Üst Düzey Yöneticilerde Kibir, Aşırı Güven ve Narsisizm

Üst Düzey Yöneticilerde Kibir, Aşırı Güven ve Narsisizm

 

Firmaların üst düzey yöneticilerinin kibri firmanın kararlarını, karakteristiklerini ve çıktıları etkilediği için stratejik yönetim bakımından önemlidir. Kibrin olumsuz bir psikolojik özellik olması sebebiyle, yöneticilerdeki kibrin de firma için olumsuz etkileri olacağı düşünülmektedir. Kibir ile birlikte aşırı güven ve narsisizm yönetsel psikolojinin önemli bileşenleridir.

 

Kurumsal finans ve stratejik yönetimin kesişim yerlerinden biri olan birleşme ve satın alma faaliyetleriyle ilgili ilk olarak Richard Roll tarafından öne atılan kibir hipotezine göre, satın alan firma hissedarlarının satın alma olayını duyurduktan sonra kafa karıştırıcı kayıpları olmaktadır. Bu firmaların üst düzey yöneticileri (CEOları) birleşen bu oluşumdaki sinerjinin değerini olduğundan fazla görebilmekte ve hedefteki firmaya daha fazla kaynak aktarabilmektedir. Yapılan anlaşmanın ilan edilmesi üzerine ise satın alan firmanın değerinde düşüş, hedeflenmiş firmanın değerinde ise bir artış gözlenmektedir.

 

Kibir hipoteziyle son 30 yıldır çeşitli araştırmalar yapılmış olmakla beraber, kibir ile ilgili Yunan mitolojisinde benzerlikler bulmak mümkündür. Efsanevi kişi ve anlatılarda aşırılığa atıf yapan kibir, Nemesis ve Ananke ile bağlantılıdır. Nemesis kendisini provoke edenlere intikam duygusuyla müdahale ederken yıkım ile eş anlamlıdır. Ananke ise bir kahramandır, kaderi temsil eder ve kibrinin etkisi altında kendisinin meydan okuma ve el koyma hakkının olduğuna inanır. Dolaylı olarak kibir, kaderiyle yüzleşen kahramanın trajik liderlik figürünü betimler. Finans ve stratejik yönetimde ise nemesis genellikle bir tür kurumsal başarısızlık formunda meydana gelmektedir ve sıklıkla performans etkileriyle yansıtılır.

 

Kibre ilişkin en güzel tanımlama semptomlarla David Owen ile Jonathan Davidson tarafından yapılmıştır. Yazarlara göre kibir sendromunun semptomları şunlardır:

 

  1. Dünyalarını öncelikli olarak güç ve zafer arenası olarak narsistik görme eğilimi,
  2. Kendisini her zaman iyi gösterecek şekilde eylemlerde bulunma yatkınlığı,
  3. İmaj ve görünümle ilgili orantısız bir endişe,
  4. Günlük aktivitelerden peygambervari bahsetme ve yüceltilme yatkınlığı,
  5. Kendi görüşünü ve çıkarlarını millet veya örgütüyle özdeşleştirmek,
  6. Üçüncü tekil kişi ağzıyla veya biz olarak konuşma eğilimi,
  7. Kendi yargılarına aşırı güvenme ve başkalarının tavsiye ve eleştirilerini küçümseme,
  8. Her şeye gücünün yetebileceği hissi ve kendine abartılı inanma,
  9. İnsanlara hesap vermekten ziyade tarihe veya Allah’a hesap verme inancı,
  10. Tarih ve Allah karşısında haklı bulunacağına dair sarsılmaz bir inanç,
  11. Sıklıkla artan bir izolasyonla ilişkili olarak gerçeklikle iletişim eksikliği,
  12. Hoşnutsuzluk, umursamazlık ve düşüncesizlik,
  13. Ahlaki doğrulukla ilgili geniş vizyonunu uygulanabilirliği, maliyeti veya sonuçlarını düşünmeden kullanma eğilimi,
  14. Kibirli yetersizlik: aşırı güven uyguladığı politikanın girdisi çıktısını düşünmemesine yol açtığı için her şey yanlış gider.

Bu semptomlardan 1, 2, 3, 4, 7, 8 ve 9 numaralı olanları narsisistik kişilik bozukluğu davranışlarıyla aynıdır. Bu 14 semptomdan en az üç tanesine sahip olan bir yöneticide kibir sendromunun olduğu ifade edilmektedir.

 

Yöneticilerin kibrini ölçmek kolay değildir. Bunun için de kibri yansıtabileceği düşünülen aşırı güven ve narsisizm kavramları önemle ele alınmaktadır. Kibre bilişsel bir yaklaşım olan aşırı güven, genellikle birey ve çevresel realitenin yanlı bir algısı olarak adlandırılır ve şöyle tanımlanabilir: kişinin kendi yeteneklerini ve kendisinin kişisel durumuna ilişkin sonuçları ortalamadan daha iyi, olduğundan fazla tahmin etmesidir.

 

Örnek vermek gerekirse kendine aşırı güvenen CEO’ların yatırımları aşırı güveni olmayan CEO’ların yatırımlarına göre nakit akışına daha duyarlıdır. Ayrıca aşırı güven borcun özsermayeye oranını, yatırımları ve finansal tahminlerin açıklanmasını etkilemektedir. Ek olarak kendine aşırı güvenen CEO’lar aksi durumdaki CEO’lara göre satın almaları daha iyi yürütebilmekte ve bu da satın alma girişiminde bulunan firma hissedarlarının kayıplarını azaltmada önemli bir olgu olarak yer almaktadır.

Literatürde aşırı güven üç farklı yolla anlaşılmaktadır. Bunlardan ilki olan aşırı tahmin etmede, insanlar kendi aktüel yeteneğini, performansını, kontrol düzeyini ve başarı şansını olduğundan daha fazla tahmin ederler. İkincisi aşırı kesinlikte insanlar kendi fikirlerinin doğruluğuyla ilgili aşırı kesin bir tutum sergilerler. Son olarak aşırı yerleştirmede ise insanlar kendilerini diğerlerinden daha iyi olduklarına inanırlar.

 

CEO’larda aşırı güven bir dereceye kadar arzu edilebilir çünkü yönetim kurullarının doğal olarak riskten kaçınmalarının etkisini yok edebilirler. Bu da daha yüksek kâr beklentili dönüşlerinden dolayı hissedarların yararına olacak daha riskli projelere imza atılmasına neden olabilir.

 

Kibre kişilik yaklaşımlardan biri olan narsisizm ise kompleks, çok boyutlu bir klinik şablondur. Narsisistik kişilik bozukluğu bulunan kişilerde 9 davranışın bulunabileceği bilinmektedir:

 

  1. Kendilerine görkemli bir önem yüklerler.
  2. Sınırsız bir başarı, güç, güzellik ve sevgi fantezileriyle doludurlar.
  3. İnanırlar ki kendileri özeldir ve sadece diğer özel bireyler tarafından anlaşılabilirler.
  4. Aşırı biçimde takdir edilme gereksinimi duyarlar.
  5. Hak sahipliği duygusuna sahiptirler.
  6. Diğer kişileri kullanma eğilimleri vardır.
  7. Empatiden yoksundurlar.
  8. Çoğunlukla kıskançtırlar ancak başkalarının kendilerini kıskandığını düşünürler.
  9. Kibirli, küstahça davranış ve tutum sergilerler.

Narsisizm kendini sevme saplantısıyla iyi gelişmiş bir nevrozu resmeder. Sigmund Freud’a göre iki narsisizm türü vardır. Birincil narsisizm çocuklarda görülürken, ikincil narsisizm yetişkinlerde görülür. Bu iki tür arasındaki fark öz obje ilişkisinin doğasıdır. Çocuklardaki ego yakın dış çevreden küçük miktarda ayrışmıştır. Aksine yetişkinlerde ise ego açık bir şekilde farklılaşmıştır ve -özellikle diğer insanları olmak üzere- diğer objeleri dışarıda tutan öz sevgisinin objesidir. Bu ikincil narsisizm formu yetişkinlerin ve dolayısıyla üst düzey yöneticilerin ego patolojilerinde kullanılmaktadır.

 

Narsist üst düzey yöneticiler iş arkadaşları ve örgütleri için risk unsurudurlar.  Bu tip yöneticiler için güç ve prestij firmanın göstereceği performanstan daha önemlidir. Bu sebeple onlar kendilerine güç sağlayacak projelere odaklanırlar ve firmanın dış çevresine uyum sağlayıp sağlamamasıyla ilgilenmezler. Ek olarak ise örgüt içi takımlarına gerekli ilgiyi göstermeyip, iş arkadaşlarını susturacak uygulamalara girişirler. Narsisizm tehlikesinin anlaşılması maalesef zarar ortaya çıkana dek örgütler tarafından anlaşılmamaktadır.

 

Yöneticilere yönelik geliştirilen narsisistik kişilik envanteri narsisizmi dört boyutta ölçmektedir: insanları sömürücülük/hak sahipliği (kendimden dolayı saygı görmeyi isterim), liderlik/otorite (ilgi odağı olmak isterim), üstünlük/küstahlık (diğerlerinden daha iyiyim) ve sadece kendiyle ilgilenme/kendine hayranlık duyma (ne kadar çok sıra dışı ve özel olduğumu düşünürüm).

 

Narsistleri verimli-verimsiz diye sınıflandıran özellikler de mevcuttur. Verimli narsist yöneticileri ele alırsak, onlar vizyonerdirler ve iş arkadaşlarını hükmü altına alabilir ve işbirliğini sağlayabilirler. Bu iki özellik yönetsel düzeyde oldukça faydalı olabilir. Ayrıca etkileyici bir karizmaya sahiptirler. Bu olumlu yönlerinin yanı sıra düşük dinleme becerileri, empati eksikliği, aşırı rekabetçi özellikleri ve mentörlüğü reddetmeleri yıkıcı ve olumsuz yönleridir.

 

Kibir, aşırı güven ve narsisizm birbirine yakın kavramlar gibi gözükse de, üçünün alakalı olduğu psikoloji gelenekleri farklıdır. Aşırı güven davranışsal stratejinin büyük çoğunluğunun olduğu gibi- bilişsel ve sosyal psikoloji geleneklerine aitken, narsisizm kişilik psikolojisine, kibir ise anormallik psikolojisine aittir. Yine de narsisizmin anormallik psikolojisine, kibrin ise kişilik psikolojisine giren yönleri bulunmaktadır. Dolayısıyla bu üç kavramın farklı teknik ve metotlarla irdelenmesi gerekmektedir.

 

Özetle üst düzey yöneticilerin psikolojileri üzerine en önemli kavramlar olan kibir, aşırı güven ve narsisizm firmanın performansını çoğunlukla olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuz etkileri olumluya dönüştürmek ise gözetimin etkin olarak yapıldığı etkili bir yönetim kurulunun varlığıyla mümkün olabilecektir.

Üst Düzey Yöneticilerde Kibir, Aşırı Güven ve Narsisizm
Etiketlendi:             

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir