Örgütlerde Anlam Yaratma Süreci

Örgütlerde Anlam Yaratma Süreci

Anlam yaratma hepimizin hayatının önemli bir bölümünde gerçekleşmiş bir süreçtir. İnsanlar yeni, belirsiz, kafa karıştırıcı ve çoğunlukla da beklentileri ihlal eden olay veya durumlarla karşılaştıklarında bu süreci kullanırlar. Örgütlerin merkezi bir aktivitesi ve yönetim fonksiyonlarından biri olan örgütlemenin tam da çekirdeğinde olması sebebiyle oldukça önemli bir kavramdır.

Karl Weick adlı örgüt teorisyeni tarafından literatüre kazandırılan anlam yaratma (sensemaking) örgüt teorilerine alternatif olarak gösterilmiştir. Kapsamlı bir tanım olarak çevreden gelen işaretlere parantez açmayı ve bunlarla meşgul olmayı, yorumlama ve eylem döngüleri yoluyla öznelerarası anlamlar oluşturmayı ve böylece daha sonra işaretlerin tekrar çizilebileceği düzenli bir çevre sahnelemeyi içeren bir süreç şeklinde ifade edilebilir. Bu sürecin en önemli özelliği ihlal edilen beklentiler tarafından teşvik edilmesidir.

Hem birey hem de toplum düzeyinde izleri görülen anlam yaratma, örgütlerde bireylerin muğlâklık veya belirsizlik anlarıyla karşılaşmalarıyla ortaya çıkmaktadır. Bu durumlarda çevreden işaretleri çıkartan ve yorumlayan bireyler süregelen durumu açıklığa kavuşturmaya çalışırlar. Bu işaretleri, meydana gelen şeyi anlamlandıran ve düzeni sağlayan akla yatkın bir açıklama için dayanak olarak kullanmaları ve çevreyi sahnelemeye devam etmeleri anlam yaratma sürecini başarıyla bitirmelerini sağlamaktadır.

Burada anlama yaratma ile yorumlama arasındaki ince farkı görmek gereklidir. Sıklıkla anlam yaratmayla karıştırılan yorumlama daha dar kapsamlıdır. Yorumlamanın ötesinde olan anlam yaratma, olay ve çerçevelerin aktif yazarlığını içerir. Bunun sebebi insanların kavramaya giriştiği birçok durumu yapılandırmada bir rol oynamalarıdır.

Eş anlamlı olarak kullanımı da yaygın olan yorumlama ve anlam yaratma aslında birbirinden oldukça farklıdır. Anlam yaratma yorumlamayla beraber yazarlığı, keşifle beraber yaratımı içermektedir. Dahası anlam yaratma insanların yorumladıkları şeyleri yapılandırmasıyla ilgilidir. Yorumlama ise hâlihazırda mevcut bir anlam çerçevesini varsayar ve bireyin yeni bir işareti basit bir biçimde mevcut çerçeveye bağlaması gerektiğini öngörür. Yorumlama ayrıca bireyin yorumlama ihtiyacını bilmesini de varsayar. Herhangi bir çerçevenin olmadığı veya işaretler ile çerçeve arasında hiçbir açık bağlantının olmadığı durumlarda anlam yaratma olur. Son olarak anlam yaratma keşiften daha fazla buluşla ilgilidir ve buluş yorumlamadan üstündür.

Anlam yaratma üzerine yıllardan bu yana farklı görüşler gelmiştir. Bazı yerlerde daha bireysel ve bilişsel bir süreç olarak resmedilirken, bazı yerlerde doğasından ötürü sosyal ve söylemsel olarak gösterilmektedir. Konuyla ilgilenenlerin çoğu anlam yaratmayı geçmiş dönük (retrospektif) bir olgu olarak işlerken, bazıları anlam yaratmanın geleceğe dönük (prospektif) bir süreç olduğuna inanmaktadırlar.

Kavramı ilk kullanan Karl Weick anlam yaratmanın yedi özelliğine dikkat çekmiştir: kimlik inşasında temellenme, retrospektif, makul çevrelerin sahneleyicisi, sosyal, süregelen, çıkarılan işaretlere odaklı ve kesinlikten ziyade akla yatkınlığın hakim olduğu.

Anlam yaratma sürecinin başarıyla tamamlanması için belli başlı hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Öncelikle birey işaretleri algılayacak veya fark edecektir. Bunun sonrasında ilgili yorumlamaları yaratması gerekmektedir. Son olarak ise bu süreci oluşturduğu anlama yönelik eyleme geçme ile bitirmelidir.

Örgütlerdeki anlam yaratma birçok durumdan tetiklenmektedir. Örneğin örgütün çevresinde meydana gelen şoklar bu tetikleyicilerin başında gelmektedir. Örgütün hızlı değişen çevrede krizlere girmesi, yerleşmiş kimliğine karşı gelen tehditler ve en ilginci örgütün işleyişi dâhilinde planlı değişim girişimleri anlam yaratmayı tetikleyen diğer unsurlardır.

Çeşitli faktörlerce tetiklenen anlam yaratma örgütleri ilgilendiren birçok olayın başarılmasını kolaylaştırmaktadır. Değişen çevreye ayak uydurma ve meşruiyet kazanma adına yapılan stratejik değişimler, araştırma-kullanma dengesinin kurulmasıyla gerçekleştirilip rekabet avantajı getiren örgütsel öğrenme ve bütün örgütsel süreçlerde yapı taşları olan yenilik ile yaratıcılık bu faaliyetlerin başında gelmektedir.

Yapılan çalışmalar sonucunda anlam yaratmanın çeşitli formları ve ilgili kavramları türetilmiştir. Bu spesifik formlar arasında bileşen-fikirli anlam yaratma, kültürel anlam yaratma, ekolojik anlam yaratma, çevresel anlam yaratma, gelecek odaklı anlam yaratma, kültürlerarası anlam yaratma, kişilerarası anlam yaratma, pazar anlam yaratması, toplum yanlısı (prososyal) anlam yaratma, prospektif anlam yaratma ve becerikli anlam yaratma bulunmaktadır.

Misal olarak kültürel anlam yaratma ile girişimcilerin ya da toplulukların işletme başarısızlıklarını nasıl anlamlandırdıkları, politik anlam yaratma ile güçlü sosyal unsurların çok uluslu işletmeler ile onların çoklu yerel bağlamları arasındaki ilişkileri nasıl yapılandırdıkları ve becerikli anlam yaratma ile ötekilerin perspektiflerini değerleme ve bu anlayışı ufuk arttırıcı söylemi sahnelemek için kullanma yeteneği ifade edilmektedir.

Anlam yaratma ile ilgili benzer kavramlar ise anlam bozma, anlam verme, anlam talep etme, anlam değiş tokuş etme, anlam gizleme ve anlam belirtme olarak sıralanabilir. Bu kavramlardan en önemlileri anlam verme ve anlam bozmadır. Anlam verme ile anlam yaratmayı etkilemeye girişmek ve örgütsel gerçekliğin tercih edilen yeniden inşasına doğru diğerlerinin anlamını yapılandırma kastedilmektedir. Son olarak anlam bozma ise anlamın bozulması veya yıkılması şeklinde anlaşılmaktadır.

Örgütlerde Anlam Yaratma Süreci
Etiketlendi:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir