Sermaye Tahsisinde Naif Çeşitlendirme ve Bölüştürme Bağımlılığı

Sermaye Tahsisinde Naif Çeşitlendirme ve Bölüştürme Bağımlılığı

Sermaye tahsisi firmalardaki üst düzey yöneticilerin çeşitli iş fırsatları arasında karar vermek durumunda kaldıkları önemli bir stratejik yönetim faaliyetidir. Çeşitli iş birimleri olan firmaların yöneticileri en iyi fırsatlara fon sağlamak için bu iş birimleri arasındaki sermayeyi değiştirme yeteneğine sahip olmalıdırlar. Bu tip sermaye değiştirme kararları ise firma içi sermaye piyasalarının oluşmasını sağlamaktadır.

Firmaların sermaye tahsisinde yapılan en yaygın hata çapraz sübvansiyondur. Firmalar performansı düşük iş birimlerini güçlü olanlarla desteklemektedirler. Bazı durumlarda düşük performanslı iş birimleri sektördeki benzerlerine göre daha fazla yatırım alırken, yüksek performanslı iş birimleri gene sektördeki benzer iş birimlerine kıyasla daha az sermaye almaktadır.

Düşük performans gösteren iş birimlerinin kollanmasının altında yatan temel varsayım, vekalet teorisinden yararlanılarak, asil-vekil çatışmalarıdır. Bazı durumlarda düşük performanslı yöneticiler rant arayan olarak CEO’lara lobi faaliyetleri düzenleyerek daha fazla kaynak, maaş ve güç sağlamaktadır.

Bazı durumlarda CEO’lar da rant arayan olarak davranmaktadır. Bu CEO’lar yüksek performanslı iş birimlerine ayrılması gereken sermayeyi, düşük performanslı iş birimlerine kaydırarak örtülü ödeneği daha çekici kişisel kullanımlar için saklamaktadır.

Bölüm yöneticileri ile firma merkezi arasındaki bilgi asimetrisi durumu da asil-vekil çatışmalarına bir örnektir. Rant arayan yöneticiler kendi bölümlerinin beklentilerini abartarak ifade etmekte ve CEO’lar da bu beklentilerin gerçek değerini bilememektedir. Böylece sermaye tahsisi genel bir şekilde yapılabilmekte ve daha az potansiyelli projelere karşı dürüst, yüksek potansiyelli projelere karşı ise cimri olunabilmektedir.

Tahsis kararları alan yöneticiler veya yönetim grubu çoğu zaman dengeli bir sermaye veya kaynak tahsisi yaparken bilişsel önyargıya yatkın olmaktadırlar. Bu önyargı yüksek olasılıkla şu mekanizmalardan doğmaktadır:

  1. Doğal bir başlangıç noktası olarak tahsislere otomatik bir şekilde demir atma ve sonra farklılaşan faktörler için yetersiz bir şekilde ayarlama yapma eğilimi.
  2. Dengeli tahsisleri sınırlama yoluyla oyunu güvenli oynamayla ilgili içgüdüsel bir eğilim,
  3. Çeşitlendirmek mantıklıdır prensibinin aşırı bir şekilde genelleştirilmesi.

Dengeli bir sermaye tahsisinin karar ve yargısında çeşitli önyargılar gözlenmiştir. Örneğin çalışanlar emekliliklerinde kendilerine önerilen yatırım enstrümanları üzerine naif çeşitlendirme yapma eğilimindedirler. Ayrıca örgütsel aktörler sıklıkla fayda ve sorumluluğu bir grubun üyeleri arasında tahsis ederken bir eşitlik sezgiseline dayanmaktadırlar.

Yönetim ekibi sadece firmanın iş birimleri arasındaki elverişli yatırım fırsatlarının kalitesindeki farklılıklara değil, aynı zamanda bu iş birimleri arasında dengeli olmayan dağılımları zorla kabul ettirecek diğer faktörlere de gereğinden az önem göstermektedir. Bu faktörler geçmiş performanstaki farklılıklar hatta nispi boyutlu bölümlerdeki farklıklar olabilmektedir. Dengeli tahsise yönelik bu eğilim ise teşvikleri düzgün sıralanmış ve bilgi bütünlüğüne sahip bireylerin bütçe kararları verdikleri zaman devam etmelidir.

Hedefteki iş birimine sermaye tahsisi firmanın parçalandığı iş birimi sayısıyla birlikte düşmektedir. Ayrıca bu sermaye tahsisi firmanın geri kalanının birikmiş varlıklarıyla birlikte artmaktadır. Bu eğilim birden fazla iş birimine sahip olan firmalarda naif çeşitlendirme şeklinde mevcuttur. Bu firmalar varlıklarını tüm iş birimlerinde eşit şekilde dağıtma önyargısına düşmektedirler.

Sermaye tahsisi kararlarında bölüştürme bağımlılığı teşvikle uyumlu maaşların olduğu oldukça basitleştirilmiş bir duruma genişlemektedir. Dolayısıyla da bölüştürme bağımlılığı adilliğin dikkate alınması veya firma yapısının seçiminden ortaya çıkan bilgi tarafından meydana gelmektedir.

Firmalardaki sermaye tahsisleri firmanın bölündüğü iş birimlerine eşitlik önyargısıyla olmaktadır. Holding düzeyindeki ademimerkezi kararlar ile iş birimi düzeyindeki merkezi kararlarda sermayenin dağıtımı farklılık göstermektedir. Ayrıca örgüt yapısı önce coğrafik bölgeye sonra ürüne göre veya önce ürüne sonra coğrafik bölgeye göre oluşturulmuş firmalarda sermaye tahsisi büyük oranda farklılaşmaktadır.

Örgütlerin bu bilişsel önyargıları minimuma indirecek bir yönetim kurulu oluşturmaları faydalı olacaktır. Son olarak strateji uygulama aşamasında önemli bir yer tutan kaynak ve sermaye tahsisi örgütsel başarıyı getirmede ve yüksek performans da belirleyici bir faktördür.

Sermaye Tahsisinde Naif Çeşitlendirme ve Bölüştürme Bağımlılığı
Etiketlendi:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir