Yöneticilerde Arzu Düzeyi ve Yüklemeler

Yöneticilerde Arzu Düzeyi ve Yüklemeler

Yöneticilerin planlanan değişimleri başarıyla yürütebilmeleri çoğunlukla belirledikleri arzu düzeyine (aspiration level) bağlıdır. Bu örgütsel değişimleri başarısız yürüten ve kötü performans alan yöneticiler ise bu durumları açıklamak için yüklemelerde (attribution) bulunmaktadırlar (Arzu düzeyi bazı yerlerde istek veya umu düzeyi; yükleme ise atıf veya atfetme olarak geçse de kanımca bu iki deyişin kullanılması daha akla yatkındır.)

Psikolojik olarak nötr olan referans noktası veya tatmin edici sanılan en küçük sonuç olarak tanımlanabilen arzu düzeyi, hem sosyal hem de tarihsel olabilmektedir. Sosyal arzu düzeyi –sosyal karşılaştırma teorisine dayanarak- diğer kişilerin veya firmaların yaş, büyüklük ve performans gibi çeşitli özellikleri dikkate alınarak belirlenir. Tarihsel arzu düzeyi ise kişinin geçmişteki performansları baz alınarak oluşturulmaktadır.

Yöneticiler riskli örgütsel değişimleri sosyal ve tarihsel arzu düzeylerine ilişkin performansları, pazar dinamiklerinin sunduğu fırsatlar ve önceki değişimler yoluyla ortaya çıkan momentum vasıtasıyla yönlendirmektedirler. Bu sosyal ve tarihsel arzu düzeylerine ilişkin performanslar değişim motivasyonu olurken, ortaya çıkan momentum ise değişim yeteneği anlamına gelmektedir.

Gerek sosyal gerekse tarihsel arzu düzeyi üzerinde gerçekleşen performanslarda değişim olasılığı azalmaktadır. Bunun gerekçesi olarak statüko eğilimi ve bağlılığın artması gösterilebilir.

Arzu düzeyleri yöneticilerin davranışlarını şekillendirmektedir. Yönetici zihninde belirlediği arzu düzeyini izlemekte ve bu düzeyi aşıp aşmamasına göre davranışlarını belirlemektedir. Bu iki alternatif arzu düzeyi oluşturma yolu davranışları şekillendirme açısından oldukça büyük benzerlikler göstermektedir.

Arzu düzeyi örgütsel boyutta incelendiğinde ise bu düzeyin altında sergilenen performanslar için örgütlerin tamamen elastik olmadıkları görülmektedir. Bu demektir ki örgütler kötü performanslara her zaman tepkisel davranmamaktadırlar.

Kötü örgütsel sonuçların alındığı bir firmada yöneticiler bu sonuçları açıklamak için çeşitli nedensel mekanizmalar kullanmaktadırlar. İnsanların eylem ve davranışlarına nedenler atamaya güdülenmeleri pek doğaldır ki firma yönetimlerinde de görülmektedir. Bu sürece sosyal psikolojide yükleme teorisi (attribution theory) denilmektedir.

Örgütsel düzeyde yüklemelere bakıldığında ise şöyle bir sonuç çıkmaktadır: Performans bakımından istikrarsız olan örgütlerin sonuçları üzerinde gerçek anlamda kontrolü az olan yönetim ekibi, kontrollerinin izlenimlerini yönetmek için nedensel yüklemeleri stratejik şekilde ve ustalıkla kullanmaktadırlar. Bu yöneticiler istikrarlı bir performansa sahip firmalara göre gerek olumlu gerekse olumsuz sonuçlar için sorumluluğu daha fazla talep ederler ve gerçekleşen kötü performansı hızla değişen ve kontrol edilemeyen çevresel gelişme ve olaylara yüklemeye uzak durur gözükürler (bu durum bazı psikolojik teorilerin aksidir). Bu firmaların yöneticileri adeta bir kontrol yanılsaması içindedirler.

Bu yükleme stratejilerini kullanan firmaların gelecekte daha iyi bir performans gösterdikleri bilinmektedir. Genel olarak ise bütün yönetim ekipleri olumlu sonuçları kendilerine yormaya ve olumsuz etkiler için çevresel faktörleri suçlamaya güçlü meyil göstermektedirler. İstikrarsız performans sergileyen örgütlerin yönetim ekipleri olumsuz sonuçlar için daha fazla sorumluluk kabul etme davranışı sergilemektedirler.

Firmaların yıllık faaliyet raporları incelenerek yapılan bir çalışmada, yöneticilerin firmanın olumlu gidişatına diğer nedensel ifadelere nazaran kendi katkılarını üç kat daha fazla öne çıkardığı görülmüştür. Örgütsel düşüş ve gerilemeler için ise sorumluluğu kendilerine almalarına nazaran çevresel faktörleri suçlamayı üç kat daha fazla yapmışlardır.

Örgütlerin stratejik yönetim süreçleri kurumsal yükleme ve arzu düzeyi ile yakından ilişkilidir. Stratejik kontrol ve değerleme aşamasında alınacak geribildirimlerde muhtemel olumsuz sonuçlar ilgili yöneticilerin nedensel yüklemeler yapabileceği durumlardır. Yöneticilerin biliş düzeyleri bu yüklemelerin niteliğini etkileyebilmektedir.

Ayrıca geribildirimlerin izlenmesinde verilecek tepkisel davranışlar bireysel düzeyde yöneticilerin kolektif düzeyde ise örgütlerin arzu düzeyleriyle alakalıdır. Son olarak arzu düzeyi de sosyal bilişi dolayısıyla da yöneticilerin problem sezme becerileri üzerinde etkili olmaktadır. Arzu düzeyinin altında gerçekleşen problemler daha kolay sezilip, çözüm sürecine sokulmaktadır.

Yöneticilerde Arzu Düzeyi ve Yüklemeler
Etiketlendi:     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir