Stratejik Karar Vermeyi Açıklayan Paradigmalar

Stratejik Karar Vermeyi Açıklayan Paradigmalar

Stratejik karar verme bir firmanın gidişatını şekillendiren temel kararları içerdiği için önemlidir. Tabi firmalarda alınan her karar stratejik değildir. Bir karara stratejik özellik kazandıran harekete geçirilen eylemlerin, tahsis edilen kaynakların ve oluşturulan emsallerin önem taşıyıp taşımadığıdır. Genel olarak üç paradigma stratejik karar vermenin nasıl gerçekleştiğini açıklamada yaygın olarak kullanılmaktadır: 1) rasyonellik ile sınırlı rasyonellik, 2) politika ile güç ve 3) çöp kutusu modelidir.

Herbert Simon’un öncülüğünü ettiği rasyonel seçim modeli insan davranışlarının bazı amaçları olduğunu varsayar. Bu modele göre bireyler karar durumuna, bilinen amaçlarla girerler. Bu amaçlar eylemin muhtemel sonuçlarının değerini belirler. Bireyler uygun bilgiyi toplar ve alternatif eylem setini belirler. Son olarak ise optimal alternatifi seçerler. Bu modelin basitleştirilmiş hali belirleme, geliştirme ve seçme olarak ifade edilebilir.

Rasyonellik paradigmasına getirilen eleştirilerden ya da geliştirilen varyasyonlardan ilki bilişsel sınırlamalar üzerinedir. Davranışsal firma teorisinde belirtildiği üzere karar verme aşamasında hedeflerin insanlar ve zaman üzerinden tutarsız olabileceği, araştırma davranışının çoğunlukla yerel olduğu ve standart işletim prosedürlerinin örgütsel davranışların çoğuna yol gösterdiği bu varyasyonun temel argümanlardır.

Araştırma süreçleriyle ilgili olarak bazı görüşler iki çeşit üzerinde ayrılmışlardır. Personelce uyarılan araştırmalar zihinlerinde belirgin amaçları olan güçlü yöneticiler araştırmayı teşvik ettiklerinde olurken, fırsatlarca uyarılmış araştırmalar firmaların beklenmedik fırsatlarla karşılaşmalarından sonra araştırmayla meşgul olduklarında olmaktadır.

Rasyonel seçim modelindeki aşamaların sıralarının yer değiştirebildiği ve bazı durumlarda tekrar edebildiği getirilen ikinci eleştirinin ana temasını oluşturmaktadır. Stratejik kararların yapılandırılmamış oluşu bu kapsamdaki ilk önermedir. Buna göre kararlar çeşitli rutinleri takip eder: belirleme aşamasında karar tanıma ve teşhis rutinleri, geliştirme aşamasında araştırma ve tasarlama rutinleri, seçme aşamasında ise gösterme, değerlendirme ve yetkilendirme rutinleri. Bu aşama ve rutinler herhangi bir sırada olabilir ve tekrar edebilir.

Karar aşamalarının tekrarı ve düzeni ile ilgili başka bir görüş sürecin şeklinin ve döngünün miktarının, kararın ne kadar karmaşık ve politik olabileceğine bağlı olduğunu savunmaktadır. Üzerinde tartışmanın olmadığı basit konulardaki karar süreci akıcı ve sınırlandırılmış bir şekilde olurken; kompleks ve çekişmeli konular ertelemeler ile sürekli başa dönmelerin olduğu daha karmaşık karar süreçlerini ortaya çıkarmaktadır. Bu yüzden karar süreçleri kararın karakteristiklerine bağlı olarak değişmektedir çünkü yöneticiler seçimin farklı yönlerini zaman içerisinde atlayabilir veya yeniden gözden geçirebilirler.

Bu paradigmayla alakalı son tartışma ise rasyonellik ile sınırlı rasyonellik arasındaki ilişkinin bir ikiye ayrılma şeklinde mi yoksa süreklilik gösteren döngü biçiminde mi olduğu üzerinedir. Bu konuda varılan nokta problemin ve karar vericiler arasındaki çatışmanın karmaşıklığının karar yolunun şeklini çoğunlukla etkilediğidir. Bir başka ifadeyle karmaşık ve tehditkar çevreler kararların rasyonelliğini azaltmakta hatta gerektirmektedir.

Stratejik kararları rasyonellik gözlüğüyle analiz eden görüşlerden başka ikinci paradigma politika ve güç olarak adlandırılmaktadır. Bu perspektif, alınan kararların farklı amaçlara sahip bireylerin içinde bulunduğu bir sürecin sonucu olduğunu, bu kişilerin koalisyonlar yoluyla bir araya geldiklerini ve en güçlü olanın tercihlerinin gerçekleştiğini öne sürmektedir. Bu paradigma çatışan çıkarların, keskin biçimde tanımlanmış koalisyonların ve kesin kazananların olduğu devlet yönetiminin yasama ayağına tamamıyla uymaktadır.

Sınırlı rasyonellik modeli bireylerin bilişsel varsayımlarına karşı bir reaksiyon olarak ortaya çıkmışken, politik perspektif gruplarla ilgili sosyal varsayımlara karşı bir reaksiyon olarak geliştirilmiştir. Bu modele göre insanlar bireysel düzeyde rasyonel olabilirler ancak kolektif düzeyde rasyonel değildirler.

Bu perspektife göre insanlar kararlarda etkili ve güçlü olabilmek için birçok politik taktik kullanmaktadırlar. Bunlar arasında hedefteki kişileri kendi saflarına katma, koalisyon oluşturma ve güç getirecek bilgi kullanımı önemli olanlardandır. Son olarak bütün bu açıklamaların ötesinde yeni bir tartışma daha ortaya çıkmıştır. Bu da politik hareket etmenin pozitif, çatışmaya dayalı bir olgu veya işlevsiz karar vermeyi sinyal veren güç odaklı bir süreç olup olmadığı üzerinedir.

Stratejik karar verme ile alakalı açıklanabilecek son konu çöp kutusu modelidir (garbage can model). Bir simülasyon modeli olarak çöp kutusu, örgütlü anarşi olarak adlandırılan yüksek muğlaklık koşullarındaki karar vermeyi açıklamaktadır.  Bu perspektifin merkezinde yer alan örgütlü anarşiler ile aşırı düzeyde muğlaklıkla kuşatılmış örgütler ifade edilmektedir. Belirtilen bu muğlaklık üç ana biçimde ortaya çıkar. İlki problematik tercihlerdir. Karar vericilerin sahip olduğu bu tercihler tutarsız ve eksik tanımlanmıştır. İkincisi örgütlü anarşilerin belirsiz teknolojiye sahip olmalarıdır. İnsanların amaçlar ve araçlar ile ilgili bilgisi oldukça gevşektir. Bunun sebebi ise bilgiyi deneme yanılma yoluyla elde etmeleridir. Üçüncü olarak ise örgütlü anarşiler değişken katılımla nitelenmektedir. Karar verme katılımcıları karar sürecine girip çıkarlar ve onların bu dahil oluşu enerji, çıkar ve diğer zamanla ilgili taleplere bağlıdır.

Örgütlü anarşi ve muğlaklığı öne çıkaran çöp kutusu modeli dört olgunun kazara veya rastgele kesişimini baz almaktadır: 1) kararı getirecek tercih fırsatları, 2) problemleri arayan çözümler, 3) meşgul olan ve dikkatlerini verebilecek insanlar ve 4) örgüt içi ve dışındaki insanların problemleri.

Çöp kutusu modelinin, stratejik karar vermeyi açıklamaya çalışan diğer modellerden (politik ve rasyonel) en belirgin farkı şansın önemine dikkat çekmesidir. Buna göre alınan kararlar en çok zamanlama ve şansa bağlıdır. Bunun ötesinde kararın kendisi de bulanık bir karaktere sahiptir. Bu model ayrıca rasyonel ve politik modellerin açık bir şekilde belirtilmiş başlangıç ve bitiş noktalarından yoksundur. Çöp kutusunun katılımcıları kararın öte berisinde dolaşırlar ve tercihleri de farklılaşır. Politik modelin varsaydığı keskin bilenmiş amaçlar ile sınırlı rasyonellik modelinin daha belirsiz amaçları bu modelde yoktur çünkü bireyler ne istediklerinden emin değillerdir ve her halükarda zihinlerini değiştirirler. Bu yüzden de kararlar sınırlı rasyonel bireylerin ya da bir koalisyonun gücünün sonucu değil, daha ziyade olayların rastgele kesişiminin bir sonucudur.

İlk zamanlar stratejik kararları açıklamasına şüpheyle yaklaşılan çöp kutusu modelinin daha iyi açıklayıcı olması için bazı şartlar ortaya konmuştur. Bunlar arasında zaman çerçevelerinin uzaması, zaman sınırlarının kaldırılması ve kurumsal kuvvetlerin azalması yer almaktadır. Zaman sınırları kaldırılırsa modele daha fazla katılımcı girecek ve kararı oluşturduğu düşünülen problemler ve çözümler iç içe geçmeyecektir. Ayrıca zaman çerçeveleri de buna benzer etkiyi yapmaktadır. Daha uzun zaman perspektifi kararın kapsamını genişletecek, katılımcıların çeşitlenmesini sağlayacak ve çözümlerin sayısını arttıracaktır. Son olarak kurumsal faktörlerin çöp kutusu modeline olumsuz etkisi modele girecek unsurları azaltabileceği, modeli kısıtlayabileceği hatta “kutunun kapağını kapatabileceği” şeklinde gözlenmiştir.

Sınırlı rasyonellik, politika-güç ve çöp kutusu paradigmaları karşılaştırılınca, stratejik karar vermenin en iyi sınırlı rasyonel ile politik görüşlerin bir kombinasyonu olarak tanımlanabileceği görülebilir. Bu kombinasyonda sınırlı rasyonellik stratejik karar süreçlerinin bilişsel sınırları ile döngüsünü şekillendirirken, politik perspektif sosyal bağlamı şekillendirir.

Stratejik karar vermenin nasıl gerçekleştiğini açıklayan bu üç perspektif bir arada düşünülürse sonuç olarak denebilir ki; insanlar sınırlı rasyoneldir, güç seçim mücadelelerini kazanır ve şans stratejik karar vermenin seyrini etkiler.

Stratejik Karar Vermeyi Açıklayan Paradigmalar
Etiketlendi:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir