Yöneticilerin Kötü Tahminleri ve Gelen Büyük Başarılar

Yöneticilerin Kötü Tahminleri ve Gelen Büyük Başarılar

Yöneticiler ve girişimciler çoğunlukla yeni girişimlerin başarısını tahmin etme yetenekleriyle değerlendirilirler. Şöyle ki yöneticiler yeni ürün ve fikirleri değerlendirip, onlardan hangilerinin başarılı olacağını belirlerler ve başarılı yeni ürün ve teknolojileri kestirerek kariyerlerini ilerletirler. Neyin büyük iş olacağını görebilen ve başarıyla bu büyük işe yatırım yapan girişimciler ise zengin olurlar ve iş dünyası dergilerinin kapağında kendilerine yer bulurlar.

 

Sezgisel olarak, yapılan doğru bir tahminin iyi bir yargının yani tahmin yeteneğinin sonucu olduğu ve durumun güzel değerlendiği herkesçe bilinir. Ancak bu bazen de iyi bir yargının değil, aslında kötü bir yargının işareti de olabilmektedir. Bunun nedeni kötü bir yargıya sahip olan tahmincinin iyi bir yargıya sahip tahminciye nazaran, başarılı olacak nadir ve uç bir noktadaki ürün olayını kestirmede büyük olasılıkla daha iyi olmasıdır.

 

Yeni bir ürünle ilgili mevcut tüm bilgiyi kullanan yöneticiler uç noktada bir kestirimi daha az ihtimalle yaparken, kestirme yolları ve sezgilerini kullanan yöneticiler ise uç noktadaki kestirimlere daha yüksek ihtimalle ulaşmaktadırlar. Yalnız unutulmamalıdır ki doğru bir kestirim iyi bir tahmin yeteneğinin göstergesidir. Tahmin yeteneği veya yargı birçok tahmin sonucunda elde edilen tahminin doğruluğunun ortalama düzeyi olarak tanımlanabilir.

 

Uç bir noktadaki olayı tahmin etmede temel oran (base rate) etkili olmaktadır. Literatürde temel oran yanılgısı diye de geçen bir ihmalde, insanlar genel doğruları göz ardı edip o konuyla ilgili ayırt edici özellikleri öne çıkartarak yanlış varsayımlarda bulunurlar.

 

Örneğin bir insan düşünün ki her hafta tiyatroya gidiyor, son çıkan filmleri takip ediyor, yıllık müze kartı var ve tatilinin çoğunu da tarihi yerlerde gerçekleştiriyor. Size bu kişinin mesleğinin arkeolog mu yoksa öğretmen mi olma olasılığı yüksektir diye sorulduğunda, çoğu kişi arkeolog diyecektir çünkü belirtilen özellikler arkeologlara daha yakındır. Ancak toplumun tamamı düşünüldüğünde öğretmenlerin sayısının daha fazla olduğu düşünülürse bu kişinin öğretmen olma olasılığı daha yüksektir. Yanlış cevaplayanların hepsi temel oran yanılgısına düşmüştürler.

Temel oran düşük olduğu için rasyonel tahminciler -Schumpter’in yıkıcı yaratıcılık kavramında açıkladığı- yeni bir teknolojinin yıkıcı olması üzerine nadiren iddiaya girerler. Sinyallere aşırı tepki gösteren ve temel oranı ihmal eden irrasyonel tahminciler ise bu tarz işleri daha yüksek olasılıkla yapacaklardır. Anlaşılacağı üzere hangi teknolojilerin yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu tahmin etmede yaşanan başarısızlıklar zayıf bir yargının işareti, kusurlu zihinsel modeller veya atalet demek değildir. Uç noktaları tahmin etmede rasyonel bireyler etkisiz ve duyarsız gözükürken, irrasyonel bireyler çevik ve duyarlı gözükürler.

 

Yöneticilerin tahmin doğruluğu performansla da ilişkilidir. Doğru tahminde bulunan yöneticiler ve girişimciler çoğunlukla daha yüksek performans gösterirler ve daha fazla kazanç elde ederler. Stratejik yönetimde yer alan rekabet avantajının temelleri yönetsel öngörülerde yatmaktadır. Sadece rekabet çevresinden önce kaynakların değerini bilen firmalar rekabet avantajını elde edebilirler. Ayrıca yöneticilerin karar vermelerinde ve tahmin etmelerinde yanlış veya aşırı güven içeren nitelikler öne çıkarsa, rekabet edilen pazardaki rakipler pazarın fırsatlarını kullanma imkânı bulabilirler.

 

Özetle yönetsel öngörü ve tahminlerdeki doğruluk koşullar değiştikçe farklılaşmaktadır. Davranışsal strateji boyutuyla verilecek yargılar kötü olsa bile uç noktalardaki olaylarda yüksek başarı elde edilebilir.

Yöneticilerin Kötü Tahminleri ve Gelen Büyük Başarılar
Etiketlendi:     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir