Özümseme Kapasitesi İşletmeler İçin Önemlidir

Özümseme Kapasitesi İşletmeler İçin Önemlidir

Günümüzde bilgi işletmeler için sürdürülebilir rekabet üstünlüğü getiren unsurlardan biri haline gelmiştir. İşletmeler kendi sınırları dışındaki bilgiye en muhtaç olduğu dönemdedirler. İhtiyaç duyulan bu dış bilgiyi kullanma ve değerlendirme yeteneği çoğunlukla işletmenin önceki ilişkili bilgi düzeyinin bir fonksiyonudur. En basit anlamda burada kastedilen önceki bilgi, temel becerileri veya paylaşılan bir dili içerir ancak bahsi geçen alandaki en son bilimsel ve teknolojik gelişmelerin bilgisini de içerebilir. İşte bu önceki ilişkili bilgi; yeni bilginin değerini fark etme, bu bilgiyi hazmetme ve ticari amaçlara uygulama yeteneğini yani özümseme kapasitesini (absorptive capacity) oluşturmaktadır.

Örgütlerdeki özümseme kapasitesi çeşitli yollarla üretilebilmektedir. Örneğin işletmeler araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yatırım yaparak yan ürün olarak özümseme kapasitelerini oluşturabilmektedirler. Özümseme kapasitesi imalat faaliyetlerinin yan ürünü olarak da geliştirilebilmektedir. Ek olarak işletmeler personelini teknik eğitimlere yollayarak da özümseme kapasitelerine doğrudan yatırım yapabilmektedirler.

İşletmelerin yeni bilgiyi kullanmak ve hazmetmek için önceki ilişkili bilgiye gereksinim duymaları özümseme kapasitesi kavramının temel dayanağıdır. Bu ise bilişsel psikoloji alanında yapılan birey düzeyindeki çalışmalarla doğrulanmıştır. Örneğin hafıza ile ilgili olarak birikmiş önceki bilginin hem yeni bilgiyi hafızaya alma hem de daha sonra yeniden çağırma ve kullanma yeteneğini arttırdığı gözlemlenmiştir. Görülmektedir ki hafıza gelişimi kendini pekiştiren bir yapıya sahiptir çünkü ne kadar çok obje, şablon ve kavram hafızada depolanırsa, yeni bilgiyi elde etmede birey o kadar hazır olacak ve bunları yeni koşullarda kullanması da o kadar kolay olacaktır.

Önceki bilgi öğrenmeyi de arttırır çünkü hafıza yani bilginin depolanması önceki kavramlarla oluşturulan bağlantılar aracılığıyla diğer ifadeyle ilişkisel öğrenme yoluyla geliştirilmektedir. Örneğin dil öğreniminde problem yeni kelimelerle karşılaşma değildir. Karmaşık ifadeleri anlamak için geniş bilgi yapısının birikmesi gerekmektedir. Yeni bir kelimenin öğrenilmesi için hafıza sisteminde bilgi yapıları setinin oluşturulması önemlidir.

Daha önce edinilen öğrenme becerilerini bilgi yapıları üzerinden geçişi de mümkündür. Bir görevi öğrenmede elde edilen deneyim sonraki başka bir görevi öğrenmede performansı etkileyebilmekte ve arttırabilmektedir. Öğrenme performansındaki bu ilerleme öğrenmeyi öğrenme olarak ifade edilmektedir. Örneğin matematikte cebirin ilkelerini öğrenen kişiler türev ve integral gibi diğer matematik konularını daha rahat öğrenebilmektedir. Ya da bir programlama dilini bilen kişiler başka bir programlama dilini hiç bilmeyenlere göre daha etkili öğrenmektedirler çünkü programlama kavramlarının semantiğini daha iyi kavramaktadırlar.

Öğrenmeye ek olarak problem çözme becerileri de benzer şekilde gelişmektedir. Var olan problem çözme yöntemleri ile kestirme yolları bireylerin yeni problem çözme yetenekleri edinmesine olanak sağlamaktadır. Öğrenme yetenekleri mevcut bilgiyi hazmetme kapasitesinin gelişimini içerirken, problem çözme becerileri yeni bilgi oluşturma kapasitesini temsil etmektedir. Bunun dışında problem çözme ve öğrenme yetenekleri birbirine çok benzemektedir.

Tabi etkili bir özümseme kapasitesi geliştirmek için bireyin sadece önceki ilişkili bilgiye maruz kalması yeterli değildir. Bunun için yoğun çaba gerekmektedir. Böylelikle daha önce öğrenilen bilgiler ile mevcut bilgi arasındaki ilişkiler daha fazla kullanılacak ve bu yeni bilginin geri çağrılması daha da kolaylaşacaktır. Eğer belirli bir problem tipinde yapılan pratikler kesintili olursa, sonraki problemler serisinde geçmiş bilginin transferi oldukça az olacaktır. Bu yüzden karmaşık problemler için dikkate değer bir zaman ile çabanın harcanması gerekmektedir.

Öğrenmenin kümülatif bir özellik sergilediği ve öğrenme performansının da daha önce öğrenilen konularla ilgili olduğunda daha yüksek olduğu göz önünde tutulursa, yeni alanlarda öğrenmek daha zordur. Diğer ifadeyle bireyin uzmanlığı ancak küçük artımlarla değişmektedir. Bu yüzden bilgi çeşitliliği fazla olursa bireyin öğrenmesi de kolaylaşacak yani özümseme kapasitesi gelişmiş olacaktır.

Bireyden örgüte geçerken, bir firmanın özümseme kapasitesi çalışanlarının özümseme kapasitelerine bağlıdır demek yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla örgütsel özümseme kapasitesini geliştirmek için onu oluşturan unsurların yani çalışanlarının özümseme kapasitelerine yatırım yapmak gerekmektedir. Tabi tıpkı bireylerde olduğu gibi örgütsel özümseme kapasitesi de kümülatif bir şekilde gelişecektir.

Firmanın özümseme kapasitesi tabii ki basit anlamda çalışanlarının özümseme kapasitelerinin toplamı değildir. Örgütün özümseme kapasitesinin farklı yönleri bulunmaktadır. Bu manada sadece bilginin hazmedilmesi veya alınması değil aynı zamanda kullanma yeteneği de öne çıkmaktadır. Bu yüzden örgütsel özümseme kapasitesinden bahsetmek için sadece örgütün dış çevreyle doğrudan arayüzü eksik olacaktır. Buna ek olarak bilginin bölümlere ve bölümler arasında transferi de önemlidir. Özetle bir firmanın özümseme kapasitesinde dış çevreyle örgüt ve alt birimleri arasındaki iletişim yapısı ile örgüt içindeki uzmanlığın dağılımı ve karakteri etkilidir.

Örgütün özümseme kapasitesi iki özelliğiyle yol bağımlılığı özelliği de sergilemektedir: kümülatiflik ve beklenti oluşturma üzerine etkisi. Yol bağımlılığı (path dependency) kavramı ile farklı alternatifler arasından yapılan ilk seçimin ardından diğer alternatiflere geri dönememe ve kilitlenme hali ifade edilmektedir. İlk seçim olumlu sonuçlar doğurduğunda, bu sonuçlar doğrultusunda yapılan yeni seçimler belirli bir yol oluşturmaktadır. İlerleyen zamanlarda pozitif sonuçlar tükendiğinde farklı bir yola götüren bir seçim yapılmak istendiğinde bunun imkansızlığı veya çok zor oluşu kilitlenme olarak isimlendirilmektedir. İşte olumlu sonuçlar ile başlanan ve kilitlenme ile karşılaşılan bu süreç yol bağımlılığı olarak tarif edilmektedir. Bir dönemdeki toplanan özümseme kapasitesi gelecekte daha etkin toplanmışlığa imkan verecektir. Ayrıca ilişkili uzmanlığın sahipliği, firmanın aracı teknolojik gelişmelerin getirilmesini daha iyi anlamasına ve bu yüzden de değerlendirmesine imkan verecek ve beklenti oluşturmasını etkileyecektir. Bu iki özellik özümseme kapasitesinin gelişiminin alana özgü ve yol bağımlı olduğuna işaret etmektedir.

Özümseme kapasitesi üzerine getirilen bir diğer görüş potansiyel ve gerçekleşen şeklinde bir ayrım yapmıştır. Bu görüşe göre özümseme kapasitesi dinamik bir örgütsel yetenek oluşturmak için firmaların bilgiyi elde etme, hazmetme, dönüştürme ve çalıştırmasını sağlayan örgütsel rutin ve süreçler setidir. Bu görüşe göre bilgiyi tanımlama ve elde etme yeteneği ile elde edilen bilgiyi analiz etme, anlama ve yorumlama yeteneği potansiyel özümseme kapasitesi olarak isimlendirilmiştir. Gerçekleşen özümseme kapasitesi ise dönüştürme kapsamında firmanın mevcut ile yeni bilgiyi birleştirme yeteneği ile finansal getiri sağlayacak ürün veya hizmetler için kullanma yeteneğinden oluşmaktadır.

Özümseme kapasitesinin firmalardaki birçok yenilik faaliyetiyle ilişkisi bulunmaktadır. Yürütülen temel bilim araştırmaları, örgüt dışında gerçekleştirilen yeniliklerin benimsenmesi ve yayılması ve son olarak başka örgütlerle ortak olarak kurulan Ar-Ge girişimi kararları bunlardan bazılarıdır. Son olarak söylenebilir ki firmalar faaliyette bulundukları iş çevresinin karakteristiklerine karşı duyarlıdır. Bu yüzden de özümseme kapasitesi örgütlerin kaynaklarını yenilikçi faaliyetlere tahsis etme kararlarının bir parçası olmalıdır.

Özümseme Kapasitesi İşletmeler İçin Önemlidir
Etiketlendi:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir