Strateji Oluşturmada Zihinsel Süreçlerin Önemi

Strateji Oluşturmada Zihinsel Süreçlerin Önemi

Stratejik yönetim bitmeyen bir süreçtir. Bu süreç ana hatlarıyla stratejinin oluşturulması, uygulanması ve değerlendirilmesi aşamalarından oluşmaktadır. Bu aşamaların hepsinin önemi yadsınamaz düzeyde olsa da strateji oluşturma aşaması dış ve iç çevrenin analizlerini, misyon ve vizyonun belirlenmesini ve uygulanacak stratejilerin seçilmesini içerdiği için bu sürecin çekirdeği olarak görülebilir. Bu nedenle çeşitli araştırmacılar tarafından farklı açılardan incelenmeye çalışılmıştır. Strateji oluşturmayı zihinsel süreç olarak gören bilişsel çalışmalar da bu konunun önemli bir kısmını kaplamaktadır.

Strateji oluşturma üzerine bilişsel ekol tarafından yapılan çalışmalar iki kanat üzerinde ilerlemiştir. Bunlardan ilki olan objektivist kanatta daha pozitivist bir yaklaşım benimsenerek bilginin işlenmesi ve yapılandırılması dünyanın objektif bir resmini üretme çabası olarak görülmüştür. Sübjektivist kanatta ise strateji dünyanın bir tür yorumlanması olarak görülmektedir. Bu bakımdan objektivist çalışmalar bilişi dünyanın bir tür yeniden yaratımı olarak anlarken, sübjektivist kanattaki araştırmacılar bilişin dünyayı yarattığına inanmaktadırlar. Objektivist kanat bilişi bir karışıklık, bilgi işleme, haritalama ve kavram edinme olarak görürken; sübjektivist kanatta biliş bir inşa veya yapı olarak görülmektedir. Şimdi bu görüşleri sırasıyla ele alalım.

Dünyanın karmaşık ve büyük buna karşılık insan beyninin ve bilgi işleme kapasitelerinin oldukça sınırlı olduğu görüşüne dayanarak bilişin karışıklılık olarak birçok yanlılık içerdiği ifade edilmiştir. Bu yüzden karar verme de düşünüldüğü kadar rasyonel değildir. Bu görüş stratejik karar vermede analoji yoluyla muhakeme, kontrol yanılsaması, artan bağlılık ve tekil sonuç hesaplaması gibi birçok bilişsel yanlılığın olduğunu savunmaktadır.

Bilişi karışıklılık olarak gören kişilerin diğer yönelimleri bilişsel tarzlara olmuştur. İnsan davranışlarının özelliklerinin bilişsel karmaşa veya açıklık olarak strateji oluşturmaya etki ettiği ifade edilmiştir. Buna göre ise dört tip bilişsel tarz boyutu ortaya koyulmuştur: dışa dönüklük-içe dönüklük, anlamlandırma-sezgi, düşünme-hissetme ve yargı-algı. Bu kavramlar birleştirilerek 16 farklı bilişsel tarz elde edilebilir. Örneğin dışa dönük hissederek ve yargıda bulunarak sezme gibi.

Bilişi bilgi işleme olarak gören kesim ise örgütlerin de aynı bireylerde olduğu gibi benzer prensiplerle bilgi işlediğini öne sürmüşlerdir. Stratejik önem taşıyan bir bilgi önce dikkat süzgecinden geçer. Burada paylaşılan anlamlar etkili olmaktadır. Ardından belli yerleşik ve ilk kez ortaya çıkan çerçeveler yardımıyla bilginin kodlaması yapılır. Örgütlerin bireyleri rutinleri kabul etmek üzere çalıştırması ve sosyalleşme aracıyla beraber depolama ve geri getirme aşamaları gerçekleşir. Son olarak seçim aşamasında ise karar verilir ve roller vasıtasıyla eyleme geçilir. Gerçekleşen sonuçlar ise sürecin her aşamasına geri bildirilir.

Bilişi bir harita olarak gören grup ise stratejik biliş için temel önkoşulun bilgiyi organize eden zihinsel yapılar olduğunu ifade etmişlerdir. Çerçeve, şema, konsept, plan, zihinsel model ve senaryo olarak çeşitli kelimelerle ifade edilse de harita navigasyon içerikli metaforik değerinden dolayı daha popülerdir. Yöneticilerin zihnindeki bilişsel haritalar hem önemli faktörleri tanımladığı için hem de bu farklı faktörler arasındaki ilişkileri gösterdiği için önemlidir.

Bilişi kavram edinme olarak görenler ise yöneticilerin sadece harita kullanıcıları değil aynı zamanda harita yapıcıları olduklarını iddia etmişlerdir. Tabi stratejiyi de bir kavram olarak görmüşlerdir. Kavram edinme tamamıyla yargı, sezgi ve yaratıcılık ile alakalıdır. Yeni gelen bir bilgiyi hızlı bir şekilde bütünüyle anlama yeteneği veya altıncı his stratejilerin oluşturulması aşamasında yöneticilere yardımcı olmaktadır.

Bilişi bir inşa olarak gören kısım ise (sübjektivist görüş) insan aklının dış dünyanın bir yorumu olmadığını düşünmektedir. Bu görüşe göre bilişsel haritalarca kodlanan bilginin bilişle etkileşime girmesi ve yeniden şekillendirilmesi esastır. Diğer ifadeyle akıl çevreye bazı yorumlarını empoze etmekte, dünyayı inşa etmektedir.

Bu kanattaki araştırmacıların üzerinde durdukları temel kavram psikolojik çerçevedir. Misal olarak yöneticiye dışarıdan bir bilgi geldiğinde çerçevesine göre onu almakta ve şekillendirmektedir. Bu çerçeveler bazı mesajları alıp bazılarını dışlarlar. Ayrıca çerçeveler üstiletişimseldir çünkü çerçeveyi tanımlayan her mesaj çerçevenin içindeki mesajları anlama girişiminde alıcıya talimatlar veya yardımlar verir.

Sıklıkla birbiri yerine kullanılabilen şema ve çerçeve ilki bireye, ikincisi gruba ait olması nedeniyle farklıdırlar. Şema bireyin görüp inandığı şeye bağlıyken, çerçeve bireylerin grup ve grup içindeki diğer bireylerle ilişkisine (grup dinamiğine) bağlıdır. Aslında görmek ile inanmak arasındaki ayrım grup için keyfi olabilir. Bireyler diğerlerinin söylediklerine inanırlarsa görürler ve bu da onların aynı şemayı paylaşıp paylaşmamalarına bağlıdır.

Sübjektivist görüşün öne sürdüğü çevrenin inşa edilmesiyle ilgili üç yaklaşım vardır. Birincisi çevreyi nesnel olarak görür ve örgütü dışsal ve bağımsız olan bir çevrenin içinde gömülü olarak varsayar. İkincisi çevreyi yöneticilerin sınırlı rasyonellikleri ve eksik (kusurlu) haliyle algılanan olarak görür. Üçüncüsü ise nesnel çevrelerin olmadığını, aksine çevrenin insan eylemleri ve anlamlandırmalarıyla üretildiğini varsayan sahnelenen çevredir. Objektivist kanat algılanan çevreyi savunurken, sübjektivist kanat sahnelenen çevreyi desteklemektedir.

Ek olarak bilişi bir inşa ve yorumlama olarak gören kesim metaforları, sembolik eylemleri ve iletişimleri önemli kılmıştır. Tabi bunların tamamı yöneticinin tüm yaşam deneyimlerine dayalıdır. Bu görüşte ayrıca vizyon liderin dünyayı yorumlaması ve kolektif gerçekliğe yerleştirmesidir.

Özetle bilişsel ekolün birkaç öncülü bulunmaktadır:

  1. Bunlardan ilki strateji oluşturmanın yöneticinin aklında yer alan bir bilişsel süreç olduğudur.
  2. İkincisi stratejilerin konsept, harita, şema ve çerçeve gibi perspektifler şeklinde ortaya çıktığıdır. Bu perspektifler yöneticilerin çevreden gelen girdileri nasıl ele alacağını şekillendirir.
  3. Üçüncüsü bu girdilerin bilişsel haritalar tarafından deşifre edilmeden önce sapma filtreleri boyunca ilerleyeceği (objektivist kanada göre) veya sadece nasıl algılandığı bakımından mevcut olan dünyanın yorumlamaları olduğudur (sübjektivist kanada göre). Diğer bir ifadeyle görülen dünya modellenebilir, çerçevelenebilir ve inşa edilebilir.
  4. Sonuncusu ise konsept olarak stratejilerin edinilmesinin ilk etapta zor olabilmesi ve artık geçerli olmadıklarında da değiştirilmelerinin güçlükler çıkarabilmesidir.
Strateji Oluşturmada Zihinsel Süreçlerin Önemi
Etiketlendi:         

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir