Örgütsel Ekonomi ve Davranışsal Strateji

Örgütsel Ekonomi ve Davranışsal Strateji

Örgütsel ekonomi iki temel fikir etrafında dönmektedir. Bunlardan ilki insan davranışının rasyonel olduğuna dairdir (çünkü insanlar işlerine gittiklerinde faydalarını maksimum düzeye çıkarmaya çalışırlar). İkincisi ise örgütlerin insanlar gibi ayarlandıklarıdır çünkü bu şekilde organize olmak daha etkindir. Bu ikinci fikir bireylerin faydayı maksimize eden davranışını toplayan, bu yüzden de örgütsel etkinliği üretecek bu faydaları araştıran bir takım varsayımla ilişkilendirilebilir.

Tabi örgütsel ekonominin birçok analizi bu toplanma varsayımını içermemektedir. Bu yüzden de örgütsel ekonomi iki dala ayrılmaktadır: vekalet teorisi ve işlem maliyetleri ekonomisi (bu ikisi aynı zamanda birer örgüt teorisidir).

Vekalet teorisi faydasını maksimize etmeye çalışan bireyleri varsayar ve bu varsayımdan asla vazgeçmez ancak sonucunda yarı optimal etkinliğe sahip olacağını ifade eder. İşlem maliyetleri teorisi (ekonomisi) ise piyasaların örgütlere etkin örgüt biçimlerini benimsemesi yönünde baskı yaptığını varsayar. Bunu yaparken de örgüt içindeki karar vericilerin çoğunlukla faydalarını maksimize etmeleri için aktörlerin yeteneğine sınırlayan durumlarda işlem yaptıklarını kabul eder.

Örgütlere ekonomik açıdan yaklaşmak, sosyoloji ve psikoloji gibi diğer davranışsal disiplinlerin yaklaşımlarından daha dardır. Bunun sebebi örgütlerin ekonomik bir aktör ve üretim mekanizması olarak görülmesidir. Örgütsel ekonominin kurucularından ve firma teorisi üzerine ilk yazanlardan Ronald Coase’a göre firmalar içinde bulundukları piyasalardan daha etkin olduklarında var olurlar. Diğer disiplinler için örgütler insanların zamanlarının çoğunu içinde geçirdikleri bir yerdir ve insanlık hallerini nasıl etkilediği hep merak konusu olmuştur.

Bireysel seçim ve eylemlerin örgütsel eylemlere toplanması önemli bir konudur. Tüm bireylerin fiyatlar hakkında eksiksiz bilgiye sahip olduğunu varsayarsak, hangi ürünü ne kadara alacaklarını bilecekleri için piyasaların dengeye erişeceğini varsaymak çok makuldür. Örgütler için ise bu varsayımlar şüphelidir. Örgüt içinde birden fazla birim vardır ve her birimin seçimi diğer birimlerin seçimlerine kısıtlayıcı etkide bulunacaktır. Diğer ifadeyle örgütler kamusal mal problemleriyle doludur. Ek olarak örgütlerin en önemli özelliklerinden biri bilgi kontrolüdür. Her aktör bütün muhtemel seçimleri bilmez. Hakeza aktörler her bir seçimle ilişkilendirilen fayda ve maliyetler hakkında bilgilendirilme derecesine göre farklılaşmaktadırlar.

Peki neden örgütler eksiksiz bilgiyi tüm aktörlerden saklarlar. Örneğin şirket birleşmesi gibi önemli kararlar her şey tamamlandıktan sonra anons edilir. Aslında bir kararın önem düzeyi onun münhasırlığından çıkarılabilir. Örgütlerdeki bu gizliliğin en az üç nedeni bulunmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Yakın zamanda verilecek olan kararlar hakkında örgütsel aktörlerin elde ettiği bilgi, tahmin veya kontrol etmesi zor olan diğer karar alanlarında onların seçim yapmalarına yol açabilir.
  2. Örgütsel kaynakların büyük kısmını ilgilendiren kararlar, bu tip kaynakların yeniden tahsisinin çok sayıda örgüt üyesine zarar verdiği ölçüde muhalefet üretebilir.
  3. Bekleyen kararlarla ilgili bilgi örgüt dışında olanlar için fırsat avantajı potansiyeli oluşturmaktadır. Örgütte homojen şekilde dağılan bilginin örgüt içi ve dışındaki aktörlerin aldıkları kararlar üzerinde yayılma etkisi oluşturmaması imkansızdır.

Örgütlerdeki etkinlik ve rasyonellik yükseldikçe, toplam ve kolektif çıktılarda artacaktır. Bunun olması birazda irrasyonel davranışların azalmasına bağlıdır çünkü özellikle stratejik tamamlayıcılık durumunda az sayıda irrasyonel davranış olsa bile bu toplam çıktıda önemli sapmalara neden olabilecektir. Stratejik ikame edilebilirlik durumunda ise rasyonel davranışlar az olsa dahi toplam rasyonel sonuç üretimi mümkün olabilecektir.

Davranışsal stratejilerin üretilmesi ve benimsenmesi için bilişsel önyargıların ortadan kaldırılmasının yanında, bireysel biliş ve davranışların örgütsel ve kolektif sonuçlara yöneltilmesi oldukça önemlidir. Böylelikle örgütlerin performansını düşüren batıl davranışların minimize edilmesi sağlanabilecektir. Örgütsel ekonominin temel fikirleri de bu durumu destekler mahiyettedir.

Örgütsel Ekonomi ve Davranışsal Strateji
Etiketlendi:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir