında sözcüksel belirsizlik önemlidir çünkü nedensel belirsiz olarak önerilen tüm kavramlar aynı zamanda sözcüksel belirsizdir (örneğin bilgi, teknoloji, kültür, beceri, değerler, liderlik vb.). Kültür kavramını ele alalım. Kültür örgütün paylaşılan değerleri, iletişimi, ritüelleri, takım çalışması, güven, inançlar, gayret ve sembolleri gibi çeşitli çağrışımlar yapabilmektedir. Bu ikincil açıklamalar da sözcüksel belirsizdir. Örneğin takım çalışması paylaşılan hedefler, biçimsel olmayan koordinasyon, paylaşılan proje becerileri, politik manevralarının olmaması, haftalık öğle yemekleri veya düşük çatışma düzeyi gibi çeşitli şekillerde gösterilebilir. Hatta paylaşılan proje becerileri de paylaşılan geçmiş başarılar, proje deneyimi, proje eğitimi, planlama becerileri ve projenin bilgi teknolojisi becerileri gibi birçok şekilde gösterilebilir.

Kaynak tabanlı görüşteki nedensel belirsizliğin diğer görülme şekli nedensel sistemlerin bir özelliği olarak yani bağlantı belirsizliği ifade edilmiştir. Bu görüş nedensel belirsizliği yeteneklerde değil de ya performansa katkı sağlayan yeteneklerin listelenmesinde ya da bu yeteneklerin ortaya çıkardığı performans fonksiyonunun belirlenmesinde ele almaktadır.

Bağlantı belirsizliği ile firmanın performansı bir firmanın nedensel sisteminin belirlenemezliğinden doğmaktadır. Bununla odaktaki firmanın veya rakiplerin yöneticilerin eksiksiz ve doğru bir performans modelini üretememesi kastedilmektedir. Bu ise sistem stokastik ise yani listelenecek çok sayıda neden varsa veya nedenler karmaşık ve belirlenemeyen şekilde etkileşime geçiyorsa vakadır.

Bağlantı belirsizliği ise temelde üç formda ifade edilmektedir. Bunlardan ilki olan ölçüm hatası formunda belirsizlik firma performansı ve bir yeteneğinde görülmektedir. İkincisi olan fonksiyonel formda firmanın yetenekleri veya diğer varlıkları arasındaki olası etkileşimleri içeren bir belirsizlik vardır. Son olarak tamamlanamazlık formunda ise performans fonksiyonunun hangi yetenekleri veya kaç sayıda yeteneği içerdiğiyle ilgili bir belirsizlik vardır. Ölçüm hatası ve fonksiyonel belirsizlik formları hem belirsizlik etkilerinin boyutları büyük olmazsa hem de karakteristik belirsizlik mevcut değilse yeteneklerin taklidini engellemez. Tamamlanamazlık ise yeteneklerin taklidini önemli ölçüde engeller ancak karakteristik belirsizliğin olması şartıyla.

Nedensel belirsizlikle ilgili son görüş yöneticilerin algılarının bir özelliği şeklindedir. Bu bakış açısına göre yeteneklerin ve nedensel sistemlerin belirsiz olup olmaması içsel olarak değil sadece öyle oldukları içindir, bunların böyle olup olmaması yalnızca belirsiz hale gelen gözlemci açısındandır. Daha özlü olarak şöyle denilebilir belirsiz olan kavramlar değil insanlardır. Bu bakış açısı Simmel’in a priori, Wittgenstein’ın dil oyunları ve Goffman’ın çerçeveleri ile uyumludur.

Yöneticilerin algıları bilişsel yanlılık ve kestirme yollar ile ilgilenen davranışsal karar verme çalışmalarından uyarlanmıştır. Buna göre insanlar kendini kayıran yanlılıklara ve ortalamanın üstü etkilere sahiptirler. Örneğin insanların %93’ün araç kullanma yeteneğinde ortalamanın üzerinde olduğunu belirtmişlerdir. Bunun gibi birçok örnek vardır. İnsanlar yeteneklerini olduğundan fazla tahmin etmektedirler.

Bu ortalamanın üstü etkisini açıklamak için esas olarak üç teori geliştirilmiştir. Motivasyon teorisinde özgüven ve özsaygı başarılı eylemi motive etmektedir ve insanlar özsaygılarını korumak ve yükseltmek için şişirilmiş öz tahminler yapmaktadırlar. Bilgi işleme teorisinde insanlar hedeflerine ulaşmak için planlar yapar ve başarılar getirmek için tasarlanan çabayı harcarlar. İnsanlar kendi çabaları ve yüklemeleriyle ilgili bilgiye dikkatli; dış bilgi, objektif veri veya ilgili başkalarının çaba ve yüklemelerine daha az dikkatlidirler. Dış belirtilere olması gerekenden az dikkat göstererek insanlar kendi çaba ve kabiliyetlerini olduğundan fazla tahmin ederler. Motivasyon teorisinde olduğu gibi şişirilmiş öz tahminler bilinçli bir aldatma değil yanlış da olsa hakiki bir inançtır. Son olarak benlik sunumu teorisi insanların proaktif izlenim yöneticileri olduklarını iddia etmektedir. Böylece pozitif bir imaj yaratmak ve tasarlamak için yüklemeleri bilinçli bir şekilde manipüle ederler. Diğer şartlar sabitken insanlar şişirilmiş öz tahminleri yaparlar ancak bu etki akla yatkın gelme gereksinimi ile kısıtlanabilir veya başarma ve öz yeterlik gereksinimi gibi bireysel yüklemelerce artabilir.

Tabi kendini kayıran yanlılıklar belirsizlik ortamında daha fazla görülmektedir. Örneğin futbolcular üzerinde yapılan bir çalışmada görülmüştür ki oyuncular kendilerini futbol yeteneği gibi belirsiz boyutlarda topa kafa vurma gibi belirsizlik taşımayan boyutlara göre önemli oranda daha yüksek görmüşlerdir. Kendini kayırmada görülen belirsizlik etkisinin nedeni olarak sözcüksel belirsizlik veya özellik genişliği gösterilmektedir. Futbolcular örneğinde futbol yeteneği sözcüksel belirsizlik içermektedir; bu yüzden de oyuncular kendi kayıran seçimler yapmada oldukça esnek davranmışlardır. Hızlı olan bir futbolcu da tekniği yüksek olan bir futbolcu da kendini futbol yeteneği bakımından ortalamanın üstünde görecektir. Bu sözcüksel belirsizlik durumu iki aşamada gerçekleşmektedir: ilk aşamada yetenekleriyle uyumlu bir belirtimi kendini kayırarak seçme ve ikinci aşamada ise orijinal kavramda kendini ortalamanın üstünde derecelendirme.

Ortalamanın üstü etkisinde görülen belirsizliğin olumlu etkisi rekabet koşullarında daha da tırmanmaktadır. Bu koşullarda yetenek değerlemeleri bir referans grubuna karşı yapılan karşılaştırmaları içermektedir. Daha genel olarak karar vericiler odakta olmayan kişi, neden veya hipotezi göz ardı ederek, odaktakilere orantısız değer yüklemeye eğilimlidirler. Örneğin girişimciler bir piyasaya girme kararı vereceklerken rakiplerinin kalitesini göz ardı edip, kendi becerilerine odaklanmaktadırlar. Bu eğilim nedensel belirsizlik altında yöneticilerin nispi yeteneklerinin yüklemeleriyle ilgilidir ve bazı piyasalara aşırı girişlerin yaşanmasına neden olmaktadır.

Kişinin kendi yetenekleriyle ilgili yanlış algısı (ortalamanın üstü etkisi) ve bunun belirsizlik şartlarında artması yöneticilerde de görülmektedir. Yöneticiler bilişsel yanlılıklar, algısal kör noktalar, basitleştirme süreçleri veya hüsnükuruntu gibi olgulardan dolayı çevresel koşulları, firma yapısını ve stratejileri yanlış algılayabilmektedirler. Örneğin yöneticilerin arzu düzeyleri yüksek performansları içsel yeteneklere; düşük performansları ise dış faktörlere veya kötü şansa vermeye meyletmektedir.

Ayrıca yöneticiler sosyal olarak inşa edilmiş inanç sistemlerine göre hareket ederler. Görülmektedir ki bunlar da kendini kayıran yanlılıklar taşımaktadır. Karmaşık rekabetçi çevreleri anlamlandırmak için bilişsel taksonomilerin kullanılması ve bu zihinsel modellerin programlar, süreçler ve ritüeller yoluyla kurumsallaştırılması yöneticilerin inanç sistemlerinin sosyal olarak inşa edildiğini göstermektedir. Buna göre yöneticiler rakiplerinin ve stratejik gruplarının bilişsel taksonomilerini geliştirmekte ve örgütsel problemler ile çözümleri bu referans noktalarına göre tanımlamaktadırlar.

Yöneticilerin algılarının bir özelliği olarak görülen nedensel belirsizliğe göre yöneticiler firmalarının yeteneklerini sistematik olarak olduğundan fazla tahmin ederler. Bu ortalamanın üstü etkisidir. Bu etki belirsizlik taşımayan yeteneklere göre belirsizlik taşıyan yeteneklerde çok daha fazladır. Bu ortalamanın üstü etkisi ile belirsizlik etkisi bazı koşullarda daha da belirgin ve fazla olmaktadır. Duygusal durumlarda, yüklemenin doğrulanabilirliği az olduğunda, yetenek ve belirsizliğin boyutu yüksek olduğunda, yüklemeyi yapan kişinin başarım motivasyonu ile öz yeterliği yüksek olduğunda ve yöneticiler referans gruplarını göz ardı ettiklerinde bu iki etki artmaktadır.

Özetle kaynak tabanlı görüşün önemli açılımlarından biri olan nedensel belirsizlik çeşitli şekillerde gösterilmiştir. Nedensel belirsizlik firmanın örtüklük, karmaşıklık ve özgüllük özelliklerine sahip yeteneklerinin; yeteneklerin bir bütün olarak ele alındığı nedensel sistemlerin ve kendini kayıran yanlılık şeklinde yeteneklerle ilgili yöneticilerin algısının bir özelliği olarak değişik şekillerde açıklanmaktadır. Sonuç olarak nedensel belirsizlik firmaların sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde etmelerinde önemli görülmüştür.

Nedensel Belirsizlik ve Kaynak Tabanlı Görüş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir